dünya

You are currently browsing the archive for the dünya category.

futuristika.gif

futuristika! enteresan mevzular dergisi yayın hayatına başladı. şu hayatta hiçbir şeye şaşırmıyorum artık, birşey olsa da silkinsem, kendime gelsem diyorsanız durmayın başlayın ilk başlıktan: Püsküllü moruk - Cem Karaca & Kardaşlar

futuristika!’nın logosunu yapsam nasıl yapardım diye düşünüp kimseden habersiz çalışmaya başladım. çalışmalarım içerisinde yukarıda gördükleriniz en çok hoşuma gidenler.

bir site açılışı haberi daha. absürd haberler muhabirimiz winmaker yeni adresiyle geri döndü.

karabatakblg.jpg

geçen hafta rus bandıralı bir petrol tankeri karadenizde fırtınaya tutularak battı. aynı fırtınada batan diğer gemilerde ise büyük miktarda sülfür bulunuyordu. batan gemilerin ardından karadeniz’e dökülenleri temizlemenin yıllar alabileceği de konuşuluyor. kaza… fırtınaya yakalanan tankerin aslında herhangi bir hatası yok. o her zaman yaptığı şeyi yapıyordu. bir yerden bir yere petrol taşıyor. fırtına da her zaman yaptığını yaptı. ilk kez fırtına çıkmıyor ya. fakat işte insanın içi kaldırmıyor bir noktadan sonra. petrol ve benzeri maddeler deniz yoluyla taşınmamalı. bakın taşınınca böyle oluyor.

ntvmsnbc’deki fotoğrafları görünce canım iyice sıkıldı. petrol faciası demek can çekişen kara bataklar demek benim için. karabataklar doğanın sözcüleriymiş meğer. bir de absürd gelecek belki ama duck hunt oyunu geldi aklıma. yukarıdaki posteri yaptım ben de. rakamlar sallamadır tabi bi de. sahi kaç canı kaldı doğanın?

49_guenter_eder_breier.jpg45_christina_foellmer.jpg

almanya, avusturya ve isviçre’de ortak olarak düzenlenen en iyi 100 poster yarışmasının 2006 yılı sonuçları.

hollanda’da magenta renginin iletişim faaliyetlerinde ücretsiz olarak kullanılmasını savunan bir sosyal hareket başlamış. şimdi bu ne saçma şey. zaten isteyen istediği rengi kullanır diyebilirsiniz. mevzunun T Mobile firmasının piyasadaki alman firmaları Slam FM, Compello and 100% NL‘nın logolarında magenta renk kullanmaları nedeniyle yasal yollara başvurmasıyla ortaya çıkmış. T Mobile dava gerekçesi olarak magenta rengini Oami adlı iç pazara yönelik bir piyasa standartları ofisine kendileri adına tescil ettirmelerini gösteriyorlar. bir rengi sahiplenmek tamam da başkalarını bu renkten mahrum bırakarak zihinlerde renk/marka algılanımını güçlendirmeye çalışarak işin dozunu kaçırmışlar.

armalar.jpg

az önce moleschino‘da rastladığım ilginç ve bir o kadar da haklı bir “neden? sorusu. her ülkenin bir arması var fakat ya bizimki? ülkeler, armaları ve türkiye

buradan yola çıkarak başlamasını umduğum tartışmaları ise şöyle listeleyebilirim:

  1. bir armamız olsun, en azından isviçre gibi.
  2. pasaportlarımız küçülsün, netekim insan kullanacak.
  3. pasaportlarımız küçülürken ucuzlasın da. dünyayı görmek nispeten daha kolaylaşsın. öyle çılgın bir isteğim de yok. alman devleti ya da fransız devleti ne istiyorsa onu istesin ülkem pasaport isteyen için.

dünyanın en zengin adamı artık bill gates değil. peki kim? apple’la bağlantısı ne? ucuz bilgisayar diye birşey vardı hani niye burada hiç sözü geçmiyor? niye?

