madem geçmişi kurcalamaya başladık o zaman bu siteyi de atlamayalım. türk dil kurumu sözlüğünde propaganda “Bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtma, benimsetme ve yayma amacıyla söz, yazı gibi yollarla gerçekleştirilen çalışma” olarak tarif ediliyor. hah..işte bu site tam buna parmak basıyor. sitede geçmişten günümüze savaşlar sırasında halk üzerinde psikolojik baskı oluşturup saflarını sıklaştırmaya çalışanlar tarafından hazırlanmış broşür ve black propaganda örnekleri var. bu belgeleri istediğin takdirde satın alabiliyorsun. o zamanlar televizyon falan olmadığı için bu broşür mevzuuna epey önem vermişler. bu linkte de göreceğiniz gibi koca koca uçakları sırf bu broşürleri ülke üzerine saçsın diye kullanıyorlar. (nasıl yapıldığını burada gösteriyor ). sadece uçak mı, hayır! bunun için balonlar salıyorlar sonra da patlatıyorlar sanırım..okumadım o kadarını. listeye bakıyorum da en çok cörmın bi de amerika geçiyor.
You are currently browsing the monthly archive for April 2005.
adventure lounge isimli bu sitede amerikan patent dairesinin tozlu raflarından binbir güçlükle çıkarılmış erken dönem uçak tasarımları bulunuyor hem de sahiplerinin orjinal imzasıyla. içlerinde çok fantastik tasarımlar da mevcut. sonları ne olmuştur bunların sorusunun cevabı bende değil ama tasarımlar görülmeye değer.
amerikan ambalaj müzesi
typographi /fontlar
kearney rocholl /fontlar
linetofonts /guzel fontlar var burda da
typothequei /font üzerine muhabbet
rudy vanderlans /tasarımcı*** (emigrefont)
neville brody Revisited /neville brody hakkında pek de iyi bahsetmeyen bir makale
design observer /ve dolayısıyla mutlaka listemizde olması gereken bir tasarım sitesi
ladisnav sutnar /tasarımcı
zürih tasarım müzesi /müze
edward tufte /üzerine birsürü güzel şey söylenen ama beni zerre etkilememiş, yaptığı herşeyi sitesinde satan tasarımcı
bob sanderson /tasarımcı
type navigatoru /font
hoefler&frere-jones /font
simplicity /tasarım weblog
boxes and arrows
coudal /Visual Elements for Creatives
VOICE /faydalı bir tasarım forumu
max bruinsma/editorialism /max bruinsma bi yazar ve editör ve kendi diyor zaten bi grafik tasarımcı değil. ama tasarım önemli…
post typography /tipografi
research studios /neville brody sitesi.
stefan sagmeister /tasarımcı
philippe apeloig /tasarımcı
bruce mau /tasarımcı
bauhaus archive museum of design /müze
şimdi ambigram nedir diye de sorarsınız siz. açıklıyım. ambigram arkadaşlar 180 derece çevrildiğinde bile aynı şekilde okunan yazılara deniyor. dan brown’ın melekler ve şeytanlar kitabını okurken sık sık karşıma çıkmıştı da hayretler içinde bakınıp durmuştum. tabi kitapta bunu yapan kimsenin olmadığı ve gördüklerimizin son ambigram oldukları yazıyordu. (buradan katolik dünyasına destek olmak istersek eğer, evet dan brown yalancıdır falan da diyebiliriz. neyse konumuza dönelim) scott kim adında kendine puzzlemaster diyebilecek kadar ukala herif bu ambigramlardan yapıyor. şöyle bir bakarken gördüklerim ve ilgimi çekenlerden bazıları; bach için yaptığı ve fantasy yazışı bi de mathematics demiş ona hasta oldum. henüz nasıl bakmak gerektiğini çözemedim ve korkuyorum ama internet bana bu korkumu yenmede yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. daha çok fazla gezmeden classroom diye biyer çıkıyor karşıma yine scott kim yapmış. internette başka ambigram örnekleri de var. misal karşımıza çıkabilecek 250 ambigramı burada listelemişler. himm..feci karşıtı işler polindrom falan.. türkiye’de de kelime oyunlarıyla ve ambigramlarla uğraşan birileri varmış. (bu siteye bulaşırsanız çıkamazsınız gibi o yüzden hiç bakmayın bence.) ve son olarak…siz de kendi ambigramınızı yapabilirsiniz. ambigrammatik hizmetinizde!
not: bazen birsürü şeyi çok geç tanıdığımı, birsürü şeyden çok geç haberdar olduğumu düşünüyorum. olaylara yönelik hafızam gayet gelişmiş ama maalesef isim hafızam berbat. o yüzden buraya “memo” başlığı altında bazı isimler ve kavramlar listeleyeceğim.
