February 2008

You are currently browsing the monthly archive for February 2008.


Günlük rss takibimi yaparken swissmiss‘te yayınlanan bu video epey ilgimi çekti. Yaratıcı, üretken, pırıl pırıl bir genç olan Zach Klein‘in aşama aşama kaydettiği serigrafi çalışması diğer yöntemlerden oldukça farklı. Şeffaf folyo yöntemi itiraf etmeliyim ki daha önce hiç aklıma gelmemişti. Bununla birlikte kurutma yöntemi özellikle dikkate değer. İşin sırrı burada:)

Ek:  Yazıda şeffaf folyo olarak bahsettiğim şey aslında Rubilith olarak adlandırılan ve serigrafide kullanılan bir maskeleme filmiymiş. Araştırdım, bizde de serigrafi folyosu olarak geçiyor. Konuyla ilgili daha fazla da bilgi yok maalesef. Yine de şeffaf folyo denenebilir diye düşünüyorum.

CERN’de yapılacak, evrenin nasıl var olduğuyla ilgili bilgilere ulaşılacağı beklenen Atlas deneyi sırasında ortaya çıkan yüksek enerji, zamanda bir kırılma yaratacak, atom düzeyinde bile olsa bir zaman tüneli oluşacak…

CERN’de yapılacak zaman yolculuğu deneylerinden ilham alarak Artemis tarafından başlatılan ve lyn sayesinde dahil olduğum “Zamanda yolculuk gerçekleşebilseydi, gitmek isteyeceğimiz iki zaman dilimi”, sorusu üzerine mim dalgası.

Zamanda yolculuk fikri beni her zaman heyecanlandırmıştır fakat hiçbir zaman belli bir zamana gidip orada yaşamak üzerine olmadı hayallerim. Ha tabi zamanda yolculuk benim için mekanda yolculuktan hiçbir zaman ayrılmamıştır. Eğer sadece zamanda yolculuk edip bulunduğumuz mekanı hiçbir zaman değiştiremeyeceksek, yani 2008 İstanbul’undan 1497 Floransa’sına gidemeyeceksek, bu konuyu ayrıca değerlendirmemiz gerek. Tabi böyle bile olsa yaşadığımız şehir dolayısıyla epey şanslı sayılırız.

Zaman ve mekanda yolculuk edebileceğimiz varsayımıyla, bulunmak istediğim iki zaman noktası şöyle:

1- 20. yüzyılın en büyük grafik tasarımcılarından Otl Aicher ile tanışmak ve bi şekilde birlikte çalışmak isterdim. En bilinen işlerini 1972 Münih Olimpiyatları için tasarladı. Olimpiyatlar için tasarladığı piktogramlar, halen tüm dünyada halka açık alanlarda yönlendirme sembolleri olarak ve hatta artık klişe de olsa birçok ilan, logo tasarımında kullanılıyorlar. Eğer bir zaman makinem olsaydı 60′ların sonuna gider Aicher’in 72 Münih Olimpiyatları için yaptığı çalışmalara dahil olmaya çalışırdım.

2- İstanbul’un şu anki haline baktığımda güzellikten çok harap edilmiş bir kent görüyorum. Yaşım baz alındığında şehrin güzel olan haline yetişmem de imkansızmış. Geçen yıl Pera Müzesi‘nde açılan “Konstantiniyye’den İstanbul’a” sergisini gezerken daha önce hiç görmediğim bir İstanbul fotoğrafına rastlamıştım. İstanbul surları denize iniyor ve önünden kayıkla insanlar geçiyor. İnanılmaz bir manzaraydı. Henüz bir sahil yolunun olmadığı 1950 öncesi İstanbul’una gitmek isterdim. Hem o çok merak ettiğim sahil meyhanelerini görmek, uskumru dolması yemek için, hem de bozulmaması için neler yapılabilirse işte yapmak için.

Geçmiş ya da gelecek, gideceğiniz, göreceğiniz, yiyip içeceğiniz şeyleri çok merak ediyorum: kudra, neşeligençler, nahnu

istockphoto_4870458_umbrella_effect.jpg

Biraz geç kalınmış bir hareket olsa da sonunda ben de stok fotoğraf işine bulaştım. Uzun bir kabul edilme süreci ve eklediğimiz fotoğrafların acımasızca ard arda (fakat kabul etmeliyim haklı nedenlerle) geri çevrilmesi moralimizi biraz bozsa da yavaş yavaş alışmaya başlıyoruz sanırım. Bu süreçte öğrendiklerimiz ise benim için çok değerli. Halen satışta olan 11 fotoğrafı buradan görebilirsiniz, dilerseniz beğendiklerinizi satın da alabilirsiniz:)

Kategoriler

 

 

Close
E-mail It