önce herşey bi toz bulutuydu. o tozlar birbirleriyle öyle haşır neşir, öyle alt alta üst üste oldular ki aralarındaki çekim onları birbirine bağladı. sonra patlamalar oldu.. sıkıştılar, yandılar, soğudular, katılaştılar. sonra yağmurlar başladı kimbilir kaç milyar yıl önce birkaç yüz milyon yıl sonra dünya yemyeşildi. birsürü canlı türedi ve bugünden sadece birkaç bin yıl önce insan oldu.. ama ne biliyoruz ki bu zamanlara dair. hiç. sonra insan yazıyı buldu (belki bulduruldu) yazmaya başladı. neyin nasıl olduğunu anlatmaya başladı.
dünya tarihi böyle karanlıkken birileri çıkıp alternatif dünya tarihleri hazırlıyor doğru bildiklerimize inat. birkaç ay önce ” tanrının ağzından evrenin hikayesi“ni okuduğumda bu alternatif tarih epey hoşuma gitmişti. tanrının kontrolsüzce yarattığı ama yaptıklarını geri alamadığı fikri gerçekten şaşırtıcıydı. şu sıralar julian barnes‘ın onbuçuk bölümde dünya tarihi isimli kitabını okuyorum. barnes nuh ve tufan efsanesini gemideki bir tahtakurdunun gözünden anlatıyor. sonra gidiyor ve her biri bir tufan efsanesi olan birsürü hikaye daha anlatıyor. sonra bugün bunu okurken aklıma düştü şöyle bir kitap olduğunu hatırladım: 9 gitarda dünya tarihi. bir de ömer madra’nın müzikli dünya tarihi vardı. onu da unutmamak lazım. velhasıl kelam kaybedenlerin dünya tarihinden bahsediyoruz. savaşları attık mı çok bişey kalmıyor zaten.
şimdiki toz duman taa en başından belliydi. herşey birkaç toz zerreciğinin it dalaşından doğmamış mıydı zaten. sonunda o toz tanecikleri hala it dalaşını sürdürüyor. biz birbirimize bunca girdikten sonra belki kim bilir füzyon difüzyon olur yeni bi dünya olur bizden. her şey önce bi insan seliydi diye başlar anlatılar.
Add this!
No comments
Comments feed for this article
Trackback link
http://truetypelies.com/blog/2005/08/01/1bucuk-blogda-dunya-tarihi/trackback/