modern zaman, garip haller / serdar kuzuoğlu / radikal

suvarmi.jpg

büyük şehirlerde yaşanan su sorunları öyle bir hal aldı ki tasarrufa gitmeden çözülebilecek gibi gözükmüyor. diş fırçalarken, traş olurken, bulaşık yıkarken artık daha dikkatli olmalıyız. sunipeyk harika siteler sitesi de konuyla ilgili güzel bir öneri getirmiş: “bulaşık makinelerinin %18 olan kdv’si %0 olsun, kdv alınmasın!“. bu harika fikre ek olarak su sorununun çözümüne yardımcı olabilecek birkaç öneride bulunmak istiyorum:

• yaz ve kış aylarında banyo yaparken büyük bir miktar suyu henüz banyoya başlamadan önce, suyu istediğimiz sıcaklığa getirmeye çalışırken harcarız. halbuki dijital ya da manual bir derece ayarı olsa ve su o sıcaklığa gelince akmaya başlasa daha az su boşa gider.

• zor durumda kalındığında su kesintisine gitmek yerine daha en başından -tıpkı internette olduğu gibi- kotalı su kullanımına gidilebilir.

• deniz suyundan içme suyu üretebilecek tesisler nano teknolojiyle birlikte çok daha ucuza su arıtabiliyorlar. lakin bunu da tadında bırakmak gerek zira aşırıya gidildiğinde bize daha fazla zarar verebilir diyorlar.

• ben diş fırçalamayı trt’de yayınlanan kısa eğitim programlarından öğrenmiştim. orada çocuklar koştura koştura banyoya giderler, macunu diş fırçalarına sürer, suya tutar, suyu açık bırakır ve dişlerini tam 2 dakika fırçalarlardı. 20 yaşıma kadar da aynı ritüeli uyguladım. taa ki sevgili eşim bana çok daha mantıklı bir yöntem gösterene kadar. nedir bu yöntem? öncelikle 2 ya da 3 dakika diş fırçalamak eski yönteme göre çok zor zira ıslattığınız diş macunu ağzınızda köpürür, ayna karşısında sizi küçük duruma düşürür. yeni yöntemde diş macunu fırçaya sürülür ve ıslatılmaz. dolayısıyla çok daha rahat bir sürüş keyfi yaşarsınız. suya da sadece ağzınızı yıkarken ihtiyaç duyarsınız. hooop kimbilir kaç metreküp suyu boşa akmaktan kurtardınız.

iSave musluk: bu tam olarak benim fikrim değil ama çok faydalı olacağına inanıyorum.

eğer bu tarz önlemler almazsak yakında en çok ziyaret ettiğimiz site iski‘nin arıza/kesinti sayfası olacak gibi.

Alemşah Öztürk blogu Antifit‘te rastladığım, medyanın gelecekte nasıl birşey olacağını anlatan süper bir video. Özgür Alaz ile Kristal’i de kapmışlar. Tebrikler.


dünyada eşi benzeri olmayan bir uygulamaya ev sahipliği yapan são paolo hakkında yazdığım, hafif.org‘da yayınlanan blog. reklamsız şehir são paolo.

temmuzla gelen ek: são paolo yazısı bu ayki grafik tasarım dergisinde de yayınlandı. ilk yayınlanmaya başladığından bu yana ilgiyle takip ettiğim grafik tasarım dergisi içeriğine katkıda bulunabilmiş olmaktan oldukça mutluyum.

