December 2006

You are currently browsing the monthly archive for December 2006.

bir moleskine blogu vesilesiyle tanıştığım moleschino‘da iran’ı sevmek için 41 neden listelenmiş. sonra bakmışlar 41 nedenden daha fazlası var bir 41 neden daha eklemişler. eğer böyle yazacaklarsa bence bir 41 daha eklesinler, doymazsak sonra tekrar ekleriz:)

uygulanmış hali için tıklayın
yeni yıla şurda bir iki gün kalmışken ağaç süsleme furyasına uzak kalmış, istemiş ama bir türlü adapte olamamış, değişik birşeyler arayanlar için tasarladığım günümüz modasına uygun kes&yapıştır çam ağacı hizmetinizde!
bedava yılbaşı ağacı

iranian typography
daha önce reza abedini posterlerinden etkilenip iran grafik sanatı üzerine bir blog yazmaya kalktığımda yepyeni bir tasarım dünyasıyla karşılaşmıştım. bugün rastladığım, günümüz iran tipografisi hakkında yazılmış blog ise bu konuda daha da başka kapılar açacak gibi. sadece bir resimmiş gibi, hiçbir şey anlamadan bakıyor olmak tek sıkıntım. burada ne yazdığını anlayan var mı içinizde?

malum ipod şıklığı yadsınacak cinsten değil. ama insan bazen bu bembeyaz, kolay çizilen makinaya bir kılıf uydurayım diye düşünüyor ve pahasını görünce de cayabiliyor. işte bu kılıf jeneratörüyle ipod’unuza artık yepyeni bir görünüm verebilecek eğer canınız isterse üzerine not bile alabileceksiniz. kim tutar sizi.ipod’unu giydir

strigel_1506-detail1.jpg
18.yüzyıldan günümüze konuşma balonlarının geldiği durumu çok leziz bir şekilde gözler önüne sermişler. evrilen
konuşma balonları

otobus.jpg

iett geçen yıl filosuna eklediği 500 adet gıcır gıcır mercedes’ler ile biz istanbul göçmenlerinin takdirini kazanmıştı. gerçi daha önce aldıkları yeşillerde “cep telefonunun frenleri kitlediği” gibi bir şehir efsanesi oluşmuştu ve ben de hep “böyle bir problemi varsa niye geri vermiyoruz bu otobüsleri de kullanmaya devam ediyoruz” diye merak eder dururdum. yeni alınan 500 mercedes’te ise bence çok ciddi tasarım problemleri var. istanbul’da toplu taşıma araçlarını kullananlar bilirler ki bir otobüste oturan sayısı çoğu zaman ayakta yolcu sayısından azdır. ayakta duran yolcular otobüsün bu işe elveren hemen yer yerine ilerlemek durumundadırlar ki ön taraftan sürekli olarak arka tarafın ne kadar boş olduğuna dair fikir yürütülür. fakat otobüsün en geniş yeri olan kapı önlerinde durmak neredeyse bir işkenceye dönüşüyor çünkü:
1-sadece kapı yakınlarında değil koridorun muhtelif yerlerinde “inecek var” düğmesi bulunduğundan ve bu insanın hangi kapıya yakın olduğu kestirilemediğinden bütün kapılar aynı anda açılıyor.
2- bütün kapıların aynı anda açıldığı yetmiyormuş gibi bir de kapılar içe doğru açılıyor. kalabalık bir otobüste kapı açılacağım derken sizi sıkıştırıyor. eskiden bunun için basamakta durmak ön şartı vardı en azından.
3- camların hiçbiri açılmıyor. tamam klima sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için camların kesinlikle açılmaması gerek ama yazın o kalabalıkta klimanın hiçbir iyi özelliği hissedilmiyor.

mercedes istanbul’u yeniden bir etüd etmeli bana göre. burası garip bir şehir öyle başka yerlere benzemiyor.

