pazarlama

You are currently browsing the archive for the pazarlama category.

istockphoto_4870458_umbrella_effect.jpg

Biraz geç kalınmış bir hareket olsa da sonunda ben de stok fotoğraf işine bulaştım. Uzun bir kabul edilme süreci ve eklediğimiz fotoğrafların acımasızca ard arda (fakat kabul etmeliyim haklı nedenlerle) geri çevrilmesi moralimizi biraz bozsa da yavaş yavaş alışmaya başlıyoruz sanırım. Bu süreçte öğrendiklerimiz ise benim için çok değerli. Halen satışta olan 11 fotoğrafı buradan görebilirsiniz, dilerseniz beğendiklerinizi satın da alabilirsiniz:)

The Wind


lyn’in blogunda 2007′nin öne çıkanları ve son haberlerine göz atarken Epuron firması için hazırlanan bu viral reklam filmi dikkatimi çekti. çok etkilendim. benden 10!

giveupvista.jpg

bugünlerde internette görüp görebileceğiniz en hoş reklamlardan biri. windows vista tanıtım ve satış sayfalarında çıkan etkileşimli iki farklı banner ile halk bilgilendiriliyor. pc adamı vista’daki problemlerden dolayı windows kullanıcılarının ya xp’ye döndüğünü ya da mac aldığını söylüyor ve bunu önlemek amacıyla vistadan vazgeçmemeleri için bir banner hazırlıyor. ama olmuyor, olamıyor… don’t give up the fight

hollanda’da magenta renginin iletişim faaliyetlerinde ücretsiz olarak kullanılmasını savunan bir sosyal hareket başlamış. şimdi bu ne saçma şey. zaten isteyen istediği rengi kullanır diyebilirsiniz. mevzunun T Mobile firmasının piyasadaki alman firmaları Slam FM, Compello and 100% NL‘nın logolarında magenta renk kullanmaları nedeniyle yasal yollara başvurmasıyla ortaya çıkmış. T Mobile dava gerekçesi olarak magenta rengini Oami adlı iç pazara yönelik bir piyasa standartları ofisine kendileri adına tescil ettirmelerini gösteriyorlar. bir rengi sahiplenmek tamam da başkalarını bu renkten mahrum bırakarak zihinlerde renk/marka algılanımını güçlendirmeye çalışarak işin dozunu kaçırmışlar.

tasarım dünyasının en başarılı yayınlarından biri olan japonya kaynaklı ping mag’da yayınlanmış süper bir derleme: japon ambalaj tasarımları.
1. çilek resmi geçidi

2. abur cubur karakterleri

3. sake şişeleri

4. doğa dostu ambalajlar

barnbrookdesign.jpg

JONATHAN BARNBROOK İSTANBUL’DA

Dünyanın en önemli 100 grafik tasarımcısı arasında gösterilen ve halen İngiltere Tasarım Müzesi’nde retrospektif sergisi izlenime açık olan Jonathan Barnbrook, 23 Eylül Pazar günü İstanbul’da grafik tasarımcılarla buluşacak.

Xerox sponsorluğunda, Grafik Tasarım dergisinin davetlisi olarak yurdumuza gelecek olan İngiliz grafik tasarımcı Jonathan Barnbrook, Marketingist 2007 Fuarı kapsamında Grafik Tasarım dergisinin organize ettiği “Grafik Tasarım Günleri”nde bir seminer vererek, okurlarla bir araya gelecek. Katılımcılar, seminerle beraber tasarımcının vurucu işlerinden oluşacak sergiyi de gezme şansına sahip olacaklar; Xerox etkinlik alanında da J. Barnbrook ile ilgili sınırlı sayıdaki kitapçığı ücretsiz edinebilecekler.

J. Barnbrook, fuarın son günü olan 23 Eylül’de, 13:00-17:00 saatleri arasında tasarım felsefesi ve tasarımcının günümüzdeki konumu hakkında görüşlerini izleyicilerle paylaşacak. Bilindiği üzere J. Barnbrook, grafik tasarımın özünün ne olduğu konusundaki söylemleriyle dünya çapında büyük ilgi görüyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’n›n düzenlediği İstanbul Bienali’ninde de çalışmasıyla yer alacak tasarımcının, bu, Türkiye’ye ikinci gelişi olacak.
Grafik Tasarım dergisini takip edenler her ne kadar J. Barnbrook’u iyi tanısalar da henüz tanıma şansı bulamamış okuyucular için kısa bir bilgi verelim:
İlki 1964’de hazırlanan ve 2000 yılında güncellenen “First Things First” (İlk Önce Öncelikler) manifestosuna imza atmış, dünyanın önde gelen grafik tasarımcılarından biri olan İngiliz J. Barnbrook, Adbuster başta olmak üzere birçok dergide, şirketler tarafından tüketicilere iletilen mesajlar konusunda, tasarımcılara önemli görevler düştüğüne dikkat çekmektedir. Barnbrook, 2001 yılında AIGA’nın Las Vegas’ta düzenlediği konferans için tasarladığı “Tasarımcılar, kendileri için yalan söylemenizi isteyen şirketlerden uzak durun” başlıklı açık-hava tasarımlarıyla da uzun süre gündemde kalmıştı.