2012 olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak olan londra için tasarlanan olimpiyat kimliği bir basın açıklamasıyla tanıtıldı. kurumsal web sitesinden aynı zamanda olimpiyatlar için hazırlanan videoları da izleyebilirsiniz. açıkçası ben logoyu ve birkaç sahnesi hariç hazırlanan filmleri beğenmedim. teknik olarak doğru, farklı mecralara kolayca uygulanabilir olması bir logo için önemli noktalar fakat ama ya estetik? creative review‘da konuyla ilgili sıcağı sıcağına yayınlanan bu (”en azından içinde big ben yok” isimli) makalede de aynı soruyu soruyorlar. terbiyesiz bloggerların “uzun süre bakınca lisa simpson oral seks yapıyormuş gibi gözüküyor” yorumu ise insana başka bir açıdan baktırıyor. evet gerçekten benziyor! hep beğenmeyenlerden bahsettim ama tabii beğenenler de var. bununla birlikte logoyu beğenmeyenler hemen kendi alternatif logolarını tasarlamaya başladı bile.

olimpiyat ve tasarım aynı cümle içinde geçer de bi otl aicher denmezse ayıp olur.

piechart.gif

bayrak satışlarının tavan yaptığı şu günlerde karşıma çıkan bu çalışma epey hoşuma gitti. kim hangi rengi ne kadar kullanmış diye bakabileceğimiz yararlı bir istatistik. insanın gözü ister istemez kendi bayrağını arıyor. ama bulmam çok kolay olmadı. öyle ya, ne kadar az varmış beyazdan! renklerine göre bayraklar

aa.gif
helvetica, helvetica, helvetica… evet dünyanın en çok kullanılan fontu, evet bu yıl 50. yılı, evet bir filmi var, evet ben de zora düştüğümde kullanıyorum lakin bu kadar tantananın kâfi olduğunu düşünüyorum. şaka şaka…

sevgili yerküremiz biz insanlardan çektiği kadar hiçbir canlıdan çekmemiştir herhalde. hani matrix’te ajanlardan biri insanlığın bir tür virüs olduğundan bahsediyordu ya neredeyse aynen öyle. her canlı gibi sevgili dünyamız da şu an garip bir sersemlik yaşıyor, biraz ateşi var. diğer canlılardan gözlemlediğimiz gibi (kendimize bakalım) hasta olduğumuzda öksürerek, terleyerek, kusarak, hapşırarak hastalığı vücudumuzdan atmaya çalışırız. eğer aynı sorumsuzlukla harcamaya, tüketmeye devam edersek sevgili yerküremiz silkelenecek, esecek, gürleyecek ve sevgili vücudundan bizi atacak. diğer taraftan öyle bir battık ki bu şeylerin içine nasıl hayatımızdan çıkaracağız bilmiyorum. ama bilen var: global warner!


global warner türkiye’den yola çıkıp dünya denizlerinde küresel ısınmaya karşı insanları uyaracak bir yelkenli. bu yıl içerisinde istanbul’dan hareket ederek tam bir dünya turu atacak ve 3 yıl sonra yani 2010′da yeniden burada olacak. karadan ve denizden ulaştıkları topluluklara nasıl daha zararsız bireyler olabileceklerini anlatıp onlardan söz alacaklar. hazırladıkları web sitesinde küresel uyarı hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilir ve sizler de birer küresel uyarıcı olabilirsiniz.

gill sans, 1932′de eric gill tarafından monotype şirketi için tasarlandı. ilerleyen yıllarda ingiltere’nin helvetica’sı haline gelen font, bbc’den penguin yayınevine oradan sokak tabelalarına kadar her yerde kullanıldı. bununla birlikte ben archer, gill sans’ın hatalı tasarlanmış bir font olduğunu ve hatta ondan 50 yıl önce tasarlanmış johnston fontundan esinlenmesine rağmen kötü ve saçmalıklarla dolu bir kopya olmaktan öte gidemediğinden bahsediyor. verdiği örneklere baktığınızda archer’a hak vermeden edemiyorsunuz. miniskül l,i ve 1′in yan yana gösterildiği örnek bunu apaçık gösteriyor. gill sans’ı bu kadar kötüledikten sonra kullanacak değiliz ya, daha iyi tasarlanmış gill sans alternatifleri burada.