“Quasimodo’nun yapılacaklar listesi / 15 Kasım 1482

1. Çanı çal
2. Kalsiyum haplarını ihmal etme
3. Çingene kızı darağacından kurtar
4. Tekrar çanı çal”

ve diğerleri

garsoniye

bir restorana gittiğinizde neden alındığını değil de neden bu şekilde istendiğini bir türlü anlamadığım garsoniye mevzuu üzerine siz de kafa yoruyor musunuz? menüde yanında 16 lira yazan bir yemek yeyip hesapta 20 lira ödemek bana fazlasıyla koyuyor. o yemeğin fiyatına 20 lira deseniz beni bu kadar rahatsız etmeyecek, anlatabiliyor muyum? tamam, bahşiş bırakmak istemeyen müşteriler var ama bahşiş denilen şey zaten memnuniyet belirten bir “ekstra” değil mi?

yergi: mecidiyeköy’de oturuyorum ve evimin yakınında birçok orta ölçekli market/bakkal var ama ay içerisinde büyük alışveriş yapmak gerektiğinde daha büyük bir markete gitme ihtiyacı duyuyoruz. eve yakınlıkları hemen hemen aynı olan; ortaklar caddesinde gima, profilo alışveriş merkezi’nde tansaş ve cevahir alışveriş merkezi’nde de migros var. daha önce alışveriş merkezlerinin karmaşasına girmek istemediğimiz için gima’yı tercih ediyorduk fakat en son 3 gün arayla iki kez gitmek durumunda kaldığımız markette ilk gün gördüğümüz çürümüş kırmızı biberlerin ikinci gidişimizde de aynı yerinde duruyor olduğu gerçeği market alışkanlıklarımızı değiştirmemize neden oldu. tamam, market zincirleri manav reyonlarında hiçbir zaman semt pazarı kalitesine ulaşamadılar ama bu kadarı da biraz fazla. ayrıca her gidişimizde hangi araba sağlam, hangi arabanın tekerlekleri çalışıyor diye tek tek kontrol etmek zorunda kalıyorduk. alışkanlıkları değiştirmek zordur, imkansız değil.

biraz geç kalmış övgü: telefonumuz epey bir zamandır garip cızırtılar çıkarıyor ve zaman zaman kesiliyordu. ramazan bayramının son günü tümüyle kesildi ve biz de telefon arızaya numaramızı kaydettirdik. tatil günü olduğundan, koltuğumuza yayılıp kahve eşliğinde birşeyler seyrediyorduk ki kapı çaldı: türk telekom’dan geldiklerini söylediklerinde inanamadık. arıza kaydımıza 3 saat içinde geri dönüp problemimizi halletmeleri muhteşem birşeydi. böyle birşeyi yaşadıktan sonra insan daha önce duyduğu bütün olumsuz yorumları kafasından silip atıyor.

görsel iletişim dünyası henüz kokuyla -sağda solda duyduğumuz o amerika’da sinemalarda uygulanan kahve kokulu kahve reklamı efsanesini saymazsak eğer- tam olarak tanışmadı. halbuki algıya katacağı yepyeni boyutu kimsenin göz ardı edeceğini zannetmiyorum. bu koku mevzuunu kendi kendime kurcalarken nefis kokuları şöyle bir geçirdim aklımdan. sonra karnım tok da olsa kokusuna dayanamadığım yiyeceklerin listesini yaptım. sıralandırmayı tamamen şu anki açlık durumuma göre yaptım ama tok da olsam çok birşey farketmezdi herhalde.
işte liste:
1-kokoreç
2-sıcak ekmek
3-mangalda et
4-hamsi
5-közlenmiş kırmızı biber

indianblogtrick.blogspot.com adresinde kiracı olarak ikamet eden blogumu kendi evine taşıdım bundan bir hafta önce. (belki iki tam hatırlamıyorum) sizin de farkettiğiniz üzere epeydir bişey yazmıyordum ama artık silkinmenin, kalkınmanın zamanı geldi. bu pırıl pırıl sayfanın ilk blogu için özenle seçilmiş bir çizgi animasyon.

Kategoriler

 

 

Close
E-mail It