film

You are currently browsing the archive for the film category.


Pazartesi sabahını kurtaracak bişeyler yap Yutub. Bana bi şarkı çal Yutub. Happiness Yutub.


Yine süper bir ekran koruyucuya rastladım. Dosya ağırlığı epey fazla fakat o kadar güzel ki bir çılgınlık edip yüklenebilir.  SCR | DROPCLOCK_yükle


Bu aralar girdiğim yazılar çoğunlukla videolardan oluşuyor farkındayım fakat onca işin arasında böyle etkileyici projelere rastlayınca da eklemeden edemiyorum. Kaligrafi öğrenmek istiyorum. Bu arada çocuğun yaptıkları bazen adamınkinden daha enteresan oluyor.


snoop dog mtv’de rastladığım, yaptığı müziğin hayranı olmasam da rastladığımda dinlediğim bir müzisyen. fakat son zamanlarda mtv’de dönen sensual seduction klibi ile hayranları arasına katılmama ramak kaldı. yapım kalitesi, uygulamadaki profesyonellik, dönemle birebir oturan koreografi göreceksiniz ki sizi de etkileyecek.

tabi görebilirseniz…

geleceğe not: siz bu yazıyı okurken video linki çook uzaklara gitmiş, aslında o kadar uzakta olmasa da gözlerimiz kapandığından görünmüyor olabilir. sabırlı olun, eminim birgün açılacaktır.

geleceğe not 2: tabi okuyamıyor da olabilirsiniz zira aynı zihniyet erişimini yasakladığı bir siteye, başka bir konu için dahi olsa, link vermeyi de suç kapsamına alıp bu siteye erişimi de yasaklayabilir. göğe bakalım.


Daha önce hiç dikkatimi çekmemişti. Bu video sayesinde aydınlandım:)
(teşekkürler / thank you swissmiss)

The Wind


lyn’in blogunda 2007′nin öne çıkanları ve son haberlerine göz atarken Epuron firması için hazırlanan bu viral reklam filmi dikkatimi çekti. çok etkilendim. benden 10!


devasa bir balinanın şehrin ortasında yüzeye çıktığı kısım çok şık olmuş. buz gibi gol.

ek:  reklam filminin yayınlanmaya başlamasından sonra fikrin yapım şirketine daha önce çalışmak için başvurmuş kozyndan‘ın şirkete bıraktığı portfolyosundan çalınmış olduğu tartışmaları reklam dünyasını karıştırdı. tavşanlı şehir eskizleri olayın öyle basit bir esinlenme olmadığını gösteriyor bana göre. hırsızlık, aşırma, apartma dedikodularını bir yana bırakıp bu muazzam reklam filminin yapım aşamalarını ve gereken malzemelere bir göz atalım, neşemiz yerini bulsun.

lomoimaj.jpg

sovyetler birliği’nde rus ajanlarının kullanması için üretilen dört lensli, cepte taşınabilir fotoğraf makineleri soğuk iklimden, sıcak iklimlere kadar bütün dünyayı kasıp kavurdu. son olarak avrupa’da görülen çılgınlık, kim bilir belki hala devam ediyordur. tabi talep artınca fiyatlar da epey uçuyor. öyle ki 20-30 liraya alınabilen makineler bugün 200 dolar gibi bir rakama satılıyor sanırım. olur da bir şekilde ucuza bir lomo bulursanız lomography cemaatine katılmak için cemaatin kurallarına uymak durumundasınız. nedir bu kurallar:

gittiğin her yere götür, yanından ayırma
objelere yaklaş yaklaşabildiğin kadar
fotoğrafları bel hizasından çek
düşünme
hızlı ol
neyin fotoğrafını çektiğinin bir önemi yok
kuralları boşver.

daha fazla bilgiyi 3ayak.org‘da çıkan konuyla ilgili blogdan edinebilirsiniz. bu blogu yazma amacıma gelince. bu sabah lomoyla ilgili bbc’nin çektiği bir belgesele rastladım. aşağıda bu belgeseli 7 parçaya bölünmüş halde bulabilirsiniz.

the LOMO CAMERA
shoot from the hip

1 2 3 4 5 6 7


kontrol - Z kullanmam çünkü hata yapmam:) süper olmuş.



eski arşivleri karıştırmanın heyecanına kendimi kaptırıp sandığın dibinden birkaç şey çıkardım. illustrasyondan, animasyon denemelerine bir ton şey. yukarıda görmüş olduğunuz video ise bundan 5 yıl kadar önce tamamen freehand’de stop motion tekniğiyle hazırlanmış bir animasyon. renault’un (yanılmıyorsam) 10 saniyelik film yarışması için hazırlanmıştı. hatta orijinalinde seslendirme de yapmıştım lakin bu versiyonu sessiz.

indian”directors”trick iyi seyirler diler:)

entertheserif.jpg

enter the serif | oh! i’m sorry… did I hurt your girlie serifs?

