Posted: October 21st, 2009 | Author: indianropetrick | Filed under: DIY, alışveriş, bedava, defter, el emeği, free, geri dönüşüm, handwriting, kapak, karalama, karalamalar, koleksiyon, moleskine, moleskinerie, note, para, polaroid, recycle, sketching, truetypelies, yaratıcılık, çevre | 1 Comment »


Defter tutmayı seviyorum sevmesine de, o da işle bağlantılıymış tamamen. İş yerinde çalışırken önümde sürekli açık olurdu ve unutmayayım diye birsürü şeyi not alırdım. Fakat şimdi çok az aklıma geliyor. O da dışarı çıktığımda. Deftersiz çıkmam. En sevdiğim defter Moleskine. Benim lovemark'ım diyebilirim. Fakat bazen evdeki diğer defterleri tüketmek adına kullanmaya ara verdiğim oluyor. Farkettim ki Moleskine kullandığım zamanlarla stoktaki kapaksız, ciltsiz kağıtları birleştirip defter yaptığım zamanlar arasında yaratıcılık açısından epey fark var. Kendi yaptığım basit kağıtlı, sağda solda bulduğum kalın kağıtlardan kapak yaptığım defterlere çok daha fazla şey yazıp çizmişim. Çünkü 25 lira verip aldığım deftere yazmadan, çizmeden önce ister istemez imtina etmişim. Daha düzgün olmaya çalışmışım. Daha düzgün olmaya çalışırken bayağı düz bir adam olup çıkmışım.
Kendi yaptıklarımı Moleskine'den daha çok seviyorum bu yüzden. Şu Cabin yazanı mesela Polaroid'in koruyucu kartonundan yapmıştım. Cabin yazısı da Pegasus'un bagaj etiketi zaten. İç sayfaları da ajansın çöpe gidecek antetli kağıdından.
Posted: June 25th, 2009 | Author: indianropetrick | Filed under: alışveriş, etohum, font, grafik, internet, koleksiyon, renk, t-shirt, tasartı, tasarım, tipografi, truetypelies, yarışma | 3 Comments »

Genelde bir slogan falan arıyorsak hemen ingilizce düşünmeye başlıyoruz. Başlıyoruz diyorum zira benim dışımda, sizlerin de böyle yaptığına eminim. Yanılıyorsam düzeltin. Nasıl bir koşullanmaysa... Sanki ingilizce olunca daha güzel duracak gibi bir izlenim oluşmuş zihnimizde. Bunda sağda solda gördüğümüz ingilizce güzel sloganlı t-shirtlerin de etkisi çok tabi. Dün akşam yolda gelirken e-tohum'un girişimcilik konulu t-shirt yarışması için gaz slogan düşünüyordum. Birden aklıma bu yukarıdaki geldi
Bi parça tipografi yaptım. Bakalım beğenecek misiniz?
E-tohum t-shirtleri Tasartı'da.
Posted: October 21st, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, font, grafik, koleksiyon, listeler, tasarım, tipografi | 2 Comments »

Milyonlarca font var fakat doğru tasarlanmış çok fazla font yok. Dünyanın hemen her yerinde birbirinden farklı tasarımcılar her gün aynı fontları kullanarak birbirinden farklı şeyler yaratmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla profesyonel tasarımcıların en çok kullandığı 21 fontun listelendiği bu sayfa çoğu tasarımcıya enteresan gelmeyebilir. Ama madem bir liste yapmışlar, bulunsun.
21 Most Used Fonts By Professional Designers
Posted: September 11th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: koleksiyon, renk, truetypelies | No Comments »

İlk öğrendiğim grafik programı -belki de en eğlencelisi olduğundan- PhotoShop'tu. Daha önce bilgisayarım olmadığından bilgisayar kullanmayı öğrenmemle PS kullanmaya başlamam neredeyse aynı zamandır. Mac ile olan bağımın nedeni de bu aslında. Arkadaşımla sürekli yarışır dururduk kim daha iyi biliyor diye:) Üzerinden yıllar geçince PS'i tam olarak bilmenin imkansız olduğunu kabul etmeye başlıyor insan. Birşeyi yapmanın milyonlarca yolu var. Mesela bunca yıldır kullanmama rağmen maskeleme seçeneğini hiç kullanmadım, bilmem de
Neyse... Yıl 2002 PIPS isminde taze bir reklam ajansında çalışıyorum ve ne iş olsa yapıyorum. İnternet kurduyum, hafif.org takipçisiyim, Mynet bannercısıyım, Turk Nokta Net reklamcısıyım vs... Bu arada da dünyada gelişen tasarım akımlarını takip ediyorum, onların yaptıklarını çözmeye çalışıyorum. Yukarıda gördüğünüz de bu denemelerden biri. Soyut, sonsuz vektörler, ışık patlamaları, döngüler... Birsürü kusur bulunabilir biliyorum fakat kusurlarıyla, güzellikleriyle seviyorum bu şeyi.
Posted: August 7th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, grafik, koleksiyon, tasarım | 2 Comments »

