Posted: June 10th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, grafik, koleksiyon, teknoloji | No Comments »

Geçen yıl Pera Müzesi'nde de bir sergisi açılan, günümüz grafik tasarımının ikon tasarımcılarından Tom Geismar'ın on yıldır biriktirdiği 20. yüzyılın ortalarından kalma oyuncak robotlar Seattle Bilim Kurgu Müzesi'nde sergileniyormuş. Wired dergisi de bu koleksiyonu bize ulaştırmayı görev addetmiş. İyiki etmiş. Birkaç ay önce City's de bunlara benzer kurmalı teneke robotlara rastlamıştım. Hazır aklıma gelmişken gidiyim biraz daha bakıyım.
Posted: May 28th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, reklam, siyaset | 1 Comment »

Dünyanın en çok konuşulan ülkesinin en çok konuşulan -her ne kadar dalga geçilse de politikalarına boyun eğilen- başkanının dünya medyasında çıkan reklamlarından portresi. Son imparatorun zeka seviyesinin biraz düşük olduğu hemen hepsinin ortak görüşü ve ilanlarda en hafif hitap şekli salak. Bu ilanlar nedeniyle kaçına dava açıldığını merak ediyorum. Aynı soru Simpsons'un 383. bölümü G.I. (Annoyed Grunt)'ı izlerken de aklıma geldi. Hani oradaki diyalogların çeyreği için bile burada askerlikten soğutma davası açılabilirdi. Açıldı mı? Bilmiyorum. Uzun zamandır aynı eleştirileri gitgide yükselen tonda söyleyebildiklerine göre, hayır.
Dünya reklamcılığının Bush'u nasıl gördüğüyle ilgili yazıda, daha önce Lurzer's Archive dergisinde gördüğüm ve en iyi basın kampanyası listemde en üst noktalara yerleştirdiğim bir kampanya görselini tekrar görmek iyi geldi. Diário de S.Paulo gazetesi için "Olayın derinine inen gazete" sloganıyla hazırlanan kampanyanın illustratif yaklaşımı, olay örgüsünün karmaşaya kurban gitmeden okuyucuya iletilebilmesi bakımından son derece başarılı. Reklam ajansı DM9DD.
Posted: May 20th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: buluş, dünya, koleksiyon, reklam, sokak, tarih | 2 Comments »

Şimdi bahsedeceğim konu hayranlık duyduğum, bahsetmeden duramayacağım için bahsettiğim, hatta bu kelimeleri yazarken bile bir sonraki için sabırsızlandığım muhteşem bir tasarım, reklam, kültür olayıyla ilgili. Geçen yaz İngiltere Ulusal galeri ve Hawlett Packard işbirliğiyle Soho, Piccadilly ve Covent Garden sokakları dünyaca ünlü paha biçilmez tablolarla donatılarak 12 hafta boyunca devasa bir müze haline getirildi. Büyük Tur adı verilen bu sergiyi tıpkı bir müzeyi dolaşır gibi dolaşıyor olmanız ise işin ayrıca etkileyici kısmı. Büyük Tur için hazırlanan web sitesinden tabloların yerleriyle ilgili rehberi ve tabloları anlatan sesli rehberleri indirebiliyorsunuz. Bununla birlikte eğer dilerseniz merak ettiğiniz tablonun önünde durup listelenen numarayı arayarak da o tablo hakkında bilgi edinebiliyorsunuz. Sokaklara dağılmış bütün tablolar Hawlett Packard tarafından kopyalanmış. İşin her safhasının böyle özenle tasarlanmış olması gerçekten etkileyici. Büyük Tur'la ilgili fotoğrafları flickr üzerinde hazırlanmış galeriden görebilirsiniz.
Posted: January 24th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: buluş, dünya, internet, koleksiyon, müzik, sanat, sokak | 5 Comments »

futuristika! enteresan mevzular dergisi yayın hayatına başladı. şu hayatta hiçbir şeye şaşırmıyorum artık, birşey olsa da silkinsem, kendime gelsem diyorsanız durmayın başlayın ilk başlıktan: Püsküllü moruk - Cem Karaca & Kardaşlar
futuristika!'nın logosunu yapsam nasıl yapardım diye düşünüp kimseden habersiz çalışmaya başladım. çalışmalarım içerisinde yukarıda gördükleriniz en çok hoşuma gidenler.
bir site açılışı haberi daha. absürd haberler muhabirimiz winmaker yeni adresiyle geri döndü.
Posted: November 15th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: çevre, dünya, illüstrasyon, truetypelies | No Comments »

geçen hafta rus bandıralı bir petrol tankeri karadenizde fırtınaya tutularak battı. aynı fırtınada batan diğer gemilerde ise büyük miktarda sülfür bulunuyordu. batan gemilerin ardından karadeniz'e dökülenleri temizlemenin yıllar alabileceği de konuşuluyor. kaza... fırtınaya yakalanan tankerin aslında herhangi bir hatası yok. o her zaman yaptığı şeyi yapıyordu. bir yerden bir yere petrol taşıyor. fırtına da her zaman yaptığını yaptı. ilk kez fırtına çıkmıyor ya. fakat işte insanın içi kaldırmıyor bir noktadan sonra. petrol ve benzeri maddeler deniz yoluyla taşınmamalı. bakın taşınınca böyle oluyor.
ntvmsnbc'deki fotoğrafları görünce canım iyice sıkıldı. petrol faciası demek can çekişen kara bataklar demek benim için. karabataklar doğanın sözcüleriymiş meğer. bir de absürd gelecek belki ama duck hunt oyunu geldi aklıma. yukarıdaki posteri yaptım ben de. rakamlar sallamadır tabi bi de. sahi kaç canı kaldı doğanın?
Posted: November 13th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, grafik, tasarım, tipografi | No Comments »


