March 2007

You are currently browsing the monthly archive for March 2007.

lürzer’s archive dergisi aboneliğinin yanında isterseniz yine üç aylık dönemi kapsayan, dergiyle aynı kurul tarafından seçilmiş reklam filmleri gönderiyor. tıpkı derginin olduğu gibi bu dvdler de dünyada neler olup bittiğini görebilmemiz açısından muhteşem bir kaynak. beğendiğin reklamları dvd kalitesinde izlemek de ayrı bir zevk. dün akşam iş gereği 2005 başından bugüne kadar gönderilmiş dvdleri izlemem icap etti. onlar lürzer’in seçtikleriydi, şimdikilerse benim seçtiklerim:

kleenex için yapılmış neredeyse tipografik pulp fiction gibi bir reklam filmi

bununla birlikte tayland enerji tasarruf ve planlama ofisi için saatchi saatchi bangkok tarafından yapılmış bir seri reklam filmi (1, 2, 3) tam anlamıyla ekrana kitliyor. bunları izlerken ilk aklıma gelen kung-fu hustle isimli güzide filmdi. bunu da belirtmeden geçemedim.

moleskine‘i seviyoruz. via

bir süredir fontshop‘ta dolaşırken bulduğum bir ekran koruyucu kullanıyorum ki zaman geçtikçe daha da eğllenceli olmaya başladı. başlarda okumuyordum ama şimdi hiçbirşey yapmayayım da burda yazılanları okuyayım diye bekler duruma geldim. Chaotic Creative Design tarafından tasarlanan ekran koruyucu birbirinin ardısıra gelen belirtili isim tamlamalarından oluşuyor fakat bir gördüğünüzü tekrar görmüyorsunuz. şu an sadece mac os X üzerinde çalışması ise tek ters tarafı. yine de indireyim derseniz buyrun.

daha önce isviçre grafik tarihi başlığıyla duyurduğum kısım meğer buzdağının sadece görünen yüzüymüş. Alki1 mahlaslı koleksiyoner bizlere ülke ülke ve tarz tarz ayrılmış muhteşem bir grafik tasarım kaynağı sunuyor. kesinlikle biryerlere not edilmesi gereken bir sayfa.

pantone.gif

bir süredir üzerinde çalıştığım kurumsal kimlik kataloğunun ilk tasarımı yurt dışında logoyu da yapan şirket tarafından hazırlanmıştı. daha sonra döküman diğer kurumsal kimlik materyallerinin oluşturulması için bana devredildi. dökümanı açtığımda şirket rengi olarak PMS (Pantone Matching System) 485 belirlenmişti ve renk listesinde Pantone 485 CVC isimli bir renk duruyordu. herhalde 485 C’dir bu diye değiştirdiğimde dökümanın rengi bir anda alakasız bir kırmızıya dönünce panikleyip geri aldım ama problemin ne olduğunu çözmeye de ahdettim. Pantone grafik tasarımcılar için hazırladığı katalogda esas olarak 3 farklı renk kodu sunuyor:

C = Coated Paper= Kuşe kağıt (vernikli kağıt)
U = Uncoated Paper= Dokulu kağıt (verniksiz kağıt)
M = Matte Paper = Mat kuşe kağıt (mat vernikli kağıt)

bunların yanında bir de grafik programlarınca desteklenen, kağıda basılacak rengin nasıl gözükeceği konusunda bize fikir vermesi için hazırlanan Pantone renk kodları var. Pantone 386 C ile Pantone 386 CVC aslında aynı renkler. Pantone 386 CVC bize Pantone 386 C’nin basıldığında nasıl gözükeceğini gösteriyor. işi matbaaya gönderirken değiştirmekte fayda var.

