Blog demek kaynak demek. Fakat haftalardır GReader’a bakasım yok. Meğer blog yazmak tıpkı rss takibi yapmak gibi bir işyeri alışkanlığıymış benim için. Ve birkaç hafta önce işten ayrıldım. Dünya hali… Her Türk erkeği doğar, büyür, sünnet olur ve askere gider. Benim için de askerlik geldi çattı. 6 ay bu görevi yerine getireceğim için tasarım dünyasında ne olup bittiğini takip edemeyeceğim. Hoşçakalın.

Add this!

the-land-of-the-blind.jpg

Ailenizin anarko ruhlu dergisi Futuristika, Amirali Ghasemi ve Serhat Köksal (2/5 BZ) küratörlüğünde gerçekleşen Kentsel Kıskançlık – 1. Uluslararası Gezici Tahran Bienali‘nin Berlin ayağına, kolektif üretiminin sonucunda ortaya çıkardığı afiş-poster çalışmalarıyla katılıyor. Konuyla ilgili yazının devamını buradan okuyabilirsiniz.

Pınar İlkiz’in kentin içinden kent fotoğrafları, Lawrence Roberts’ın kentin dışından bakışı ve Barış-İpek Yarsel’in koyduğu mimler o kadar iyiydi ki bunları birleştirip bir kompozisyon yaratmak benim için oldukça eğlenceli oldu. “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar” filminde dedikleri gibi “Dört doğru pas %90 goldür” :)

Add this!

 gelecek50yil.jpg

Bu günlerde NTV Yayınları’ndan çıkan John Brockman’ın editörlüğünü yaptığı Gelecek 50 Yıl isimli kitabı okuyorum. 180. sayfadayım ve buraya kadar hemen herşey gayet güzeldi. Birbirinden enteresan makalelerin olduğu kitapta, ülkemiz yasalarıyla görmemizin men edildiği Richard Dawkins‘in Moore Yasası Çocuğu adında süper bir yazısı bulunuyor. Bilgisayarların gelişimi ile DNA dizilimimizin çözülme maliyetinin düşmesi ve bu sayede olacaklardan bahsediyor. Yazıda Christopher Evans’ın Moore Yasası‘nın boy göstermeye başladığı sırada yazdığı, otomobil teknolojisi ve bilgisayar teknolojisini karşılaştırdığı parça çok hoşuma gitti. Özellikle onu aktarmak istiyorum:

Bugünün arabaları savaşın hemen sonrasındaki arabalara göre bir dizi farklılıklar taşıyor. … Ama bir an için otomobil sanayisinin aynı dönem boyunca bilgisayarlarla aynı hızda geliştiğini varsayalım: Şimdiki modeller ne kadar ucuz ve daha randımanlı olurdu acaba? … Günümüzde 1.35 sterline alabileceğiniz Rolls-Royce beş milyon kilometrelik yolu bir galon benzinle alırdı ve “Queen Elizabeth II” gemisini çalıştırmaya yetecek gücü sağlardı. Ve de minyatürleştirmeye meraklı olmanız halinde, yarım düzinesini bir topluiğne başına yerleştirmeniz mümkün olurdu.

Add this!

rollar.jpg

Haftasonu yine muhteşem bir temizlik harekatına giriştik. “Yeter artık at at at at!” adını verdiğimiz bu harekat sonucunda çok sayıda mühimmat ıskartaya çıkarıldı. Yıllardır atmaya kıyamadığım bu parçaları yine atmaya kıyamadım ve sizinle paylaşmaya karar verdim. Bakalım neymiş bu parçalar:

  • Büyük bir hevesle Flash bilgimi geliştirmek için aldığım ama bir kez olsun kapağını açıp da bakmadığım Macromedia Flash MX 2004 Kaynağından Eğitim kitabı (Ekindeki CD’lerle birlikte),
  • Yıllar yılı büyük bir keyifle okuduğum. Sayesinde dinlediğim sanatçılar hakkında süper bilgilere eriştiğim ve yine sayesinde birçok yeni grupla tanıştığım, 2002-2006 arası yayınlanmış, 100. sayısının da içinde bulunduğu, 22 sayı ROLL dergisi,
  • Çok geç tanıştığım ve ancak tek bir sayısına sahip olduğum Hayalet Gemi isimli süper derginin Eylül-Ekim 2002 tarihli 68. sayısı.
  • Nasıl elime geçtiğini bilmediğim, üzerinde bir ilaç markasının logosu olan FM radyolu tükenmez kalem (Aslında bunu çöpe de atabilirim:) Atıyım mı atmıyım mı diye çok düşündüm. İsteyen olur mu ki?)