almanya, avusturya ve isviçre'de ortak olarak düzenlenen en iyi 100 poster yarışmasının 2006 yılı sonuçları.
Posted: November 12th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, pazarlama, renk | 2 Comments »

hollanda'da magenta renginin iletişim faaliyetlerinde ücretsiz olarak kullanılmasını savunan bir sosyal hareket başlamış. şimdi bu ne saçma şey. zaten isteyen istediği rengi kullanır diyebilirsiniz. mevzunun T Mobile firmasının piyasadaki alman firmaları Slam FM, Compello and 100% NL'nın logolarında magenta renk kullanmaları nedeniyle yasal yollara başvurmasıyla ortaya çıkmış. T Mobile dava gerekçesi olarak magenta rengini Oami adlı iç pazara yönelik bir piyasa standartları ofisine kendileri adına tescil ettirmelerini gösteriyorlar. bir rengi sahiplenmek tamam da başkalarını bu renkten mahrum bırakarak zihinlerde renk/marka algılanımını güçlendirmeye çalışarak işin dozunu kaçırmışlar.
Posted: August 28th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, grafik, hayat | 1 Comment »

az önce moleschino'da rastladığım ilginç ve bir o kadar da haklı bir "neden? sorusu. her ülkenin bir arması var fakat ya bizimki? ülkeler, armaları ve türkiye
buradan yola çıkarak başlamasını umduğum tartışmaları ise şöyle listeleyebilirim:
- bir armamız olsun, en azından isviçre gibi.
- pasaportlarımız küçülsün, netekim insan kullanacak.
- pasaportlarımız küçülürken ucuzlasın da. dünyayı görmek nispeten daha kolaylaşsın. öyle çılgın bir isteğim de yok. alman devleti ya da fransız devleti ne istiyorsa onu istesin ülkem pasaport isteyen için.
Posted: August 8th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, hayat, teknoloji | 2 Comments »
dünyanın en zengin adamı artık bill gates değil. peki kim? apple'la bağlantısı ne? ucuz bilgisayar diye birşey vardı hani niye burada hiç sözü geçmiyor? niye?
modern zaman, garip haller / serdar kuzuoğlu / radikal
Posted: July 23rd, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: çevre, dünya | 1 Comment »

büyük şehirlerde yaşanan su sorunları öyle bir hal aldı ki tasarrufa gitmeden çözülebilecek gibi gözükmüyor. diş fırçalarken, traş olurken, bulaşık yıkarken artık daha dikkatli olmalıyız. sunipeyk harika siteler sitesi de konuyla ilgili güzel bir öneri getirmiş: "bulaşık makinelerinin %18 olan kdv'si %0 olsun, kdv alınmasın!". bu harika fikre ek olarak su sorununun çözümüne yardımcı olabilecek birkaç öneride bulunmak istiyorum:
• yaz ve kış aylarında banyo yaparken büyük bir miktar suyu henüz banyoya başlamadan önce, suyu istediğimiz sıcaklığa getirmeye çalışırken harcarız. halbuki dijital ya da manual bir derece ayarı olsa ve su o sıcaklığa gelince akmaya başlasa daha az su boşa gider.
• zor durumda kalındığında su kesintisine gitmek yerine daha en başından -tıpkı internette olduğu gibi- kotalı su kullanımına gidilebilir.
• deniz suyundan içme suyu üretebilecek tesisler nano teknolojiyle birlikte çok daha ucuza su arıtabiliyorlar. lakin bunu da tadında bırakmak gerek zira aşırıya gidildiğinde bize daha fazla zarar verebilir diyorlar.
• ben diş fırçalamayı trt'de yayınlanan kısa eğitim programlarından öğrenmiştim. orada çocuklar koştura koştura banyoya giderler, macunu diş fırçalarına sürer, suya tutar, suyu açık bırakır ve dişlerini tam 2 dakika fırçalarlardı. 20 yaşıma kadar da aynı ritüeli uyguladım. taa ki sevgili eşim bana çok daha mantıklı bir yöntem gösterene kadar. nedir bu yöntem? öncelikle 2 ya da 3 dakika diş fırçalamak eski yönteme göre çok zor zira ıslattığınız diş macunu ağzınızda köpürür, ayna karşısında sizi küçük duruma düşürür. yeni yöntemde diş macunu fırçaya sürülür ve ıslatılmaz. dolayısıyla çok daha rahat bir sürüş keyfi yaşarsınız. suya da sadece ağzınızı yıkarken ihtiyaç duyarsınız. hooop kimbilir kaç metreküp suyu boşa akmaktan kurtardınız.
• iSave musluk: bu tam olarak benim fikrim değil ama çok faydalı olacağına inanıyorum.
eğer bu tarz önlemler almazsak yakında en çok ziyaret ettiğimiz site iski'nin arıza/kesinti sayfası olacak gibi.