Olimpiyatların genel ruhunu en iyi yansıtan şeylerden biri bana göre piktogramlar. Tüm dünyadan sporcuların ve seyircilerin katıldığı oyunlarda herkesin aynı anda anlaşabilmesi, kolay iletişim kurabilmesi için vazgeçilmez bir öğe olarak hayatımızda yer alıyorlar. Beijing 2008 Olimpiyat Oyunları için tasarlanan piktogramlar da bu geleneğin bir parçası.
İnsan figürlü bilgilendirme grafikleri konusunda Otto Neurath önemli bir role sahip. Çalışma yaşamı, sağlık ve eğitim konusunda hazırladığı piktogramlar bu alanda bir ilk olma özelliğini taşıyor. Piktogramların daha geniş bir kitleye hitap etmesi ise 1948 Londra Olimpiyatları sayesinde oluyor. 1964 Tokyo Olimpiyatlarında piktogramlar artık vazgeçilmezler listesindeki yerini alıyor ve Masasa Katzoumie ve Yoshiro Yamashita tarafından her bir spor dalı için semboller tasarlanıyor.
Fakat bundan 8 yıl sonra 1972 Münih Oyunları Tasarım Direktörü Otl Aicher nefes kesici, şık ve kolay algılanabilir bir piktogram seti tasarladı. Münih Oyunları için tasarladığı işler kendisinin belki de en büyük başarısıydı fakat aynı zamanda dünya grafik tasarım tarihinde de bu tasarımların apayrı bir yeri var. Aynı piktogram seti bir sonraki 1976 Montreal Olimpiyatlarında da kullanıldı. Sırasıyla olimpiyat oyunları ve kullandıkları piktogramlar ise şöyle:
1964 Tokyo, 1968 Mexico City, 1972 Munich, 1976 Montreal, 1980 Moscow, 1984 Los Angeles, 1988 Seoul, 1992 Barcelona, 1996 Atlanta, 2000 Sydney, 2004 Athens, 2008 Beijing
Olimpiyat piktogramları dendiğinde jonathan barnbrook'un olimpiyat oyunlarının karanlık yüzünü ortaya koyduğu olympuke'lerini de unutmamak gerek.
Faydalanılan Kaynaklar: Design Observer, Olympic Museum
Posted: July 9th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: koleksiyon, tipografi | No Comments »

Berbat bir el yazısına sahibim. Tanıdığım insanların içinde bu kadar yazıyla haşır neşir olmayıp yine de inci gibi yazanlar da var. Mesela Font tasarımcılarının el yazılarını hiç merak ettiniz mi? Zaman zaman aklıma gelen bu soruyu themaninblue merak etmekle kalmamış font tasarımının önde gelen isimlerinden el yazılarını tarayıp göndermelerini de istemiş. Sonucu bu sayfadan görebilirsiniz.
Posted: June 16th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: buluş, hayat, koleksiyon | 3 Comments »

İnsan çantasında hiç kullanmadığı şeyleri bile taşıyabilir fakat ceptekiler hayatidir. Paradır, kalemdir, taraktır falan filan... Face your pocket de bu ceptekilere el atan oldukça enteresan bir proje. Kot pantolon olur, ceket olur cebinde ne varsa scannerın üzerine dökülüyor ve üzerine kendi yüzünü yatırıyorsun. Ortaya birbirinden değişik insan profilleri çıkıyor. Bana cebindekileri göster sana kim olduğunu söyleyeyim. E fakat bi de şöyle birşey vardı: "elimcebimdecebimdelikelimdenevar?"
Posted: June 10th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, grafik, koleksiyon, teknoloji | No Comments »

Geçen yıl Pera Müzesi'nde de bir sergisi açılan, günümüz grafik tasarımının ikon tasarımcılarından Tom Geismar'ın on yıldır biriktirdiği 20. yüzyılın ortalarından kalma oyuncak robotlar Seattle Bilim Kurgu Müzesi'nde sergileniyormuş. Wired dergisi de bu koleksiyonu bize ulaştırmayı görev addetmiş. İyiki etmiş. Birkaç ay önce City's de bunlara benzer kurmalı teneke robotlara rastlamıştım. Hazır aklıma gelmişken gidiyim biraz daha bakıyım.
Posted: May 20th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: buluş, dünya, koleksiyon, reklam, sokak, tarih | 2 Comments »

Şimdi bahsedeceğim konu hayranlık duyduğum, bahsetmeden duramayacağım için bahsettiğim, hatta bu kelimeleri yazarken bile bir sonraki için sabırsızlandığım muhteşem bir tasarım, reklam, kültür olayıyla ilgili. Geçen yaz İngiltere Ulusal galeri ve Hawlett Packard işbirliğiyle Soho, Piccadilly ve Covent Garden sokakları dünyaca ünlü paha biçilmez tablolarla donatılarak 12 hafta boyunca devasa bir müze haline getirildi. Büyük Tur adı verilen bu sergiyi tıpkı bir müzeyi dolaşır gibi dolaşıyor olmanız ise işin ayrıca etkileyici kısmı. Büyük Tur için hazırlanan web sitesinden tabloların yerleriyle ilgili rehberi ve tabloları anlatan sesli rehberleri indirebiliyorsunuz. Bununla birlikte eğer dilerseniz merak ettiğiniz tablonun önünde durup listelenen numarayı arayarak da o tablo hakkında bilgi edinebiliyorsunuz. Sokaklara dağılmış bütün tablolar Hawlett Packard tarafından kopyalanmış. İşin her safhasının böyle özenle tasarlanmış olması gerçekten etkileyici. Büyük Tur'la ilgili fotoğrafları flickr üzerinde hazırlanmış galeriden görebilirsiniz.