typetester adından da anlaşılacağı üzere farklı fontlardaki metinleri karşılaştırmamızı sağlayan yerine göre faydalı bir araç. kendi arşivindeki fontların yanında bilgisayarınızda bulunan fontları da görerek onlar üzerinde de çalışabiliyorsunuz.
You are currently browsing the monthly archive for February 2006.

bu zamanda bir ev sahibi olmak oldukça zor. bunun yanında kiracı olarak düzgün bir ev bulmak neredeyse imkansız. kocaman salonlar küçücük banyolar ya hiç ya da bir insanın sığabileceği kadar mutfaklar her kiracının canını sıkıyordur. nils holger moormann erika ismini verdiği mutfağıyla dar mutfaklara da değişik olabilme imkanı vermiş. normalde tek tek dolaplarda duran çatal, bardak, tabak gibi parçalar için paneller yapıp bunları da duvara monte etmiş. herşey duvarda!
birkaç haftadır yayınlanan bosch ışıklı ütü reklamını eminim çoğunuz görmüşsünüzdür. gün ışığında görünmeyen kırışıklıkları görmenizi sağlayan ışıklı ütü yapmışlar. marketing türkiye’de reklamın tanıtıldığı sayfada reklam ajanslarının da ürün hakkında verilen bilgiden sonra “ne gereği var kardeşim” dedikleri ama sonrasında denediklerinde hayran kaldıkları gibi bir bilgi var. öyle mi gerçekten? ütü pazarında hiçbir firma diğerinden tam olarak ayrılmıyor ki ütüye ışık koyarak farklılaşmaya çalışıyorlar diye düşündüm önce ama bu lüzumsuzluk fikri beynimi kurcalamaya devam etti. gün ışığında görünmeyen kırışıklıklar için…. gün ışığında görülmeyen kırışıklık olmayan kırışıklıktır bana göre.
ürünleri arasında çok büyük farklılıklar olmayan firmalar müşterinin gözünde ayrışabilmek için promosyonlarını arttırıyorlar, bir kahraman yaratıyorlar ya da bilindik ürünleri biraz daha farklı sunmaya çalışıyorlar. geçenlerde aklıma gelen bir fikir de şeker üreticilerinin işine yarayabilir. ilk çay içmeye başladığımda ince belli bardağa 3 şeker atardım. daha sonra büyüdükçe daha az şeker atmaya başladım. hatta bazı dönemler tezlere konu olacak kadara saçma bir şekle bile bürünmüştü bu şeker mevzuu. bir fincan kahveye iki şeker atarken yarım fincana da iki şeker atıyordum. şu an ince belli bardakta çaya 1 tane şeker atıyorum ve o bile fazla geliyor. eminim azımsanmayacak kadar insan şekeri kırarak atıyor çayın içine. yarım küp şekerler üretilsin diyorum kısacası.
son olarak bu küp şeker olayında bizi kazıklıyorlar sanırım. her bir küp şekerin ne kadar şeker ihtiva edeceği bir standarda tabi tutulmalı. yani istesen bi kutu küp şeker 16 tane şekerden de oluşabilir.
dünyanın onca karmaşası içerisinde ortalığı çekip çeviren, derleyen, toparlayan yine tasarımcılar oluyor. “tasarım diye birşey olmasaydı ya da şu dünyadan tasarım kavramını silip atsaydık ne olurdu?” sorunuza cevap istanbul’un son otuz yıllık mimarisi olurdu sanırım.
tokujin yoshioka design işleriyle tasarım dünyasına yön veren çok ödüllü japon bir tasarımcı.
Tjep. fabbrica için yaptıkları restoran dizaynı ile beni gerçekten etkilemiş yetenekli hollandalı tasarımcılar.
Son Yorumlar