Bu listedekilerden herhangi birini istiyorsanız fatihgul@truetypelies.com adresine mail atmanız yeterli.

İlk isteyenin aldığı bir yönetim şekli izliyoruz. ROLL dergileri bölünmez, toptan gönderilir. Kargo ücreti isteyene aittir.

Add this!

 

Aşağıda sevdiğim, beni etkileyen şeylerin farklı zamanlarda eklenerek oluşturulmuş bir listesi var. Belki liste daha da uzar ama şimdi sizinle paylaşmak istedim.

  • “On derviş bir kilimde uyur, iki padişah bir iklime sığmazmış.” lafını,
  • Şükrü Kızılot‘un maliye yazılarını (Aslında bu kadar kısa geçmek istemiyorum. Kısa zamanda kendisinin sadık bir okuru oldum. Vergi gibi sıkıcı bir konuyu bile okutabiliyor olması enteresan. Keşke kendisinin bir blogu olsa da başka konularda da yazsa.),
  • Michael Bierut‘un işlerini, hem modern hem klasik olabiliyor olmasını,
  • FriendFeed‘i,
  • How I Met Your Mother‘ı
  • James Joyce‘un illüstrasyonlarını,
  • Kokoreç’i (Dünyanın en iyi kokoreçini yapan yeri biliyorum:),
  • Tunç Kılınç‘ın umut, başarı ve gözyaşı dolu insan hikayelerini, özellikle Paul Potts‘u,
  • İstavrit’i,
  • Beth Gibbons & Rustin’ Man’in “Tom the Model” şarkısını,
  • Her gün birbirinden ilginç tasarımlar, fotoğraflar, şeyler toparlayan FFFFOUND‘u
  • Cem Dinlenmiş‘in Penguen dergisindeki “Her Şey Olur”unu

…seviyorum.

Tepedeki muhteşem şey: Nikolay Saveliev tarafından tasarlanmış.

Add this!

Adanın doğuşu, tuval üzeri yağlıboya, 173 x 210 cm

Ryan Browning‘in bu çalışması çok enteresan. Sanat da öyle. Neyi, ne zaman, neden sevdiğini biraz olsun anlayabilse de tam olarak formülü çözemiyor insan.

Add this!

4 Perdelik Trajikomedi

Perde 1
“Tüm Kapatmalar Hukuka Aykırı isimli” yazı Leeds Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, İnsan Hakları Merkezi üyesi Kerem Altıparmak tarafından yazılmış ve 20 Ekim’de bianet’te yayınlanmıştı. Oktar’ın bugüne kadar aynı gerekçelerle Silivri ve Gebze mahkemelerine yaptığı başvuruların sonucunda 61 sitenin erişime kapatıldığını hatırlatan Akdeniz ve Altıparmak, bu durumun mahkemelerin yorum yöntemlerini kullanmasıyla ilgili bir sorundan kaynaklandığını belirtiyordu. Buna göre, 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”u es geçen mahkemeler, hakaretle ilgili diğer düzenlemeleri uyguluyor. Oysa, konuya ilişkin özel bir düzenleme getiren 5651 sayılı kanunun uygulanması gerekir. Bu kanunda da sitelerin erişime kapatılması gibi bir düzenleme bulunmuyor. Akdeniz ve Altıparmak, hali hazırda kapatılacak siteye kapatmadan önce savunma hakkı verilmediğine, birçok durumda kapatmaya gerekçe gösterilmediğine de dikkat çekiyordu.
Yazının tamamı için

Perde 2
A.O ve avukatları Bianet’e, aba altından soba gösteren bir tehdit mektubu yollarlar, ki bu mektubun tarzı yaklaşık şöyledir: “Sitedeki, müvekkillerim ile ilgili söz konusu hukuka aykırı
yayınların 24 saat içinde yayından çıkarılmasını talep ediyor, aksi halde bu yayınların kaldırılması amacıyla mahkemeye başvurmak zorunda kalacağımızı ihtaren bildiriyoruz. Benzeri durumda, Türk Mahkemeleri başta wordpress.com, richarddawkins.net, egitimsen.org.tr ve
groups.google, gazetevatan.com sitesi olmak üzere çok sayıda internet sitesine Türkiye’den erişimi yasaklamışlardır. Bu nedenle milyonlarca kişi halen bu sitelere Türkiye’den ulaşılamamaktadır.”
Yazının tamamı için

Perde 3

Bianet bu tehdite aldırmaz, avukatlara sorar, ilgili yazıda hakaret
içeren hiçbir şey olmadığını vurgular, bir de utanmadan “kapamıyoruz”
diye bir yazı koyar ana sayfasına.
Yazının tamamı için


Perde 4
Ama işte internet öyle bir şeydir ki, okunmasını istemediğiniz yazılar
bile, bir bakarsınız bloglarla, gazete yorumlarıyla, facebook’la,
email gruplarıyla, ekşi’de, sosyomat’ta, wiki’de, bigu’da,
friendfeed’de, twitter’da ve daha binlerce sosyal platformda birden
yayılıverir. Bu bilgi çağında bilgiye erişimi engellemek zor be hocam,
ne yaparsın.