Nadav Kander - Fotoğrafçı
Uwe Duettmann- Fotoğrafçı
Erik Kessels- Art Direktör / Kessels Kramer Ad Agency
Joseph Beuys / Dada / Fluxus “Neo-Dada”
yıllardır bu sırt kaşıma muhabbetlerinde sürekli dile getirdiğim ve yapacağımı söylediğim şeyi birkaç ay önce yapmıştım. beceriksiz ve bir o kadar kazıkçı herifler yüzünden baskısı berbat olmuştu. her türlü aşamasını düşünüp tasarladığım şeyin iki üç dangalak tarafından berbat edilmesi haliyle çılgına çeviriyor beni..hrmf…neyse.. sabah ofise geldiğimde çalışma arkadaşlarımdan birinin ekranda böyle bişeye baktığını gördüm. sevindim bi taraftan bi caponla aynı şeyi düşünmüş olmak ilginç geldi..ama sonrasında derin endişe!! caponlar beynimi ele mi geçirdi?
kanada hükümeti ısrarla fok avını desteklemeye devam ediyor. yıllardır izin verdikleri ve iki ay içerisinde binlerce fok’un ölümüne sebebiyet veren bu ülke bu yıl da aynı görüntülere sahne oluyor. birkaç günlük hayvanlar çivili sopalarla öldürülüyor. hatta bazıları tamamen ölmeden derileri yüzülüyor. dünya‘nın her yerinde bu olayı protesto için binlerce insan yürüyor, seslerini duyurmaya çalışıyor ama kanada hükümeti ahlaksızlığında diretmeye devam ediyor. insanın elinden hiçbişey gelmeyince şöyle hokkalı bi küfür savurmak istiyor ama onu da kime nasıl duyuracaksın ki…
bir haftadır yığınla fok öldürüldü bile ama 12 nisanda başlayacak olan ikinci tur katliamı belki de gerçekten baskı yoluyla durdurmaya gücümüz yeter. hiçbirşey yapmamak tabii ki daha kolay ama bi mail atmak da o kadar zor değil. AFAG ve foklar.gen.tr buna inanıyor. siz de inanın. daha önce olmuş, umarım yine olur.
death diye bi sigara markası var mı bilmiyorum ama biraz sonra izleyeceğiniz filmde bol bol geçiyor. bir nevi postmodern emrah vakası, bir simple past, present and the future tense hoşluğu. biraz winmaker gibi anlattım. hadi izleyin. indianmovietrick sunmaktan şeref duyar: i love death!
böyle bir adamın varlığından ancak o öldükten sonra haberim oldu ama yine de onun gibi birsürü adamı öldüklerinden sonra tanıdığımı düşünürsek çok büyük bir kayıp değil. aslında kendi şarkılarını da daha sonra dinlemeye çalıştım ama bir türlü sevemedim. benim sevdiğim başkalarının şarkılarını söyleyen johnny cash. u2′dan “one”, depeche mode’dan “personal jesus“, bob marley “redemption song”, nine inch nails “hurt”… hatırlıyorum ilk personal jesus’ı dinlemiştim ve o andan itibaren arşivimin en gözde şarkıcılarından biridir. geçenlerde yine gecikmeli olarak üstadın hurt şarkısına yaptığı cover’ın video klibini seyretme şansına nail oldum. muhteşem bir klip. hayatım boyunca seyrettiğim en etkileyici klip bile diyebilirim. ölmek üzere olan bi adamın kendiyle olan hesaplaşması, bir tartıp biçme klibin her noktasına işlenmiş. isa’nın son akşam yemeği göndermeleri cash’in son albümünün tamamında da olduğu gibi klipte de yoğun bi şekilde belli ediyor kendini. bi bakıma cash’in yalnız başına son akşam yemeği. “öleceğini mi anladın” be adam demekten alıkoyamıyorum kendimi. şarkının sözlerini de yazıyım izlerken eşlik edersiniz.
i hurt myself today / to see if i still feel / i focus on the pain / the only thing that’s real / the needle tears a hole / the old familiar sting / try to kill it all away / but i remember everything / what have i become? / my sweetest friend / everyone i know / goes away in the end / you could have it all / my empire of dirt / i will let you down / i will make you hurt / i wear my crown of shit / upon my liar’s chair / full of broken thoughts / i cannot repair / beneath the stain of time / the feeling disappears / you are someone else / i am still right here / what have i become my sweetest friend / everyone i know / goes away in the end / you could have it all / my empire or dirt / i will let you down / i will make you hurt / if i could start again / a million miles away / i would keep myself / i would find a way
çok uzun zaman sonra gelen düzeltme:
geçen akşam johnny cash’in hayatını anlatan “walk the line” filmini izledim. bu arada daha fazla şarkısını dinleme şansı buldum ve kendi şarkılarını da sevdim. ve son olarak hurt şarkısı ve klibi halen aynı etkisini sürdürüyor.
Son Yorumlar