August 2005

You are currently browsing the monthly archive for August 2005.

kültür bakanlığı internet üzerinden bakıldığında türkiye devletinin en modern yüzü gibi duruyor. zira devlet kurumları içeresinde web sitesi bu kadar işlevsel ve düzgün tasarlanmış pek fazla örnek yok. az önce internette aylak aylak gezinirken yine kültür ve turizm bakanlığının deneme müzik yayınına rastladım. kulağımızı sürekli başka seslere açtığımızda bazen bu dinlediklerimiz yabancı geliyor. bunları dinlemeyeli ne kadar çok oldu bea..

bir reklam ajansında çalışıyorum ve birsüredir yaptığım şeyi şimdi farkettim. yabancı şarkıları bas bas çalarken türkçe bişey çıktığında ve biraz alaturkaysa hemen kısıyorum sesini.

gunicerisindecaykahvevebenzeriiceceklercalısanlarıncanyoldasıdır.
hemenhergunyaptigimizgibibizeenyakınbüfeden-kiadıeskibüfedir
-çaysöyledik.çayıiçtimklavyeninyanınakoydumyineherzamankigibi.
aradadamaillerebakıyorum.neysetammaillerdenbirinidikkatleokuyup
diğermailegececekkenelimcaybardağınaçarptıvedibindekalanazıcıkçay
klavyeninrakambölümünedöküldü.hementularıçıkarıpklavyeyisilkeledim
içinikuruladım.amabirsüresonrabosluktusucalismamayabasladı.aynı
zamandadikkatettiyseniz-s-harfinideyazamıyorum.
klavyedünyanınparasıneyapıcazbilmiyorum.neysedahafazlakafa
ütülemiyimbuhalde.haunutmadanklavyebakmakiçinapple’ınsitesine
girdim.bidenegöreyim.yıllarca-pc-cilerlekavganedenlerimizdenbiriolan
“bumacintoshlarınmauselarındanedentektusvar”kavgasıartıksonaeriyormus.
applezamanaayakuyduruptektusgorunumluama”multibuttoncharm”lı
mauseyapmıs.adınıda”mightymouse“koymus.yıkıldım.


tasarımcılık yapıyorum ama terzi kendi söküğünü dikemez misali bir türlü nasıl bir web sitesine sahip olmak istediğim konusunda bir karar veremedim. istediğim gibi bir tasarım yapamıyorum. şu an şöyle bişey var. ama aynı zamanda böyle de bişey var. ikincisinde karar kılmıştım ki bilgisayarım göçüp de bütün bilgileri yok edene kadar epey mutluydum. şu an başka bir tasarım üzerinde çalışıyorum ama ondan da emin değilim. neyse.. burada sizler için boş zamanlarımda yaptığım wallpaper çalışmalarından birkaçını sergiledim. umarım beğenirsiniz. canlarım benim.

her ne kadar başka bir amaçla oluşturulmuş da olsa google’da yapılan aramalarda karşıma şöyle bir arşiv çıktı. birçok filmin görselini bulabileceğiniz bu arşiv aynı zamanda yoğunlukla türk filmlerine ayrılmış. ama tabi içinde robokop da var, rocky de var. evet biraz saçma bir cümle kurdum farkındayım ama oluyor böyle şeyler.

Durup durup Muhsin Bey‘in ne kadar iyi bir film olduğunu düşünüyorum. senaryosunu aradım ama bulamadım biyerde.

it’s a big ad… expensive ad…. carmina burana eşliğinde muhteşem bir reklam.

bazılarınca sanat teröristi olarak adlandırılan banksy kendi yaptığı sanat ürünlerini dünyaca ünlü müzelere yerleştirmesiyle tanınıyordu. banksy bu kez dünyanın dikkatini ortadoğuya çekti. israil ve filistin arasına israil tarafından örülen duvara pencereler açtı. BM tarafından yasadışı ilan edilen duvar lordra ile zürih arası kadar bir mesafeyi kapsıyor ve berlin duvarından 3 kat daha yüksek. ve bu duvar filistin’i dünyanın en büyük hapishanesi haline getiriyor. hiçbir kanun tanımayan, insanlıktan nasibini almamış israil devletine keşke toprakla birlikte bir vicdan da vaad edilseydi.

ptt pul koleksiyonunu yayınlamış. 1990 yılından itibaren basılan pullar sitede sergileniyor. pul mevzuu önemli. eğer günün birinde bundan ikiyüz yıl sonra bir toplumun kül… amaan neyse.

aaron jasinski artist/illustrator/musician
wieden+kennedy’nin weblogu
pınar yolaçan isimli genç bir tasarımcı.

önce herşey bi toz bulutuydu. o tozlar birbirleriyle öyle haşır neşir, öyle alt alta üst üste oldular ki aralarındaki çekim onları birbirine bağladı. sonra patlamalar oldu.. sıkıştılar, yandılar, soğudular, katılaştılar. sonra yağmurlar başladı kimbilir kaç milyar yıl önce birkaç yüz milyon yıl sonra dünya yemyeşildi. birsürü canlı türedi ve bugünden sadece birkaç bin yıl önce insan oldu.. ama ne biliyoruz ki bu zamanlara dair. hiç. sonra insan yazıyı buldu (belki bulduruldu) yazmaya başladı. neyin nasıl olduğunu anlatmaya başladı.

dünya tarihi böyle karanlıkken birileri çıkıp alternatif dünya tarihleri hazırlıyor doğru bildiklerimize inat. birkaç ay önce ” tanrının ağzından evrenin hikayesi“ni okuduğumda bu alternatif tarih epey hoşuma gitmişti. tanrının kontrolsüzce yarattığı ama yaptıklarını geri alamadığı fikri gerçekten şaşırtıcıydı. şu sıralar julian barnes‘ın onbuçuk bölümde dünya tarihi isimli kitabını okuyorum. barnes nuh ve tufan efsanesini gemideki bir tahtakurdunun gözünden anlatıyor. sonra gidiyor ve her biri bir tufan efsanesi olan birsürü hikaye daha anlatıyor. sonra bugün bunu okurken aklıma düştü şöyle bir kitap olduğunu hatırladım: 9 gitarda dünya tarihi. bir de ömer madra’nın müzikli dünya tarihi vardı. onu da unutmamak lazım. velhasıl kelam kaybedenlerin dünya tarihinden bahsediyoruz. savaşları attık mı çok bişey kalmıyor zaten.

şimdiki toz duman taa en başından belliydi. herşey birkaç toz zerreciğinin it dalaşından doğmamış mıydı zaten. sonunda o toz tanecikleri hala it dalaşını sürdürüyor. biz birbirimize bunca girdikten sonra belki kim bilir füzyon difüzyon olur yeni bi dünya olur bizden. her şey önce bi insan seliydi diye başlar anlatılar.

Kategoriler

 

 

Close
E-mail It