fotoğraf

You are currently browsing the archive for the fotoğraf category.

istockphoto_4870458_umbrella_effect.jpg

Biraz geç kalınmış bir hareket olsa da sonunda ben de stok fotoğraf işine bulaştım. Uzun bir kabul edilme süreci ve eklediğimiz fotoğrafların acımasızca ard arda (fakat kabul etmeliyim haklı nedenlerle) geri çevrilmesi moralimizi biraz bozsa da yavaş yavaş alışmaya başlıyoruz sanırım. Bu süreçte öğrendiklerimiz ise benim için çok değerli. Halen satışta olan 11 fotoğrafı buradan görebilirsiniz, dilerseniz beğendiklerinizi satın da alabilirsiniz:)

kural çok basit. fotoğraf makinenin zamanlayıcısını iki saniyeye ayarlayıp düğmeye basıyorsun ve var gücünle makineden kaçıyorsun. runninfromcamera

kudra'nın prag fotoğraflarından kafkaya ait olanı

Kelimelere hakim olduğu kadar küstah, bi o kadar da iyi bir fotoğrafçı olan kudra hanım’ın flickr’ında bir sürü yer birikmiş. bi şanlıurfa bi ispanya, bi mardin bi prag, bi kıbrıs bi van her yeri gezmiş. daha da gezer bu…

bu arada flickr hesabındaki fotoğraflar buz dağının görünen yüzü. kudra hanım’dan daha kapsamlı bir portfolyo bekliyoruz.

ışık oyunları

iki yıldan beri kullanmakta olduğum Konica Minolta Dimage X60 dijital fotoğraf makinemin memnun olmadığım tek özelliği ışığın yetersiz olduğu ortamlarda -ki bu gün ortasında bir ev içi bile olsa- flaşsız net bir fotoğraf çekememesi. üstelik flaşlı çekimlerde de gözleri kıpkırmızı canavar gibi çıkartıyor. (şimdi böyle söyleyince hepten kötü gelmeye başladı). geçtiğimiz yaz tatildeyken makinenin yetersiz ışıkta pozlama süresini uzun tutmasından faydalanarak ortaya yaratıcı bazı kareler çıkarmaya çalıştım. ben ışığı eğip bükmeye çalışırken bana bakanlar eminim deli zannetmişlerdir :)

yarı kontrollü ışık oyunları

tashih: flaşları flash yazmışım, kötü olmuş. düzelttim.

lomoimaj.jpg

sovyetler birliği’nde rus ajanlarının kullanması için üretilen dört lensli, cepte taşınabilir fotoğraf makineleri soğuk iklimden, sıcak iklimlere kadar bütün dünyayı kasıp kavurdu. son olarak avrupa’da görülen çılgınlık, kim bilir belki hala devam ediyordur. tabi talep artınca fiyatlar da epey uçuyor. öyle ki 20-30 liraya alınabilen makineler bugün 200 dolar gibi bir rakama satılıyor sanırım. olur da bir şekilde ucuza bir lomo bulursanız lomography cemaatine katılmak için cemaatin kurallarına uymak durumundasınız. nedir bu kurallar:

gittiğin her yere götür, yanından ayırma
objelere yaklaş yaklaşabildiğin kadar
fotoğrafları bel hizasından çek
düşünme
hızlı ol
neyin fotoğrafını çektiğinin bir önemi yok
kuralları boşver.

daha fazla bilgiyi 3ayak.org‘da çıkan konuyla ilgili blogdan edinebilirsiniz. bu blogu yazma amacıma gelince. bu sabah lomoyla ilgili bbc’nin çektiği bir belgesele rastladım. aşağıda bu belgeseli 7 parçaya bölünmüş halde bulabilirsiniz.

the LOMO CAMERA
shoot from the hip

1 2 3 4 5 6 7

citysopening.jpg

kendi diline bu kadar kıl olan başka bi millet var mıdır acaba? nişantaşı’nda gördüğüm gayet haklı bir tashih . bravo!

picture_17.png

grant hamilton’un polaroidleri flickr üzerinde şimdiye kadar gördüğüm en etkileyici albümler sıralamasında rahat rahat ilk üçe girer. poloroidleri yan yana gördüğümde resmen içim yandı bunu niye ben yapmadım diye. :) gerçekten.

thanks swissmiss!

temmuz07masaustu.jpg

hazirandesktop.jpg

sıcak!

mayisayimasaustu.jpg

bununla birlikte bütün masaüstü resimlerinin toplandığı bir sayfa var artık: Masaüss(t)ü.

nisanmasaustu.jpg

doğumgünü…

martayimasaustu.jpg

T DSCN5503 U is for Queen Red E or Not
t Y P is for Tempus Fugit E
L I é S

flickr’daki tipografik fotoğraflardan yazı yazmayı sağlayan bir aparat. flickr’la yaz

masaüstü envanter dökümü

bir nevi envanter yerine geçiyor bu fotoğraf. içinden 2005 yılına ait bir dekont çıktığına göre ne zamandır temizlenmediğini varın siz tahmin edin. bu kadarcık şey için kocaman bir çanta taşıyor oluşumu ise ben bile açıklayamıyorum.