grafiktasarim_logo.jpg

Tüyap (Beylikdüzü) - Marketingist 2007 Fuarı çerçevesinde düzenlenecek olan Barnbrook seminerinin yanı sıra, Grafik Tasarım dergisinin yayın kurulu üyeleri de “ambalaj ve tipografi” üzerine etkinlik alanında birer konuşma yapacaklar. 22 Eylül Cumartesi günü 13:00-17:00 saatlerinde gerçekleşecek olan panelde İlhan Bilge, Prof. Emre Becer ve Doç. Namık Kemal Sarıkavak sunumlarıyla grafik tasarımcılarla buluşacaklar.

Barnbrook seminerine ön kayıt için: www.grafiktasarim.org
Fuar hakkında geniş bilgi ve ulaşım kolaylıkları için: www.marketingist.com

uzun zaman önce deneme versiyonunu indirdiğim ve o zamandan beri kullanmadığım bir css düzenleme programını aylar sonra tekrar kullanmaya kalkınca lisans uyarısı verdi. bir uyarı mesajını okumaktan bu kadar keyif alacağımı tahmin etmezdim. satın almaya karar verdim programı:)

birkaç haftadır yayınlanan bosch ışıklı ütü reklamını eminim çoğunuz görmüşsünüzdür. gün ışığında görünmeyen kırışıklıkları görmenizi sağlayan ışıklı ütü yapmışlar. marketing türkiye’de reklamın tanıtıldığı sayfada reklam ajanslarının da ürün hakkında verilen bilgiden sonra “ne gereği var kardeşim” dedikleri ama sonrasında denediklerinde hayran kaldıkları gibi bir bilgi var. öyle mi gerçekten? ütü pazarında hiçbir firma diğerinden tam olarak ayrılmıyor ki ütüye ışık koyarak farklılaşmaya çalışıyorlar diye düşündüm önce ama bu lüzumsuzluk fikri beynimi kurcalamaya devam etti. gün ışığında görünmeyen kırışıklıklar için…. gün ışığında görülmeyen kırışıklık olmayan kırışıklıktır bana göre.

ürünleri arasında çok büyük farklılıklar olmayan firmalar müşterinin gözünde ayrışabilmek için promosyonlarını arttırıyorlar, bir kahraman yaratıyorlar ya da bilindik ürünleri biraz daha farklı sunmaya çalışıyorlar. geçenlerde aklıma gelen bir fikir de şeker üreticilerinin işine yarayabilir. ilk çay içmeye başladığımda ince belli bardağa 3 şeker atardım. daha sonra büyüdükçe daha az şeker atmaya başladım. hatta bazı dönemler tezlere konu olacak kadara saçma bir şekle bile bürünmüştü bu şeker mevzuu. bir fincan kahveye iki şeker atarken yarım fincana da iki şeker atıyordum. şu an ince belli bardakta çaya 1 tane şeker atıyorum ve o bile fazla geliyor. eminim azımsanmayacak kadar insan şekeri kırarak atıyor çayın içine. yarım küp şekerler üretilsin diyorum kısacası.

son olarak bu küp şeker olayında bizi kazıklıyorlar sanırım. her bir küp şekerin ne kadar şeker ihtiva edeceği bir standarda tabi tutulmalı. yani istesen bi kutu küp şeker 16 tane şekerden de oluşabilir.

farketing.com‘dan özenerek pazarlama konusunda birkaç tüyo vermek istiyorum büyük mağaza sahiplerine. sayın sahipler, şu karlı, soğuk günlerde biz insanoğullarının kazağa, monta falan ihtiyaçları oluyor. napalım yaradan bizi kürklü yaratmamış. iki tane kıl var onlar da çok bir işe yaramıyor. ve biz paraları hazırlayıp kazak ve mont ve bilimum ıvır zıvır ne varsa almak için mağazanıza geldiğimizde mağazanın sıcaklığından bu ihtiyaçlarımızı unutuyoruz. biliyorum üşümeyelim diye yapıyorsunuz ama o sıcakta kazak denemek de imkansız. gelin şu klimaların ayarlarını düşürelim. bakın bakalım satışlar nasıl ikiye, üçe katlanıyor. hatta mesela lokal ısıtma sistemleriyle sattığınız ürüne göre sıcak soğuk ayarı da yapabilirsiniz. misal kış ortasında bikini satıyorsanız basın sıcağı o bölgeye, size özel bir yaz yaratın. ya da kaban bölümünü yapay karlarla donatın. şeytan ayrıntıda mı gizliydi, neydi?

Kategoriler

 

 

Close
E-mail It