cebinizde çok para taşımıyorsunuz diyelim. yani çok paranız var da yanınızda taşımıyorsunuz. ne var ne yoksa kredi kartıyla alıyorsunuz. ama diyelim en ihtiyacınız olduğunda ceplerinizi kurcaladınız ve çoktan siparişini verdiğiniz ve hiç geciktirilmeden poşetlenmiş isteklerinizi elde etmek için yeterli parayı bulamadınız. bu durumda istekleriniz oldukları yerde poşetlenmiş dururken satıcının “sonra verirsin abi” ısrarlarına rağmen ” bi dakka dursun bunlar burda ben para çekip geliyorum” da diyebilirsiniz. burda durmak lazım. şimdi arkadaşlar. pozisyon gereği cepte biten parayı istekleri karşılayacak şekilde bir şekilde tedarik etmek gerekiyor. bu durumda öncelikle en yakın banka hafızada taranır. daha önce geçtiğiniz sokaklar falan düşünülür ve o sırada zaman kaybetmemek için bir yöne doğru düşünmeye devam edilir halde yürünür. biliyorum şimdi böyle yazınca karışıkmış gibi duruyor ama pratikte hiç zorlanmadan yapabildiğimiz şeyler bunlar. yolun başına kadar gelinmiştir artık ve taaaaa yolun öbür karşısında garanti bankası yeşil yeşil yanmaktadır. ama yanınızdaki muhteşem ses size dönüp “bak burda halkbank var, altın nokta değil mi o?” diye sorabilir. siz de karşıya boşu boşuna geçmiş olmamak için hadi bir deneyelim diyebilirsiniz. şimdi halkbank atm’sinin yanındasınız. kartı taktınız..hoşgeldiniz xxx bey merhaba nasılsınız dedi…lütfen şifrenizi giriniz dedi ve ardından çıkan ekranda ışıl ışıl ekranında kaç para çekmek istersinizin rakamca halleri sıfırları atılmış bir halde karşınıza dizildi. bunların hepsi ihtimaller dahilinde. mutlulukla “ver ordan bi 50 yetele” demiş olabilirsiniz ve ardından halkbank atm’si de aşkla para saymaya başlayabilir. ama! siz mutlulukla ekrana bakmaya devam ederken ekran birden değişip “üzgünüz kartınız bu atm’de geçersizdir” şeklinde bir uyarı bu saatten sonra kesinlikle olanaklar dahilinde değildir. baştan söylesenize canım şunu.
You are currently browsing the monthly archive for May 2005.
öyle bi aile düşünün ki AKM‘nin istanbul, ankara, bodrum, dalaman havaalanlarının, galata limanı nın… (böyle gider bu) mimarlığını yapmış olsun. “yok artık” dediğinizi duyabiliyorum ama evet böyle bir aile var. tabanlıoğlu mimarlık
demolition man filminde stallone geçmişte dondurulup gelecek belirsiz bir dünyada uyandırıldığında bu çağın insanlarının müzik zevkinin reklam cıngıllarından oluşmasına hayret dolu ve anlamaz gözlerle bakıyordu. ama şu an eminim stallone da duşta ya da arabada ya da mutfakta bişeyler karıştırırken buna benzer şeyler yapıyordur. dün lürzher’s archive dergisinin periyodik olarak yayınlana, yılın ilk üç ayının en iyi reklamlarının bulunduğu dvd’yi izleme şansını yakaladım. içerisinde birbirinden güzel (ki yalan..yani bi ara her önlerine gelen reklam filmini direkt olarak koymuşlar gibi geldi ama yine de kalburüstü reklamlar olduklarını düşünerek koydular sanırım) 70 tane reklam filmi vardı. sadede geliyorum. içlerinde yalnızca birinden bahsedeceğim, wieden+kennedy‘nin honda diesel için yaptığı reklamdan. hatta bahsetmeyeceğim, buyrun izleyin. reklam filminin yapım aşamalarını wieden+kennedy sitesinden görebilirsiniz.
ne zaman woody allen’dan bahsetsem ya çok seviyorlar ya da gerçekten tahammül edemiyorlar adama. neyse ki ben çok sevenler kategorisindeyim. izlediğim her filminde gülmekten kendimi alamıyorum. başka birşey aramak için girdiğim radikal‘de geçen pazar yayınlanmış bir woody allen yazısı gördüm. woody çektiği filmlerden birkaç örnekle sinemaya bakışını anlatmış.
Son Yorumlar