RYD'nin Türkçe kampanyası "Dilin Kemiği Yok, Kuralı Var" keyifle devam ediyor. Sizler de turkcebilgisi.blogspot.com adresine gelin, Türkçe bilginizi paylaşın.
We have an animation budget of about $1200. We are looking for character designs, storyboards and animation. We are thinking along the lines of that Pixar Film with fish in it. You know the one? Finding Nema? It’ll get you good exposure. We’ll put it on Virgin Airlines.
Dün sabah Büyükada'da kahvaltımızı yapmış ardından açık havada çay eşliğinde gazetemi okurken Fortis için hazırlanmış ilanı gördüm ve beni bundan 4 yıl önceye, Koçbank için çalıştığım zamanlara götürdü:) Telefon bankacılığıyla ilgili bir e-newsletter için yukarıda gördüğünüz illustrasyonu hazırlamıştım ve kullanmıştık. E-newsletter halini bulamadım fakat dosyanın yaratılış tarihi olarak 14 Eylül 2005 diyor. Çalıntı malıntı mevzuuna girecek değilim zira herkesin aklına gelebilecek birşey olabilir. Üstelik ilandaki halini daha çok beğendiğimi de itiraf etmeliyim.
Askere gitmeden önce sürekli "bi gidip geliyim öyle bakarım" diye ertelediğim şeyleri tek tek yapmaya başladım. En önemlilerinden biri de "portfolyonu yenile!" diye bana bakıyordu dik dik. Bir de üstüne üstlük iş arama zarureti de kapıya dayanınca yenilemek elzem oldu. Fakat evde çalışmamak için o kadar çok bahane vardı ki bir saatte yapacağın şey günlerce sürünebiliyor. Bu nedenle epey bir vakit harcadım ama sonunda bitti. Truetypelies.com artık gıcır gıcır olarak yayında!
Bu arada benim için harika birşey daha oldu.
Cumartesi günü Starbucks için yaptığım
5. yıl logosunu Creative Review'e
gönderdim. İçeriğini ilgiyle takip ettiğim bir derginin anasayfasında şu an benim yaptığım logo da var:) Asıl olarak burada tabi.
İki gün önce tanıştığım ve hemen kanımın kaynadığı Max biraz takıntılı bir tip olmakla birlikte savunduğu değerler dikkate değer. Max Kerning biraz gizemli görünebilir; fakat o hata yapmaz, o en iyi tasarımcılardan biridir. Aslında o düzen, okunaklılık ve yalın bir yazıyı herşeyin üzerinde tutar. O bir font düzenleyici ve yöneticisidir. Max'in geçmişi hakkında çok fazla şey bilmiyoruz. Bazı söylentilere göre Orta Avrupa'nın unutulmuş bir kasabasında doğdu. (büyük bir ihtimalle bir harf dökümhanesinin yakınlarında; ki bazı söylentiler onun bebekken yetim kaldığı ve şefkatli bir tipograf tarafından evlat edinildiğinden bahseder.) Her ne olduysa. Biliyoruz ki o iyi terbiye görmüş, düzenli, titiz ve boyun eğmez bir yazı şampiyonudur.
Max'in epey bir hayranı olduğunu Facebook'taki profilinden görebiliyoruz. Eğer Twitter'da hesabınız varsa ve tipografiyle ilgileniyorsanız Max'in bizim için önerilerini buradan da takip edebilirsiniz. En sevdiklerimden birisi şu:
"Yazarlar kendilerinin çok zeki olduğunu düşünürler. Fakat sürekli Times New Roman kullanan biri nasıl çok zeki olabilir ki? (Doğru çevirmişimdir umarım)
Bir font yönetim programı olan Extensis Suitcase için hazırlanan bu kampanya şimdiye kadar gördüğüm en iyi kampanyalardan biri. Çok sevdim.
Dünyanın en çok konuşulan ülkesinin en çok konuşulan -her ne kadar dalga geçilse de politikalarına boyun eğilen- başkanının dünya medyasında çıkan reklamlarından portresi. Son imparatorun zeka seviyesinin biraz düşük olduğu hemen hepsinin ortak görüşü ve ilanlarda en hafif hitap şekli salak. Bu ilanlar nedeniyle kaçına dava açıldığını merak ediyorum. Aynı soru Simpsons'un 383. bölümüG.I. (Annoyed Grunt)'ı izlerken de aklıma geldi. Hani oradaki diyalogların çeyreği için bile burada askerlikten soğutma davası açılabilirdi. Açıldı mı? Bilmiyorum. Uzun zamandır aynı eleştirileri gitgide yükselen tonda söyleyebildiklerine göre, hayır.
Dünya reklamcılığının Bush'u nasıl gördüğüyle ilgili yazıda, daha önce Lurzer's Archive dergisinde gördüğüm ve en iyi basın kampanyası listemde en üst noktalara yerleştirdiğim bir kampanya görselini tekrar görmek iyi geldi. Diário de S.Paulo gazetesi için "Olayın derinine inen gazete" sloganıyla hazırlanan kampanyanın illustratif yaklaşımı, olay örgüsünün karmaşaya kurban gitmeden okuyucuya iletilebilmesi bakımından son derece başarılı. Reklam ajansı DM9DD.
Şimdi bahsedeceğim konu hayranlık duyduğum, bahsetmeden duramayacağım için bahsettiğim, hatta bu kelimeleri yazarken bile bir sonraki için sabırsızlandığım muhteşem bir tasarım, reklam, kültür olayıyla ilgili. Geçen yaz İngiltere Ulusal galeri ve Hawlett Packard işbirliğiyle Soho, Piccadilly ve Covent Garden sokakları dünyaca ünlü paha biçilmez tablolarla donatılarak 12 hafta boyunca devasa bir müze haline getirildi. Büyük Tur adı verilen bu sergiyi tıpkı bir müzeyi dolaşır gibi dolaşıyor olmanız ise işin ayrıca etkileyici kısmı. Büyük Tur için hazırlanan web sitesinden tabloların yerleriyle ilgili rehberi ve tabloları anlatan sesli rehberleri indirebiliyorsunuz. Bununla birlikte eğer dilerseniz merak ettiğiniz tablonun önünde durup listelenen numarayı arayarak da o tablo hakkında bilgi edinebiliyorsunuz. Sokaklara dağılmış bütün tablolar Hawlett Packard tarafından kopyalanmış. İşin her safhasının böyle özenle tasarlanmış olması gerçekten etkileyici. Büyük Tur'la ilgili fotoğrafları flickr üzerinde hazırlanmış galeriden görebilirsiniz.
bugünlerde internette görüp görebileceğiniz en hoş reklamlardan biri. windows vista tanıtım ve satış sayfalarında çıkan etkileşimli iki farklı banner ile halk bilgilendiriliyor. pc adamı vista'daki problemlerden dolayı windows kullanıcılarının ya xp'ye döndüğünü ya da mac aldığını söylüyor ve bunu önlemek amacıyla vistadan vazgeçmemeleri için bir banner hazırlıyor. ama olmuyor, olamıyor... don't give up the fight