lürzer’s archive dergisi aboneliğinin yanında isterseniz yine üç aylık dönemi kapsayan, dergiyle aynı kurul tarafından seçilmiş reklam filmleri gönderiyor. tıpkı derginin olduğu gibi bu dvdler de dünyada neler olup bittiğini görebilmemiz açısından muhteşem bir kaynak. beğendiğin reklamları dvd kalitesinde izlemek de ayrı bir zevk. dün akşam iş gereği 2005 başından bugüne kadar gönderilmiş dvdleri izlemem icap etti. onlar lürzer’in seçtikleriydi, şimdikilerse benim seçtiklerim:

kleenex için yapılmış neredeyse tipografik pulp fiction gibi bir reklam filmi

bununla birlikte tayland enerji tasarruf ve planlama ofisi için saatchi saatchi bangkok tarafından yapılmış bir seri reklam filmi (1, 2, 3) tam anlamıyla ekrana kitliyor. bunları izlerken ilk aklıma gelen kung-fu hustle isimli güzide filmdi. bunu da belirtmeden geçemedim.

youtube’un atatürk’e hakaret içeren bir video içermesi nedeniyle siteye erişim mahkeme kararıyla ertelendi. hal böyle olunca buradaki videoyu da göremiyorsunuz. lakin bir tek siz göremiyorsunuz zira türkiye dışına çıkınca herkes herşeyi görüyor. kendi gözlerimizi kapattığımızda görünmez olduğumuzu sanmak gibi birşey. daha düzgün ve etkili bir şekilde düzeltilebilirdi bu mevzu. neyse…

reklam yaratıcılarının gözünden fikrin yaratım süreci ve daha sonra nasıl ellerinden kayıp gittiği hakkında açıklayıcı, çarpıcı, komik, hüzünlü bir film. reklam yaratıcılarının buldukları fikirden ayrılırkenki yüz ifadeleri o kadar gerçek ki.

yine aynı mevzuyla ilgili olarak bugün karşıma çıkan “8 en kötü tasarım eleştirisi” karikatürü de görülmeye değer. maalesef based on true story


eternal sunshine of the spotless mind filminin ve diğer birsürü muhteşem klip ve reklamın yönetmeni michel gondry’nin yeni filmi the science of sleep ne zaman vizyona girer bilmiyorum ama frangmanını gördükten sonra artık sabırsızlıkla beklediğimi söyleyebilirim.

bir topaç iyi atılırsa, dönmesi ve yerde tam olarak durması 40 saniye sürüyor. 20 saniye de sardın ettin; oldu sana bir dakka. bu hesapla birini beklerken bi yandan da topaç çevirsen ve 40 kere atsan yere ve tekrar toplasan, kafadan bir 40 dakika geçer ki 40 kere topaç atmak işten bile değil.

sivikkk

wieden+kennedy honda markası için şaheserler yaratmaya devam ediyor.

iki gün sonra gelen edit:
honda civic reklam filmi ve kampanya detaylarını honda‘nın web sitesinde bulabilirsiniz. sitede aynı zamanda bu muhteşem reklam filminin yapım aşamasının da gösterildiğine dair bir söylenti ve bir link var podcast yoluyla izleyebilirsiniz diye ama m4v uzantısı ne işe yarıyor tam çözebilmiş değilim. sanırım video ipod’larda çalışan bişey.

her ne kadar başka bir amaçla oluşturulmuş da olsa google’da yapılan aramalarda karşıma şöyle bir arşiv çıktı. birçok filmin görselini bulabileceğiniz bu arşiv aynı zamanda yoğunlukla türk filmlerine ayrılmış. ama tabi içinde robokop da var, rocky de var. evet biraz saçma bir cümle kurdum farkındayım ama oluyor böyle şeyler.

Durup durup Muhsin Bey‘in ne kadar iyi bir film olduğunu düşünüyorum. senaryosunu aradım ama bulamadım biyerde.

it’s a big ad… expensive ad…. carmina burana eşliğinde muhteşem bir reklam.

hayat bu kadar kolay olmamalı

bunca zamandır görsel sanatları besleyen çizgi roman bu kez tam anlamıyla kasıp kavuruyor. son birkaç yıldır karşılaştığımız uyarlamalarla birlikte çizgi roman havası verilmiş reklam filmleri, tablolar, sinema filmleriyle daha epey bir haşır neşir olacağız gibi. peugeot 1007 reklamı da bunlardan biri. yaparken ne kadar eğlendiklerini izlerken siz de farkediyorsunuz.

