RSS twitter’da şimdi:

Boş Defter Dolu Defter

Posted: October 21st, 2009 | Author: indianropetrick | Filed under: DIY, alışveriş, bedava, defter, el emeği, free, geri dönüşüm, handwriting, kapak, karalama, karalamalar, koleksiyon, moleskine, moleskinerie, note, para, polaroid, recycle, sketching, truetypelies, yaratıcılık, çevre | 1 Comment »

bosdefterler.jpg

defterler.jpg

Defter tutmayı seviyorum sevmesine de, o da işle bağlantılıymış tamamen. İş yerinde çalışırken önümde sürekli açık olurdu ve unutmayayım diye birsürü şeyi not alırdım. Fakat şimdi çok az aklıma geliyor. O da dışarı çıktığımda. Deftersiz çıkmam. En sevdiğim defter Moleskine. Benim lovemark'ım diyebilirim. Fakat bazen evdeki diğer defterleri tüketmek adına kullanmaya ara verdiğim oluyor. Farkettim ki Moleskine kullandığım zamanlarla stoktaki kapaksız, ciltsiz kağıtları birleştirip defter yaptığım zamanlar arasında yaratıcılık açısından epey fark var. Kendi yaptığım basit kağıtlı, sağda solda bulduğum kalın kağıtlardan kapak yaptığım defterlere çok daha fazla şey yazıp çizmişim. Çünkü 25 lira verip aldığım deftere yazmadan, çizmeden önce ister istemez imtina etmişim. Daha düzgün olmaya çalışmışım. Daha düzgün olmaya çalışırken bayağı düz bir adam olup çıkmışım.

Kendi yaptıklarımı Moleskine'den daha çok seviyorum bu yüzden. Şu Cabin yazanı mesela Polaroid'in koruyucu kartonundan yapmıştım. Cabin yazısı da Pegasus'un bagaj etiketi zaten. İç sayfaları da ajansın çöpe gidecek antetli kağıdından.


karadeniz petrole bulandı, benim içim bulandı

Posted: November 15th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, illüstrasyon, truetypelies, çevre | No Comments »

karabatakblg.jpg

geçen hafta rus bandıralı bir petrol tankeri karadenizde fırtınaya tutularak battı. aynı fırtınada batan diğer gemilerde ise büyük miktarda sülfür bulunuyordu. batan gemilerin ardından karadeniz'e dökülenleri temizlemenin yıllar alabileceği de konuşuluyor. kaza... fırtınaya yakalanan tankerin aslında herhangi bir hatası yok. o her zaman yaptığı şeyi yapıyordu. bir yerden bir yere petrol taşıyor. fırtına da her zaman yaptığını yaptı. ilk kez fırtına çıkmıyor ya. fakat işte insanın içi kaldırmıyor bir noktadan sonra. petrol ve benzeri maddeler deniz yoluyla taşınmamalı. bakın taşınınca böyle oluyor.

ntvmsnbc'deki fotoğrafları görünce canım iyice sıkıldı. petrol faciası demek can çekişen kara bataklar demek benim için. karabataklar doğanın sözcüleriymiş meğer. bir de absürd gelecek belki ama duck hunt oyunu geldi aklıma. yukarıdaki posteri yaptım ben de. rakamlar sallamadır tabi bi de. sahi kaç canı kaldı doğanın?


japon ambalaj tasarımları

Posted: October 26th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: alışveriş, hayat, koleksiyon, pazarlama, sokak, tasarım, yemek, çevre | No Comments »

tasarım dünyasının en başarılı yayınlarından biri olan japonya kaynaklı ping mag'da yayınlanmış süper bir derleme: japon ambalaj tasarımları.
1. çilek resmi geçidi

2. abur cubur karakterleri

3. sake şişeleri

4. doğa dostu ambalajlar


güzel güzel kullanalım…

Posted: September 24th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: grafik, çevre | No Comments »

web tasarımına kıyasla basılı işler tasarlamayı daha çok seviyorum. tasarladığım birşeyin insanların ellerinde dolaşması, ona dokunmaları, karıştırmaları işin en hoşlandığım kısmı. bazı şeylerin basılı olması gerektiğine inanıyorum ve bunların basılmasına yardım ediyorum. hangi tarafta olduğunuza karar vermeden önce nelere malolacağını da bilmek gerekiyor. yaptığınız kitap için ne kadar ağaç kesildi? kullanığınız boyaların üretimi sırasında ne kadar zararlı madde atık olarak doğaya bırakıldı? öyle ya kullandığımız bütün boyalar petrol bazlı... bazı şeyler basılı olmalı fakat görüyorsunuz ki birçok şeyi artık dijital ortamda halledebiliyoruz.