serdar kuzuoğlunun 16 nisan tarihli garip işler oluyor vesselam başlıklı yazısı …

bu hayatta en çok kullandığım cümle kalıplarından biri “hayat ne garip”. bundan bir ay kadar önce gevende diye bir grup keşfettim. çaldıklarından o kadar etkilendim ki web sitelerine girdim. sonra bi baktım biyerde konser veriyorlar ve şimdi farkettim ki herkes onları dinliyor!? bloglama camiasının istanbul ayaklarından kudra üşenmemiş süper ama (daha uzun bir ropörtaj bekliyorduk) kısa bir söyleşi yapmış gevende’yle. gevende ve birkaç soru

time dergisi “the design 100″ başlığı altında bir liste yayınlamış. berbat bir internet bağlantısıyla boğuştuğumdan zamanı ve sabrı olanlara bakmalarını öneririm.

dünyaca ünlü penguin yayınevi 2005 yılında 70. yılını kutlarken bu yıla özel bir kitap serisi yayınladı. bu kitapların kapakları da bulundukları yıla özel olarak tasarlanmıştı. Bu yıl 25. yılını kutlayan Can Yayınları, tıpkı Penguin Books gibi o süreçte bastığı kitaplardan 25 tanesini seçerek yeniden basmış.
böyle gider bu…

universcale interaktif olarak herşeyin boyunu karşılaştırabileceğiniz yararlı bir site. bir t-rex ile balinayı, uçakla, sagoya ağacını karşılaştırabilirsiniz. sol üst köşedeki logo da sanırım yaptıkları bu iş için minnettar olacağımız kişilere ait.

lürzer’s archive dergisi aboneliğinin yanında isterseniz yine üç aylık dönemi kapsayan, dergiyle aynı kurul tarafından seçilmiş reklam filmleri gönderiyor. tıpkı derginin olduğu gibi bu dvdler de dünyada neler olup bittiğini görebilmemiz açısından muhteşem bir kaynak. beğendiğin reklamları dvd kalitesinde izlemek de ayrı bir zevk. dün akşam iş gereği 2005 başından bugüne kadar gönderilmiş dvdleri izlemem icap etti. onlar lürzer’in seçtikleriydi, şimdikilerse benim seçtiklerim:

kleenex için yapılmış neredeyse tipografik pulp fiction gibi bir reklam filmi

bununla birlikte tayland enerji tasarruf ve planlama ofisi için saatchi saatchi bangkok tarafından yapılmış bir seri reklam filmi (1, 2, 3) tam anlamıyla ekrana kitliyor. bunları izlerken ilk aklıma gelen kung-fu hustle isimli güzide filmdi. bunu da belirtmeden geçemedim.

daha önce isviçre grafik tarihi başlığıyla duyurduğum kısım meğer buzdağının sadece görünen yüzüymüş. Alki1 mahlaslı koleksiyoner bizlere ülke ülke ve tarz tarz ayrılmış muhteşem bir grafik tasarım kaynağı sunuyor. kesinlikle biryerlere not edilmesi gereken bir sayfa.

251879639_fb03d3f1d1_o.jpg
isviçre grafik tasarım tarihine hızlıca bir göz atıyoruz. çok kapsamlı olmasa da fikir vermesi açısından iyi bir kaynak.

1_cherm_geis_portrait.jpg
ivan chermayeff ve tom geismar‘ın -ki aralarında nbc, mobil, xerox, koç, national geographic gibi dev markalar da var- son elli yılın logo ve amblem tasarımları pera müzesi‘nde sergilenmeye başlandı. bununla birlikte chermayeff’in kolajlar ve küçük heykellerden oluşan eserleri de görülebilir ama logolar kadar etkileyici olduklarını söyleyemem.

pera müzesi’ndeki bir diğer önemli sergi ise “millet yazma eser kütüphanesi’nden bir seçme / ali emiri efendi’nin dünyası” ismini taşıyor. fermanlar, hatlar, beratlar ve kitaplardan oluşan muhteşem bir koleksiyon.

tipografi üzerine türkçe kaynak bulmak çok kolay değil. bu konu üzerinde çalışan profesyonellere bile kolay kolay ulaşamıyorsunuz. European Type Directory bu konuda güzel bir örnek.

