November 2007

You are currently browsing the monthly archive for November 2007.

giveupvista.jpg

bugünlerde internette görüp görebileceğiniz en hoş reklamlardan biri. windows vista tanıtım ve satış sayfalarında çıkan etkileşimli iki farklı banner ile halk bilgilendiriliyor. pc adamı vista’daki problemlerden dolayı windows kullanıcılarının ya xp’ye döndüğünü ya da mac aldığını söylüyor ve bunu önlemek amacıyla vistadan vazgeçmemeleri için bir banner hazırlıyor. ama olmuyor, olamıyor… don’t give up the fight

calvino‘nun, katıldığı savaşta sol tarafına yediği bir gülleyle iyi ve kötü olarak tam ortadan ikiye bölünen bir soylunun hikayesi anlatılan “ikiye bölünen vikont” adlı öyküsü ilginçtir. calvino -ki kendisi görünmez kentleri görünür kılan bir hayal gücüne sahiptir- bu öyküsünde tamamen fantastik bir hayat öyküsünden etkilenmiş. hayatı, soylu olduğunu iddia eden fakat hiç de zengin olmayan doktor babasının alacaklılarından kaçmak için ailesi ile şehirden şehire dolaşmakla geçti. madrid’te üniversitede okurken bir arkadaşını yaraladığı için hakkında tutuklama emri çıkarılınca italya’ya kaçtı. tam da o sırada osmanlı’ya karşı sefere hazırlanan haçlı ordusuna katılmak için büyük bir hevesle ve italya’dan bindiği marqueza isimli gemiyle, bize göre inebahtı ona göre lepanto savaşına katıldı. osmanlı’nın yenildiği savaşta miguel de cervantes göğsüne iki kurşun yemiş, sol elini de bir gülle götürmüştü. (hikayenin devamını murat bardakçının yazısından okuyabilirsiniz.) iş bulamadığı için yazarlığa başlayan fakat yazdıkaları tutmadığı için farklı işler yapmak zorunda kalan cervantes ancak son yazdığı don kişot’la adını duyurmayı başardı. kitabın ve yazarın ünü o kadar yayıldı ki o zamanın korsancıları tarafından don kişot’un sahte bir devamı yazıldı. yazar ise ancak bir on yıl sonra kendi kitabının devamını yazabildi.

gelelim bu hikayeyi aklıma getiren ve bu yazıyı yazmama neden olan şeye. textatis isimli font tasarım firması don kişot’un ilk baskılarında kullanılan yazı karakterini günümüz tasarımcılarının kullanımına sunmuşlar. karakterlerin zarifliği, dengesi çok hoşuma gitti.

dülsinya, donkişot, quixote, la mancha,

daniel stolle > illustratör
etkileyici işlere sahip yetenekli bir illustratör olduğunu düşünüyorum. portfolyosu size yetmediyse daniel her gün bir imaj canlandırıyor zihninizde. rss

birkaç gün önce etrafta işlerinden bir örnek görmüştüm fakat onca açık pencere içinde kaybettim sanırım. bugün yeni üye olduğum behance network içinde dolanırken “expose yourself” sticker tasarım yarışmasının kazananlarından da olduğunu görünce daha da dikkatimi çekti. çizgileri, renkleri ile başka bişey olmuş. beğendiğim illustratörler kategorisi içerisine ekliyorum kendisini.

burcu dayanıklı blogu

karabatakblg.jpg

geçen hafta rus bandıralı bir petrol tankeri karadenizde fırtınaya tutularak battı. aynı fırtınada batan diğer gemilerde ise büyük miktarda sülfür bulunuyordu. batan gemilerin ardından karadeniz’e dökülenleri temizlemenin yıllar alabileceği de konuşuluyor. kaza… fırtınaya yakalanan tankerin aslında herhangi bir hatası yok. o her zaman yaptığı şeyi yapıyordu. bir yerden bir yere petrol taşıyor. fırtına da her zaman yaptığını yaptı. ilk kez fırtına çıkmıyor ya. fakat işte insanın içi kaldırmıyor bir noktadan sonra. petrol ve benzeri maddeler deniz yoluyla taşınmamalı. bakın taşınınca böyle oluyor.

ntvmsnbc’deki fotoğrafları görünce canım iyice sıkıldı. petrol faciası demek can çekişen kara bataklar demek benim için. karabataklar doğanın sözcüleriymiş meğer. bir de absürd gelecek belki ama duck hunt oyunu geldi aklıma. yukarıdaki posteri yaptım ben de. rakamlar sallamadır tabi bi de. sahi kaç canı kaldı doğanın?

okumaya başladığımdan beri tabelaları okurum. hatta galiba tabelalarda yazılanları sökmeye çalışırken okumayı öğrenmişim. yani 20 yılı aşkındır süre içinde birsürü ilginç, yaratıcı şeyle karşılaştım fakat böylesi çok seyrek çıkıyor insanın karşısına. şişli halaskargazi caddesi’nde bir çiğ köfteci olan bulgurking gördüğüm ilk andan beri takdirimi toplamış bir işletme. kıvrak zeka ile girişimciliği birleştiren süper bir örnek.

diğer gördüklerim:

“now çiğ köfte time!” eyüp’te bir çiğ köfteci

“sizi çok seviyoruz!” yine eyüp’te bir serfloor mağazasının sloganı. artık genel bir slogan mı bilmiyorum. ne yani “ben de sizi çok seviyorum verin ordan 30 m2 laminat parke!” mi diyeceğim.

kural çok basit. fotoğraf makinenin zamanlayıcısını iki saniyeye ayarlayıp düğmeye basıyorsun ve var gücünle makineden kaçıyorsun. runninfromcamera

49_guenter_eder_breier.jpg45_christina_foellmer.jpg

almanya, avusturya ve isviçre’de ortak olarak düzenlenen en iyi 100 poster yarışmasının 2006 yılı sonuçları.

hollanda’da magenta renginin iletişim faaliyetlerinde ücretsiz olarak kullanılmasını savunan bir sosyal hareket başlamış. şimdi bu ne saçma şey. zaten isteyen istediği rengi kullanır diyebilirsiniz. mevzunun T Mobile firmasının piyasadaki alman firmaları Slam FM, Compello and 100% NL‘nın logolarında magenta renk kullanmaları nedeniyle yasal yollara başvurmasıyla ortaya çıkmış. T Mobile dava gerekçesi olarak magenta rengini Oami adlı iç pazara yönelik bir piyasa standartları ofisine kendileri adına tescil ettirmelerini gösteriyorlar. bir rengi sahiplenmek tamam da başkalarını bu renkten mahrum bırakarak zihinlerde renk/marka algılanımını güçlendirmeye çalışarak işin dozunu kaçırmışlar.

23 yaşında izlandalı bir illustratör ve grafik tasarımcı olan siggi eggertsson’u halen test yayınında olan found sayesinde keşfettim. illustrasyonlarında kuzey ülkelerine has motifler var. ben beğendim.

siggi eggertsson - vanillusaft.com

Kategoriler

 

 

Close
E-mail It