Ha bir de, tdk.gov.tr katkılarıyla bilginize sunarız:
Eleştiri - is. 1. Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış
yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit.
Hakaret - is. (haka:ret) 1. Onur kırma, onura dokunma. 2. Küçültücü
söz veya davranış.

Sansüre Sansür Hareketi
http://www.sansuresansur.org

Add this!

Sayın DigiTurk PR Departmanı Yetkilisi,

Ticari kaygınız nedeniyle istemeden ve farkında olmadan pek çok blog yazarının kişisel özgürlüğünü elinden aldınız.

Bunun beklenen sonucu olarak, an itibariyle, pek çok blog yazarı hem ailelerinin hem de dostlarının Digiturk aboneliklerini iptal ettirmeyi düşünüyor.

Müşteri kitlenizin en üst tabakasında yer alan, sinema paketleri ve yabancı dil kanallarının izleyicilerinin aynı zamanda Türkiye’de en aktif blog kullanıcıları olduğu gözünüzden kaçmaması gereken bir gerçek.

Marka imajınızın özellikle A+ grupta yerin dibine geçtiğinin ve geçmeye devam ettiğinin bilincinde olmalısınız.

Eğer markanızı düşünüyorsanız, ve bu yaptıklarınızdan dolayı üzgünseniz size Sansüre Sansür hareketine ana sponsor olmayı öneririm:
http://sansuresansur.org/

Saygılarımla,

Bir Blog Yazarı

not:
Başlık hem SEO, hem de ironi amaçlıdır.

not 2:
Eğer şu an yasaklanmamış bir blogunuz varsa sizi de benzer bir çağrı yapmaya davet ediyorum (evet bu bir mimdir, ve bu yazıyı okuyan her blog yazarı bu mim’e davetlidir)

not 3:
Konu ile ilgili yorum ve düşüncelerinizi duymaktan mutlu olacağım.

not 4:
Blogunuzda bu konuyla ilgili tepkinizi belirmeye üşenmeyin (bkz: not 2)

not 5:
Fikrin başladığı orijinal blog: http://merickara.net/?p=201

Add this!

max.jpg

İki gün önce tanıştığım ve hemen kanımın kaynadığı Max biraz takıntılı bir tip olmakla birlikte savunduğu değerler dikkate değer. Max Kerning biraz gizemli görünebilir; fakat o hata yapmaz, o en iyi tasarımcılardan biridir. Aslında o düzen, okunaklılık ve yalın bir yazıyı herşeyin üzerinde tutar. O bir font düzenleyici ve yöneticisidir. Max’in geçmişi hakkında çok fazla şey bilmiyoruz. Bazı söylentilere göre Orta Avrupa’nın unutulmuş bir kasabasında doğdu. (büyük bir ihtimalle bir harf dökümhanesinin yakınlarında; ki bazı söylentiler onun bebekken yetim kaldığı ve şefkatli bir tipograf tarafından evlat edinildiğinden bahseder.) Her ne olduysa. Biliyoruz ki o iyi terbiye görmüş, düzenli, titiz ve boyun eğmez bir yazı şampiyonudur.

Max’in epey bir hayranı olduğunu Facebook’taki profilinden görebiliyoruz. Eğer Twitter’da hesabınız varsa ve tipografiyle ilgileniyorsanız Max’in bizim için önerilerini buradan da takip edebilirsiniz. En sevdiklerimden birisi şu:

“Yazarlar kendilerinin çok zeki olduğunu düşünürler. Fakat sürekli Times New Roman kullanan biri nasıl çok zeki olabilir ki? (Doğru çevirmişimdir umarım)

Bir font yönetim programı olan Extensis Suitcase için hazırlanan bu kampanya şimdiye kadar gördüğüm en iyi kampanyalardan biri. Çok sevdim.

Add this!

Kategoriler

aklıma birşey geldi...

 

 

www.sansuresansur.org

 

Close
E-mail It