bir moleskine blogu vesilesiyle tanıştığım moleschino‘da iran’ı sevmek için 41 neden listelenmiş. sonra bakmışlar 41 nedenden daha fazlası var bir 41 neden daha eklemişler. eğer böyle yazacaklarsa bence bir 41 daha eklesinler, doymazsak sonra tekrar ekleriz:)

68.jpg

NuMB’ın hafifte yazdığı bu ve bu blogtan sonra aklına karpuz kabuğu düşmeyen var mıdır bilmiyorum ama eğer böyle bir yolculuğa çıkacağım birgün diyorsanız mutlaka bilmeniz gerekenlerden başlayabiliriz.

gemici düğümü nedir, kaç tanedir, nasıl atılır?
denizcilerin ayrı bi dili var. nasıl anlaşıcaz bu adamlarla? ha bir de
***nereden çıkmış bu dil?

kupa sayesinde futbolla sallanan dünyaya msn de bir güzellik yaparak kupanın oyuncularının tuttukları günlükleri yayınlamış. ronaldinho, davids, owen gibi futbolcuların kupayla ilgili yazdıkları okunmaya değer ama sanırım en çok ilgiyi hakeden final maçının oyuncuları fransız makelele (gerçi maçtan sonra birşey yazmamış) ve dünyanın en iyi kalecisi gianluigi buffon‘un yazdıkları

dünya kupası nedeniyle futbolla yatıp futbolla kalkıyoruz. tam anlamıyla bir futbol takipçisi olmadığım halde bu büyü beni de etkisi altına alıyor. futbolun hep bir oyundan fazlası olduğu konuşulur ya bu da o fazlalardan biri: almanya 2006 dünya kupası için hazırlanan organizasyon kimliğini berbat bulan 11 alman tasarımcı bir takım kurup kendi alternatif dünya kupası logolarını hazırlamışlar. formaları çok güzel olmuş. ayrıca 9 numaralı hesse design çektiği şutla kaleciyi belli ki ters köşeye yatırmış.


dünyaca ünlü colors dergisi çok ilginç bir proje başlattı geçenlerde. proje şu: eline kalemlerini alıyorsun ve colors dergisini kafana göre yeniden yapıyorsun. konunu seç, hikayeni anlat, korkularını, gerçekleri, buluşlarını, başından geçen maceraları, fikirlerini dergiye dök. unutmaman gereken bu derginin editörü de art direktörü de fotoğrafçısı da sensin. via

sonradan gelen ek: colors notebook’u edinebilmek için mail attım kendilerine ve hemen yolladılar. zarfın içinde 4-5 dilde hazırlanmış proje metninin türkçe olarak da bulunması beni ayrıca mutlu etti.


çernobil faciasının yirminci yıl dönümünde yirmi yıldır hiç bitmeyen bir felaketin izleri.


amerika deyince aklıma binbir türlü kötü söz geliyor. dünyaya yaptıklarının ötesinde para kazanma güdüsüyle birlik olmuş milyonlarca insanın vicdan denillen kavramı nasıl olup da üçbeş kuruşa sattıklarının koskoca bir abidesi gibi duruyor öyle haritada. ama her ne olursa olsun yine de sürüden ayrı hareket eden birileri çıkıyor. amerika’daki bir grup tasarımcı katrina kasırgası felaketzedeleri yararına felaket posterleri tasarlıyor ve satıyor. amaçları 1,000,000 $ toplamak.

9/11′de ikiz kulelere çarpan iki uçak dışında bir uçak da pentagon’a girmişti. buradaki abiler tutturmuşlar “yok öyle bişey” diyorlar. olay komplo teorisi olmaktan çıkıp birilerinin bizi fena halde kafaya aldığının belgesi haline dönüşmüş. ben de izledim açıklamaları gayet mantıklı. uçağın kanatları nereye gider ki?

 

 

Close
E-mail It