CV = Computer Vision
CVC = Computer Vision Coated
CVU = Computer Vision Uncoated

halen freehand MX kullanıyorum ve çok eski bir versiyon olmamasına rağmen bu CVC, CVU seçeneklerini aktif hale getirebilmiş değilim. başka bir kaynaktan kopyaladığımda gösteriyor ama freehand’in kendi imkanlarıyla pantone ekran görüntüsü oluşturamıyorum. eminim corel, illustrator gibi programların yeni sürümlerinde bu seçenek aktif haldedir.

ilktasarim.jpg
yıl 1998 y&r/reklamevi‘nde staj yapıyorum. staj dediğim de öyle üniversite stajı gibi bir ay, iki ay değil tam 9 ay! ilk birkaç ay imaj bank kataloğundan görsel aramakla geçti. öyle ki artık sağda solda gördüğüm bütün resimler tanıdık gelmeye başlamıştı. daha sonra medya takip şirketlerinin gönderdiği kasetlerdeki rakip firma reklamlarının deşifre edilmesiyle görevlendirildim. reklamlarda söylenilen ne varsa kağıda döküyordum. o zamanların en kazık reklamları fadıl’lı -ki bir demet tiyatrodan hatırlarsınız- arçelik reklamlarıydı. adam türkiye’nin her yerini dolaşıyordu ve kesinlikle anlaşılmayan şiveleriyle bir yığın insanı çözmek zorunda kalmıştım. o zamana kadar bilgisayarla hiç yakın bir ilişki yaşamadığımdan herşeyi macintosh bilgisayarlarda öğrendim. photoshop henüz 3.0 ve freehand de hala aldus şirketine ait. kendime ait bir bilgisayar olmadığı için grafiker ya da art direktör yerinden kalkar kalkmaz bilgisayarının başına geçiyordum. sonra bana da bir bilgisayar verdiler, eskiydi ama olsun.
tasarım ve tipografiyle yeni yeni tanıştığım o yıllarda bu konuda yayınlanmış türkçe kaynak arayışı içine girmiştim. (hala da arıyorum) eğer herhangi bir güzel sanatlar fakültesi’nde okumuyorsanız pek birşeye rastlayamayacağınızı öğrendim. namık kemal sarıkavak’ın hazırladığı tipografinin temelleri isimli kitabı görür görmez aldım dolayısıyla. bununla birlikte reklamevi’nin de sunduğu inanılmaz kaynaklar vardı. o bir yıl içinde, geçmiş on yıla ait bütün ödüllü reklam filmlerini seyrettim ve kütüphanedeki bütün tasarım kitaplarına tam anlamıyla yumuldum. bir ineğin yukarıdan bakıldığında kemana benzediğini o zamanlar farkettim.

ajans çalışanlarının yaş ortalaması çok yüksek olmasa da 17 yaşında biri nerden bakarsanız bakın çocuktur. hiçbir şey bilmeyen, sürekli birşeyler soran, baş ağrıtan (kendimi biliyorum çok da konuşurum) bir çocuğa bir yıl boyunca tahammül ettikleri ve beyin fırtınaları gibi toplantılarına dahil edip bana, benim de fikirlerimin değerli olduğunu hissettirdikleri için hepsine minnettarım.

ilk olarak kağıt tabakalarından yaptığı renkli heykellerle dikkatimi çeken jen stark’ın çizimlerine baktığımda onların da en az heykelleri kadar ilgiye değer olduklarını farkettim. heykel ve çizimlerindeki her bir öğe sanki bir animasyon karakteriymişçesine öne çıkıyor. defterini ise kıskanmamak elde değil. bu kadar övgüye karşılık şu eserine talip olduğunu da kendisine ileteceğim ayrıca.