258369284_319e6fd7b7.jpg

malzemeler:
1 sakız kutusu (metal olanlardan)
1 siyah bant
1 boş film makarası
1 makara 35mm film
1 ataç
1 kıl testere
1 zımpara

yapılışı:
ilk olarak, kıl testere yardımıyla sakız kutusunun iki yanına filmimizi geçirebileceğimiz iki delik açmamız gerek. kameramızı yaparken en fazla dikkat etmemiz gereken kısım bu çünkü her an biryerimizi yaralayabiliriz, amman dikkat! delikleri açtıktan sonra zımparayla düzgünleştirirsek filmimiz daha az çizilir. bir iğne yardımıyla film gelecek yerin tam karşısına bir delik açarak kesme biçme işlemlerini bitiririz. delikten gelecek ışığın filmi pozlayabilmesi için kutu içerisindeki ışığı yalıtmak gerekir. bunun için kutunun içini siyah bantla bi güzel bantlarız. kutumuz hazır, sıra filmi takmaya geldi. sistem şöyle işliyor:

filmimiz makaradan çıkıp kutunun içine giriyor, pozlanıyor ve boş film makarasına sarılıyor. bunun için dolu filmi kutudan geçirip boş film makarasının içinde kalan küçük bir parça filme bantlarız. boş film makarasının altına takacağımız bir ataç yardımıyla çevirebiliriz. kutunun kapağını kapatıp film makaralarıyla birlikte iyice bantla sardıktan sonra pinhole kameramız kullanıma hazır.

aslında bu tarifin ne kadar işe yaradığı konusunda deneyene kadar çok bir fikrim yoktu. ilk denemem siyah beyaz 400 asa filmleydi ama hiçbir imaj belirmedi. tam bir hayal kırıklığı. sanırım iğne deliği kısmını biraz küçük tutmuşum. neyseki ikinci denemem ilki gibi bir fiyaskoyla sonuçlanmadı. her ne kadar tek tek not etmesem de genellikle filmleri 60 ile 90 saniye arasında pozlandırdım. sonuçları buradan görebilirsiniz.


modern çağın getirdiği imkanlar sayesinde fotoğraf da ortak konuşma dillerinden biri haline geldi. artık çektiklerimizle derdimizi anlatmak daha kolay. ilk olarak pozometresi bile olmayan bir zenith tank ile fotoğraf serüvenine başlayınca eldeki diğer fotoğrafları taramak epey uzun süreceğinden şimdilik dijitalleri paylaşmakla yetiniyorum. yavaş yavaş.

indianşipşaktrick flickr sayfası


cunda / 22 temmuz

kiraz çekirdeğinden kişiler yapmak



çernobil faciasının yirminci yıl dönümünde yirmi yıldır hiç bitmeyen bir felaketin izleri.

müzik dinlemeye başladığımda tercih ettiğim tarz şu anda bahsederken bile beni utandırıyor. evet. 7 yaşındayken bir küçük emrah hayranı olduğumu saklayacak değilim. hatta kasetçaların başında sesimi onunkine benzetmeye çalıştığım gerçeği utanç verici olsa da saklanmamalı. insan neler yapıyor yav. geriye dönüp baktığımda çocukluktan gençliğe geçişte dinlediğim şeyler de bir o kadar değişime uğramış. ilkokul sonuna kadar neler dinlediğimi tam olarak hatırlamıyorum ama pop müzik diye adlandırdığımız şeyi dinliyorumdur ben de ve eminim ağlak şeyler 15 yaşında herkeste olduğu gibi bende de müthiş etkiler bıraktı. melankolik olmak herkese çok yakışıyordu. kızlar buna bakıyordu. lise dönemi metal dinleyen arkadaşlar, dinlemeyen arkadaşlar, metalcilere bakan kızlar yüzünden beni de bu akıma sürükledi ama kulak bu, bi türlü kabul etmedi. ama rock seviyordu. o sıra ne seçiyorsam tek ayırma yöntemim melodik olmasıydı. lise son..evet herşeyin biçimlenmeye başladığı dönem. deli gibi yeni türkü dinliyordum sonra bülent ortaçgil’le tanıştım ve dolayısıyla gürol ağırbaş, cem aksel ve özellikle erkan oğur. her zaman dinlediğim şarkıları bir süre sonra sadece soloları için dinlemeye başladım. gitar, piyano, davul, bas hepsi tek tek ilgimi çekmeye başladı. her seferinde birine açıyordum kulağımı diğerlerini susturup. internet sağolsun bütün bilgiye her an ulaşabiliyorsunuz. ve son aşama..caz. her ne kadar doğaçlamalara açık olsa da muhteşem düzen mutlaka içine çekiyor sizi. her gün yeni birini tanımak muhteşem bir duyguydu. eğer hiçbirşey bilmiyorsanız kronolojinin zerre önemi yoktur. bi gün önce marc ribot diye bir adamın varlığından haberdar olurken ardından “miles davis” diye adını biyerlerden duyduğum başka bi ustayı dinliyordun. çok konuştum. neyse..anlatmak istediğim şu. eğer cazla ilgileniyorsanız bu site sizin için muhteşem bir kaynak. gallery bölümünde caz etkinliklerinden fotoğraflar ve özel sanatçılardan caz ilustrasyonları sergiliyorlar. birsürü isim var görebileceğiniz ama ben şöyle bir liste yaptım sizin için. değerimi bilin. John Froehlich, Kevin Neiretier, Leith O’Malley, Paul N Grech , Pedro Scassa ayrıca bakınırken listede Murat Şekerli isminde bir türk fotoğrafçıya da rastladım. babylon’da gerçekleşen etkinliklerden fotoğraflar var.

 

 

Close
E-mail It