January 2007

You are currently browsing the monthly archive for January 2007.

1_cherm_geis_portrait.jpg
ivan chermayeff ve tom geismar‘ın -ki aralarında nbc, mobil, xerox, koç, national geographic gibi dev markalar da var- son elli yılın logo ve amblem tasarımları pera müzesi‘nde sergilenmeye başlandı. bununla birlikte chermayeff’in kolajlar ve küçük heykellerden oluşan eserleri de görülebilir ama logolar kadar etkileyici olduklarını söyleyemem.

pera müzesi’ndeki bir diğer önemli sergi ise “millet yazma eser kütüphanesi’nden bir seçme / ali emiri efendi’nin dünyası” ismini taşıyor. fermanlar, hatlar, beratlar ve kitaplardan oluşan muhteşem bir koleksiyon.

T DSCN5503 U is for Queen Red E or Not
t Y P is for Tempus Fugit E
L I é S

flickr’daki tipografik fotoğraflardan yazı yazmayı sağlayan bir aparat. flickr’la yaz

bu sabah önümde listelenen bloglardan birinde kara tahtayla yapılabilecek hoş bir takvim tasarımından bahsediliyordu ki bu beni kara tahtanın nasıl yapıldığı üzerine araştırmaya sevk etti. ne yalan söyliyim ben tahtaya kara tahta özelliği verenin bir boya olduğunu hiç düşünmemiştim. bu konuda araştırma yaparken polisan’ın uzmanlar için hazırladığı sayfadan kara tahta yapımında mat sentetik boya kullanıldığını öğrendim ama arama sonuçlarında çıkan bir forum sitesi mevzuyu aldı tasarımdan bambaşka bir yöne attı. egitimhane.com adresindeki öğretmenlerden, hala yurdumda birçok öğretmenin aşınan ve artık üzerine yazılamayan kara tahtalarını öğrencileriyle birlikte tamir ettiklerini ve bu yöntemi babalarından hatta dedelerinden öğrendiklerini okuduğumda gülsem mi ağlasam mı bilemedim. yumurta akı, is, sirke… türkiye’de hala eğitime ayrılan pay çok az. bu yetmiyormuş gibi milli piyango’dan ordan burdan egitime ayrılan pay askeri mühimmata ayrılanın yanında devede kulak. bilinçli bir geleceği kaç tanka değişirsiniz diye sorsak? yumurta akı odun isi, sirke…modernleşiyoruz muntazaman.

ortalık en bilinmeyen 4 şeyle kaynıyor. eloy bey şık bir hareketle kaptığı pası al da at dercesine bize yollayınca altın gününde rovaşeta atan yaramaz çocuk misali bir utangaçlıkla geç kaldım ama buyrun bu da benim en bilinmeyen fantastik dörtlüm.

iş bitirici yalancı yöntemi
eğer birşeyi gerçekten yapmak istiyor ama bir şekilde sürekli erteliyorsam yalan söylerim. mesela bişey alıcam diyelim. sık görüştüğüm arkadaşlarımdan birine “biliyor musun bugün bilmemne aldım” diyorum. sonra bu eleman çıkıp bana “hani bilmemne almıştın yalancı” demesin diye gidiyorum paşa paşa alıyorum bilmemneyi.

bitiremediğim kitap dağları
herkesin okuduğunu okumayıp ismi orjinal geldiği, sağda solda duyduğum için aldığım birsürü kitap var. mesela sırf çok takdir ettiğim için tübitak yayınlarından rakamların evrensel tarihi* serisi, anadolu kültür tarihi gibi kitaplarım var. hatta matematik sanatı** gibi bir kitap bile almışım. hiçbirinin sonunu göremedim ama hep okurken sızmayacağım bir gün hayaliyle yaşıyorum. eşim haftada bir kitap bitirirken ben bir ayı bile geçiyorum çoğu zaman.

uyku pişmanlığı
uyuduğu için pişman olan kaç kişi tanıyorsunuz. ben onlardan biriyim. çoğu zaman ama özellikle haftasonu uyuyarak geçirdiğim zamanın boşa geçtiği hissine kapılıyorum. ne kadar uykum olursa olsun 12″den önce yatmam.

bi fikrim var
çocukken ne olacaksın diye sorduklarından hiçbir cevap vermezdim yani hatırlamıyorum sorduklarını bile. ama kendimi bildim bileli hep birşeyleri değiştirip, geliştirip yerine yeni bişey koydum fikren. mesela şu üzerine deterjan tankı monte edilmiş bulaşık süngerleri var ya, onu ben buldum işte. buna benzer birsürü şey… ama hep başkaları yapıyor. şu hayatta en çok özendiğim insan tipi de sırf bu yüzden hem düşünen hem de yapan insanlar. en sevmediklerim listesinde de zirveye oynayanlar ise her fikre “saçmalama” diyen insan modelidir ki ilerlemenin önündeki en büyük engeldirler.

*bu serideki kitapları da bitiremedim ama birsürü ilginç şey öğrendim. mesela bizim hesap makinesi ecnebilerin calculator dedikleri aletin, adını taa kadim halkların sayı sayarken kullandıkları çakıl taşından yani calculden aldığını.

**bu kitap oldukça ilginçtir. matematik ilkokul hariç hep bir bela olmuştur eğitim yaşamımda. bu yüzden herkes gibi ben de matematiğe karşı yeteneğim olmadığını kabul ettim. işte matematik sanatı kitabı bu matematik matematikçilerin işidir düşüncesine karşı çıkıyor. okuyunuz süperdir.

fontshop yine boş durmamış bu kez de tüm zamanların en iyi 100 fontunu listelemiş. listeyi görünce şaşırdığım çok birşey olmadı. ben de bir liste yapsam aşağı yukarı böyle olurdu. her bir fontun üzerine tıkladığınızda o fontla ilgili güzel bilgilere ulaşıyorsunuz. yani sanırım güzel zira almanca bilmiyorum, keşke bi de ingilizcesini yapsalarmış. tüm zamanların en iyi 100 fontu

reklam yaratıcılarının gözünden fikrin yaratım süreci ve daha sonra nasıl ellerinden kayıp gittiği hakkında açıklayıcı, çarpıcı, komik, hüzünlü bir film. reklam yaratıcılarının buldukları fikirden ayrılırkenki yüz ifadeleri o kadar gerçek ki.

yine aynı mevzuyla ilgili olarak bugün karşıma çıkan “8 en kötü tasarım eleştirisi” karikatürü de görülmeye değer. maalesef based on true story

masaüstü envanter dökümü

bir nevi envanter yerine geçiyor bu fotoğraf. içinden 2005 yılına ait bir dekont çıktığına göre ne zamandır temizlenmediğini varın siz tahmin edin. bu kadarcık şey için kocaman bir çanta taşıyor oluşumu ise ben bile açıklayamıyorum.

tipografi üzerine türkçe kaynak bulmak çok kolay değil. bu konu üzerinde çalışan profesyonellere bile kolay kolay ulaşamıyorsunuz. European Type Directory bu konuda güzel bir örnek.

kimilerine göre 80′lerde buna benzer şeyler yapıldı. bense ilk kez karşılaşıyorum ve oldukça etkilendim. muhteşem bir animasyon, acayip bir çalışma.

Kategoriler

 

 

Close
E-mail It