demolition man filminde stallone geçmişte dondurulup gelecek belirsiz bir dünyada uyandırıldığında bu çağın insanlarının müzik zevkinin reklam cıngıllarından oluşmasına hayret dolu ve anlamaz gözlerle bakıyordu. ama şu an eminim stallone da duşta ya da arabada ya da mutfakta bişeyler karıştırırken buna benzer şeyler yapıyordur. dün lürzher’s archive dergisinin periyodik olarak yayınlana, yılın ilk üç ayının en iyi reklamlarının bulunduğu dvd’yi izleme şansını yakaladım. içerisinde birbirinden güzel (ki yalan..yani bi ara her önlerine gelen reklam filmini direkt olarak koymuşlar gibi geldi ama yine de kalburüstü reklamlar olduklarını düşünerek koydular sanırım) 70 tane reklam filmi vardı. sadede geliyorum. içlerinde yalnızca birinden bahsedeceğim, wieden+kennedy‘nin honda diesel için yaptığı reklamdan. hatta bahsetmeyeceğim, buyrun izleyin. reklam filminin yapım aşamalarını wieden+kennedy sitesinden görebilirsiniz.

böyle bir adamın varlığından ancak o öldükten sonra haberim oldu ama yine de onun gibi birsürü adamı öldüklerinden sonra tanıdığımı düşünürsek çok büyük bir kayıp değil. aslında kendi şarkılarını da daha sonra dinlemeye çalıştım ama bir türlü sevemedim. benim sevdiğim başkalarının şarkılarını söyleyen johnny cash. u2′dan “one”, depeche mode’dan “personal jesus“, bob marley “redemption song”, nine inch nails “hurt”… hatırlıyorum ilk personal jesus’ı dinlemiştim ve o andan itibaren arşivimin en gözde şarkıcılarından biridir. geçenlerde yine gecikmeli olarak üstadın hurt şarkısına yaptığı cover’ın video klibini seyretme şansına nail oldum. muhteşem bir klip. hayatım boyunca seyrettiğim en etkileyici klip bile diyebilirim. ölmek üzere olan bi adamın kendiyle olan hesaplaşması, bir tartıp biçme klibin her noktasına işlenmiş. isa’nın son akşam yemeği göndermeleri cash’in son albümünün tamamında da olduğu gibi klipte de yoğun bi şekilde belli ediyor kendini. bi bakıma cash’in yalnız başına son akşam yemeği. “öleceğini mi anladın” be adam demekten alıkoyamıyorum kendimi. şarkının sözlerini de yazıyım izlerken eşlik edersiniz.

i hurt myself today / to see if i still feel / i focus on the pain / the only thing that’s real / the needle tears a hole / the old familiar sting / try to kill it all away / but i remember everything / what have i become? / my sweetest friend / everyone i know / goes away in the end / you could have it all / my empire of dirt / i will let you down / i will make you hurt / i wear my crown of shit / upon my liar’s chair / full of broken thoughts / i cannot repair / beneath the stain of time / the feeling disappears / you are someone else / i am still right here / what have i become my sweetest friend / everyone i know / goes away in the end / you could have it all / my empire or dirt / i will let you down / i will make you hurt / if i could start again / a million miles away / i would keep myself / i would find a way

çok uzun zaman sonra gelen düzeltme:
geçen akşam johnny cash’in hayatını anlatan “walk the line” filmini izledim. bu arada daha fazla şarkısını dinleme şansı buldum ve kendi şarkılarını da sevdim. ve son olarak hurt şarkısı ve klibi halen aynı etkisini sürdürüyor.

paul getty ve bill gates’in sahibi olduğu getty images dünya üzerinde birçok profesyonelin görsel ihtiyacını karşılıyor. gettyimages bundan birkaç yıl önce sattığı stok imajların dışında film ticaretine de başladı. arşivlerini o kadar genişlettiler ki “masa başından hiç kalkmadan istenirse uzun metrajlı bir film bile çekersiniz buradan aldıklarınızla” gibi bi iddiaları var. geçen yıl cannes film festivalinde bu iddialarını destekleyen bir proje ile seyirci karşısına çıktılar : The Big Idea”. dünyanın farklı farklı yerlerinden seçilmiş 7 yönetmenden sadece getty images koleksiyonunu kullanarak birer dakikalık filmler yapmalarını istediler. işleri buradan görebilirsiniz. özellikle bu gözlü olan sinir bozucu ama yine de güzel. (japonlardan korktuğumu daha önce söylemiş miydim?) bu da yönetmenlerden birinin sitesi ve yaptığı işler.

Yılbaşının sabahında Cine5 Coen kardeşlerin Orada Olmayan Adam filmini verdi şifresiz olarak. Ben de sonuna doğru yakaladım filmi. Sinemada seyretmemiştim ama fragmanlarını hatırlıyorum film siyah-beyazdı. Birkaç sitede baktım onlar da s/b diyor. Peki nasıl oluyor da Cine5 renkli bir “Orada Olmayan Adam” yayınlıyor? Bugün Milliyet gazetesi de filmin VCD’sini veriyor. Tanıtımlarına baktım film burada da renkli. İşin aslını astarını bilen var mı? Sinirim bozuldu.

 

 

Close
E-mail It