pazar günü marketingist fuarındaydım. birsürü standda bloknotlar, dosyalar, broşürler... dosyaları ve broşürleri bir yere kadar kabul edebiliyorum fakat şu bloknot basma işinden vazgeçsek artık. dağıtılan bloknotların ne kadarı kullanılıyor, üzerine koyduğunuz telefon numaralarına ne kadar geri dönüş oluyor? bloknotun iş hacminiz üzerindeki etkisi ne? her yıl yılbaşında gelen ajandaların büyük bir kısmının atıldığından, ilk sayfalarına başlanıp sonra bırakıldığından eminim. defter, bloknot, ajanda kullanmak isteyen para verir alır. ayrıca yukarıda da söylediğim gibi artık bu ajanda benzeri şeyleri dijital ortamda tutmak hem daha kolay, hem daha işlevsel, hem daha çevreci, hem daha havalı... bırakın bu işleri bakın neredeyse artık bakkal bile veresiye defterini internet üzerinde tutacak.

aiga'nın sürdürülebilir tasarım merkezi'nde birşey tasarlamadan, satın almadan önce kendimize sormamız gereken 11 soru listelenmiş.
p.gif

yukarıda görmüş olduğunuz uyarı bana gelen bir e-postada dip not olarak geçiyordu. çok başarılı bir eylem olduğunu düşündüğüm için ekran resmini aldım.


sular geldi mi?

Posted: July 23rd, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, çevre | 1 Comment »

suvarmi.jpg

büyük şehirlerde yaşanan su sorunları öyle bir hal aldı ki tasarrufa gitmeden çözülebilecek gibi gözükmüyor. diş fırçalarken, traş olurken, bulaşık yıkarken artık daha dikkatli olmalıyız. sunipeyk harika siteler sitesi de konuyla ilgili güzel bir öneri getirmiş: "bulaşık makinelerinin %18 olan kdv'si %0 olsun, kdv alınmasın!". bu harika fikre ek olarak su sorununun çözümüne yardımcı olabilecek birkaç öneride bulunmak istiyorum:

• yaz ve kış aylarında banyo yaparken büyük bir miktar suyu henüz banyoya başlamadan önce, suyu istediğimiz sıcaklığa getirmeye çalışırken harcarız. halbuki dijital ya da manual bir derece ayarı olsa ve su o sıcaklığa gelince akmaya başlasa daha az su boşa gider.

• zor durumda kalındığında su kesintisine gitmek yerine daha en başından -tıpkı internette olduğu gibi- kotalı su kullanımına gidilebilir.

• deniz suyundan içme suyu üretebilecek tesisler nano teknolojiyle birlikte çok daha ucuza su arıtabiliyorlar. lakin bunu da tadında bırakmak gerek zira aşırıya gidildiğinde bize daha fazla zarar verebilir diyorlar.

• ben diş fırçalamayı trt'de yayınlanan kısa eğitim programlarından öğrenmiştim. orada çocuklar koştura koştura banyoya giderler, macunu diş fırçalarına sürer, suya tutar, suyu açık bırakır ve dişlerini tam 2 dakika fırçalarlardı. 20 yaşıma kadar da aynı ritüeli uyguladım. taa ki sevgili eşim bana çok daha mantıklı bir yöntem gösterene kadar. nedir bu yöntem? öncelikle 2 ya da 3 dakika diş fırçalamak eski yönteme göre çok zor zira ıslattığınız diş macunu ağzınızda köpürür, ayna karşısında sizi küçük duruma düşürür. yeni yöntemde diş macunu fırçaya sürülür ve ıslatılmaz. dolayısıyla çok daha rahat bir sürüş keyfi yaşarsınız. suya da sadece ağzınızı yıkarken ihtiyaç duyarsınız. hooop kimbilir kaç metreküp suyu boşa akmaktan kurtardınız.

iSave musluk: bu tam olarak benim fikrim değil ama çok faydalı olacağına inanıyorum.

eğer bu tarz önlemler almazsak yakında en çok ziyaret ettiğimiz site iski'nin arıza/kesinti sayfası olacak gibi.


