bu sabah önümde listelenen bloglardan birinde kara tahtayla yapılabilecek hoş bir takvim tasarımından bahsediliyordu ki bu beni kara tahtanın nasıl yapıldığı üzerine araştırmaya sevk etti. ne yalan söyliyim ben tahtaya kara tahta özelliği verenin bir boya olduğunu hiç düşünmemiştim. bu konuda araştırma yaparken polisan’ın uzmanlar için hazırladığı sayfadan kara tahta yapımında mat sentetik boya kullanıldığını öğrendim ama arama sonuçlarında çıkan bir forum sitesi mevzuyu aldı tasarımdan bambaşka bir yöne attı. egitimhane.com adresindeki öğretmenlerden, hala yurdumda birçok öğretmenin aşınan ve artık üzerine yazılamayan kara tahtalarını öğrencileriyle birlikte tamir ettiklerini ve bu yöntemi babalarından hatta dedelerinden öğrendiklerini okuduğumda gülsem mi ağlasam mı bilemedim. yumurta akı, is, sirke… türkiye’de hala eğitime ayrılan pay çok az. bu yetmiyormuş gibi milli piyango’dan ordan burdan egitime ayrılan pay askeri mühimmata ayrılanın yanında devede kulak. bilinçli bir geleceği kaç tanka değişirsiniz diye sorsak? yumurta akı odun isi, sirke…modernleşiyoruz muntazaman.
You are currently browsing the archive for the dekorasyon category.
adamlar mis gibi koltuğu testereyle ikiye bölmüşler. fena da olmamış ama yuh. evet anarşistler için ev tasarımı bu olsa gerek. Punk Shui

bu zamanda bir ev sahibi olmak oldukça zor. bunun yanında kiracı olarak düzgün bir ev bulmak neredeyse imkansız. kocaman salonlar küçücük banyolar ya hiç ya da bir insanın sığabileceği kadar mutfaklar her kiracının canını sıkıyordur. nils holger moormann erika ismini verdiği mutfağıyla dar mutfaklara da değişik olabilme imkanı vermiş. normalde tek tek dolaplarda duran çatal, bardak, tabak gibi parçalar için paneller yapıp bunları da duvara monte etmiş. herşey duvarda!
dünyanın onca karmaşası içerisinde ortalığı çekip çeviren, derleyen, toparlayan yine tasarımcılar oluyor. “tasarım diye birşey olmasaydı ya da şu dünyadan tasarım kavramını silip atsaydık ne olurdu?” sorunuza cevap istanbul’un son otuz yıllık mimarisi olurdu sanırım.
tokujin yoshioka design işleriyle tasarım dünyasına yön veren çok ödüllü japon bir tasarımcı.
Tjep. fabbrica için yaptıkları restoran dizaynı ile beni gerçekten etkilemiş yetenekli hollandalı tasarımcılar.
farketing.com‘dan özenerek pazarlama konusunda birkaç tüyo vermek istiyorum büyük mağaza sahiplerine. sayın sahipler, şu karlı, soğuk günlerde biz insanoğullarının kazağa, monta falan ihtiyaçları oluyor. napalım yaradan bizi kürklü yaratmamış. iki tane kıl var onlar da çok bir işe yaramıyor. ve biz paraları hazırlayıp kazak ve mont ve bilimum ıvır zıvır ne varsa almak için mağazanıza geldiğimizde mağazanın sıcaklığından bu ihtiyaçlarımızı unutuyoruz. biliyorum üşümeyelim diye yapıyorsunuz ama o sıcakta kazak denemek de imkansız. gelin şu klimaların ayarlarını düşürelim. bakın bakalım satışlar nasıl ikiye, üçe katlanıyor. hatta mesela lokal ısıtma sistemleriyle sattığınız ürüne göre sıcak soğuk ayarı da yapabilirsiniz. misal kış ortasında bikini satıyorsanız basın sıcağı o bölgeye, size özel bir yaz yaratın. ya da kaban bölümünü yapay karlarla donatın. şeytan ayrıntıda mı gizliydi, neydi?

biz tasarımcıların hayatında çok önemli bir yere sahip olan PANTONE sadece mesleki bir araç olmaktan çıkıp bir yaşam tarzı yaratmaya çalışıyor. diyorlar ki eğer isterseniz kenarları orjinal PANTONE renkleriyle süslenmiş tabaklarınızla misafirlerinize muhteşem armutlar sunabilir, sınırlı sayıda üretilmiş PANTONE tabureleriyle de ayaklarını uzatabilecekleri rahatlığı sağlayabilirsiniz. güçlü olan bir markanın bu tarz hediyelik tasarımlar sunması bir taraftan hoş ama ne gereği var demeden de edemiyor insan.

