farketing.com‘dan özenerek pazarlama konusunda birkaç tüyo vermek istiyorum büyük mağaza sahiplerine. sayın sahipler, şu karlı, soğuk günlerde biz insanoğullarının kazağa, monta falan ihtiyaçları oluyor. napalım yaradan bizi kürklü yaratmamış. iki tane kıl var onlar da çok bir işe yaramıyor. ve biz paraları hazırlayıp kazak ve mont ve bilimum ıvır zıvır ne varsa almak için mağazanıza geldiğimizde mağazanın sıcaklığından bu ihtiyaçlarımızı unutuyoruz. biliyorum üşümeyelim diye yapıyorsunuz ama o sıcakta kazak denemek de imkansız. gelin şu klimaların ayarlarını düşürelim. bakın bakalım satışlar nasıl ikiye, üçe katlanıyor. hatta mesela lokal ısıtma sistemleriyle sattığınız ürüne göre sıcak soğuk ayarı da yapabilirsiniz. misal kış ortasında bikini satıyorsanız basın sıcağı o bölgeye, size özel bir yaz yaratın. ya da kaban bölümünü yapay karlarla donatın. şeytan ayrıntıda mı gizliydi, neydi?
You are currently browsing the monthly archive for December 2005.
pazar günleri adet olduğu üzere güzel bir kahvaltı ve bakkaldan sipariş edilen bir ekmek ve bir hürriyet ile başladı. çok matah bir gazete olduğundan değil ya, birsürü ıvır zıvır var içinde eğlencelik. ona bakmak için. pazartesi yazısı hürriyetten bahsetsin.
hürriyet gazetesi okurken son üç dört haftadır en uzun süreyi özdemir ince’nin bulunduğu sayfada geçiriyorum. bu haftaki yazısı özellikle dikkatimi çekti. nasıl anlattığının da ne anlattığın kadar önemli olduğunu, mesela deniz baykal’ı dinlerken neden kafa atmak istediğinizi açıklar bir yazı olmuş. –> via
ince’nin bu yazısını ararken hurriyet yazarlarını kapsayan bir projeye denk geldim. yazarlar kalpleri kadar tertemiz ve beyaz sayfalara birbirlerinin portrelerini yazmışlar. gördük ki ertuğrul özkök “Nick Cave tutkusu dışında, Kanat Beyoğlu’nun en harbi, en kral delikanlısıdır” şeklinde cümle kurabiliyormuş. –> via
murat bardakçı gazetede en takdir ettiğim yazar. bu haftaki yazısında marmaray projesi kapsamında yapılan deniz kazılarında ortaya çıkan, bir zamanlar istanbul’da gerçekleşen tsunami nedeniyle yokolan bir bizans iskelesi ve gemilerinin akıbetinin ne olacağından bahsediyordu. eğer çok ileri bir teknoloji ile korunmazsa bu gemiler birkaç gün içinde toz olacakmış. nerde bizde o teknoloji, olsa da nerde bizde o duyarlılık sayın abim.

flash web sitesi tasarımında ilk kullanıldığı andan itibaren, kullanıcıyla sağladığı interaktivite ve küçük dosya boyutlarıyla bir devrim niteliğindeydi. ama daha sonra hepimiz sıkıldık ve ara sıra karşılaştığımız muhteşem örnekler dışında kalanlara burun kıvırır olduk. kim ipe sapa gelmez bişey için elli saat beklemek ister ki? neyse ki artık internet hızlarımız da o ilk günkü gibi değil. color in motion uzun zamandır rastlamadığım kadar iyi tasarlanmış, karakterleriyle nispeten uzun yüklenme sürelerini beklemeye yönlendiren, ki sabrımız için de teşekkür ediyor clodia cortes, bir susam sokağı bölümü tadında kurgusuyla muhteşem bir site. hepimizin bildiği renkler hangi anlamlara geldiklerini anlatıyorlar bize.

biz tasarımcıların hayatında çok önemli bir yere sahip olan PANTONE sadece mesleki bir araç olmaktan çıkıp bir yaşam tarzı yaratmaya çalışıyor. diyorlar ki eğer isterseniz kenarları orjinal PANTONE renkleriyle süslenmiş tabaklarınızla misafirlerinize muhteşem armutlar sunabilir, sınırlı sayıda üretilmiş PANTONE tabureleriyle de ayaklarını uzatabilecekleri rahatlığı sağlayabilirsiniz. güçlü olan bir markanın bu tarz hediyelik tasarımlar sunması bir taraftan hoş ama ne gereği var demeden de edemiyor insan.
Son Yorumlar