yavaş modelleme ve çalışkan arılar

Posted: May 21st, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: mimari, çevre | No Comments »

bu sabah inhabitat'ta okuduğum olağanüstü dayanışma bana kedimle çıktığım sinek avlarını hatırlattı. hoş, ortak çalışmanın sonucunda sineği yiyen yine o oluyor ama ben de kendime biraz pay çıkarmakta haksız değilim. bununla birlikte stüdyo libertiny binlerce arı ile bambaşka bir işbirliğine giderek ortaya alışılmışın dışında bir ürün sunmuş. stüdyo libertiny, arıların koloni oluşturmaları için vazo şeklinde bir kovan hazırlıyor ve 40.000 usta arı bir hafta çalışarak kovanın içini altıgen petekleriyle kuşatıyor. bu işleme "yavaş modelleme" adını koymuşlar fakat ortaya çıkan ürün o kadar etkileyici ki bu kadar teknik bir terim tatmin etmiyor. tabi bunu görüp de arıları kötü emellerine alet etmek isteyeceklere bu hayvanların baskılara ve haksızlıklara ne denli sert yanıt verebileceklerini de hatırlatmak isterim.


global warner / küresel uyarıcı

Posted: May 10th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, hayat, çevre | No Comments »

sevgili yerküremiz biz insanlardan çektiği kadar hiçbir canlıdan çekmemiştir herhalde. hani matrix'te ajanlardan biri insanlığın bir tür virüs olduğundan bahsediyordu ya neredeyse aynen öyle. her canlı gibi sevgili dünyamız da şu an garip bir sersemlik yaşıyor, biraz ateşi var. diğer canlılardan gözlemlediğimiz gibi (kendimize bakalım) hasta olduğumuzda öksürerek, terleyerek, kusarak, hapşırarak hastalığı vücudumuzdan atmaya çalışırız. eğer aynı sorumsuzlukla harcamaya, tüketmeye devam edersek sevgili yerküremiz silkelenecek, esecek, gürleyecek ve sevgili vücudundan bizi atacak. diğer taraftan öyle bir battık ki bu şeylerin içine nasıl hayatımızdan çıkaracağız bilmiyorum. ama bilen var: global warner!


global warner türkiye'den yola çıkıp dünya denizlerinde küresel ısınmaya karşı insanları uyaracak bir yelkenli. bu yıl içerisinde istanbul'dan hareket ederek tam bir dünya turu atacak ve 3 yıl sonra yani 2010'da yeniden burada olacak. karadan ve denizden ulaştıkları topluluklara nasıl daha zararsız bireyler olabileceklerini anlatıp onlardan söz alacaklar. hazırladıkları web sitesinde küresel uyarı hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilir ve sizler de birer küresel uyarıcı olabilirsiniz.


küresel ısınma karşıtı font

Posted: April 18th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: tipografi, çevre | 1 Comment »

erik spiekermann dünyanın gelmiş geçmiş en ekonomik font tasarımını bizlerin kullanımına sunuyor. FF Mt fontunu kullanarak %50 daha az kağıt ve boya, daha az alanla derdimizi anlatabileceğiz. dijital haberleşmenin, dar alanda çok şey anlatma ihtiyacının doğurduğu sesli harflerin kullanılmadığı yazım şeklinin üzerinde biraz daha oynanmış hali gibi duruyor ama denemek gerek. ücretsiz olarak indirebilirsiniz.


şehr-i bloglama açıldı!!

Posted: February 19th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: hayat, internet, sokak, çevre | No Comments »
19 Şubat 2007 tarihini bir yerlere not edin zira bugün çok önemli bir gün. misak-ı milli sınırları dahilinde blogu olmayan il kalmasın şiarıyla yola çıkan öncü birlikler beşer onar kendilerini gösteriyorlar.
eskişehir, istanbul, rize, giresun, izmit, ankara, izmir, denizli, aydın, konya, bursa

kara göründü!

Posted: September 25th, 2006 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, hayat, çevre | No Comments »

68.jpg

NuMB'ın hafifte yazdığı bu ve bu blogtan sonra aklına karpuz kabuğu düşmeyen var mıdır bilmiyorum ama eğer böyle bir yolculuğa çıkacağım birgün diyorsanız mutlaka bilmeniz gerekenlerden başlayabiliriz.

gemici düğümü nedir, kaç tanedir, nasıl atılır?
denizcilerin ayrı bi dili var. nasıl anlaşıcaz bu adamlarla? ha bir de
***nereden çıkmış bu dil?