251879639_fb03d3f1d1_o.jpg
isviçre grafik tasarım tarihine hızlıca bir göz atıyoruz. çok kapsamlı olmasa da fikir vermesi açısından iyi bir kaynak.

youtube’un atatürk’e hakaret içeren bir video içermesi nedeniyle siteye erişim mahkeme kararıyla ertelendi. hal böyle olunca buradaki videoyu da göremiyorsunuz. lakin bir tek siz göremiyorsunuz zira türkiye dışına çıkınca herkes herşeyi görüyor. kendi gözlerimizi kapattığımızda görünmez olduğumuzu sanmak gibi birşey. daha düzgün ve etkili bir şekilde düzeltilebilirdi bu mevzu. neyse…

397449449_7c5cdf231a_o-1.jpg

genelde bankaların kullandıkları zarfların içinde gördüğümüz, bizdekilerin oldukça sıradan olduğu, desenler meğer çok farklı olabiliyormuş. bu desenlerin zarfın içindekinin görülmesini engellemek için konulduğunu da öğrenmiş oldum bu sayede. hiç düşünmemiştim daha önce. zarf içi güvenlik desenleri koleksiyonu

gün içinde onlarca kez kullandığımız buton mevzuunun tarihini inceleyen bir site. nereden çıktı bu düğmeler! işte düğmenin tarihi

camia içinde yürütülen mim dalgaları dünya liglerinde gördüğümüz meksika dalgaları gibi eğlenceli bir hal almaya başladı. mehmet doğan‘ın fikriyle blogları kritik ediyoruz. nahnu bey ayrıksı tasarım günlüğü’nü kritize etmiş ilk olarak ona cevap verelim sonra iadei ziyaret yapalım.

ayrıksı tasarım günlüğü tasarımının bir başkasına ait olmasının nedeni %75 terzinin kendi söküğünü dikememesi olarak tanımlanan sendromdan kaynaklanıyor. bu blogu yazmaya 3 gün önce başlamam ve ancak şimdi şu satırları ekliyor olmam da bunun en büyük kanıtı. ne zaman kendim için birşeyler yapmaya kalksam işler bir anda yoğunlaşıyor. ama bu ayrıksı tasarım günlüğü’nün rastgele bir tasarım şablonuna oturtulduğu anlamına gelmemeli. tarski’nin yaptığı bu şablon benim tasarım anlayışımla birebir örtüşüyor. benim için içerik her zaman tasarımdan önce gelmiştir. içini dolduramadığın takdirde yaptığın tasarım beş para etmez. bmw isminde bir markanız, muhteşem tasarımcılarınız ve dev gibi bir reklam bütçeniz var örneğin ama ürettiğiniz otomobiller -her ne kadar havalı görünseler de- herhangi bir ihtiyaca cevap vermiyor, üstelik sorun üstüne sorun çıkarıyorsa o marka ve tasarım hiçbir işe yaramaz.

tipografi konusunda uzman değilim ama birçok ustayı takip ediyor, bilgiye aç, doymak bilmez bir iştahla öğrenmeye çalışıyorum. internette rastladıklarımı buraya taşıyorum ki belki benimle birlikte bu konuya ilgi duyan insanlar da yeni şeyler öğrenir.

Nahnu.Org: “Weblog Falan”

benim için nahnu.org “header” diye de ingilizce söylenişi olan alınlıklardır. sayfa açılır açılmaz sizi hınzır bir misafirperverlikle karşılar. kendinizi tutamaz bir tebessüm koyverirsiniz. şaşırtıcıdır zira benim gibi “yoğun” biriyseniz bir girdiğiniz site öbürüne benzemez. her seferinde doğru yere mi geldim diye düşünebilirsiniz. bu tavır internet sosyetesinin davranışlarına göre şekillendirilmişse gayet doğru bir strateji olabilir zira avantaj ya da dezavantaj şeklinde yorumlamak tamamen ne amaçladığınızla ilgili. yıllardır internete hep bir tık uzakta olan benim için bile şaşırtıcı denilebilecek, yepyeni bağlantılara ulaşabileceğim bir kaynak olarak da önemli bir yeri var.

şu anki tasarımı okunurluk olarak biraz karışık geliyor belki sağ kolonu ana kolondan ayırmak bir çözüm olabilir. bununla birlikte sanırım genel olarak hepimizde var olan türkçe/ingilizce karmaşasına bir çözüm bulmak gerek. tarihler neden ingilizce? neden “related entries”?

ve pas…

cisday ailesi jolenéloy…

Kategoriler

 

 

Close
E-mail It