360° Color: A Peek Inside Pantone on Vimeo
Posted: June 2nd, 2010 | Author: indianropetrick | Filed under: baskı, grafik, renk, tasarım dünyası | No Comments »
via 360° Color: A Peek Inside Pantone on Vimeo.
via 360° Color: A Peek Inside Pantone on Vimeo.
via The River Current – The Stlyish Work of Lois van Baarle.

Genelde bir slogan falan arıyorsak hemen ingilizce düşünmeye başlıyoruz. Başlıyoruz diyorum zira benim dışımda, sizlerin de böyle yaptığına eminim. Yanılıyorsam düzeltin. Nasıl bir koşullanmaysa... Sanki ingilizce olunca daha güzel duracak gibi bir izlenim oluşmuş zihnimizde. Bunda sağda solda gördüğümüz ingilizce güzel sloganlı t-shirtlerin de etkisi çok tabi. Dün akşam yolda gelirken e-tohum'un girişimcilik konulu t-shirt yarışması için gaz slogan düşünüyordum. Birden aklıma bu yukarıdaki geldi
Bi parça tipografi yaptım. Bakalım beğenecek misiniz?
E-tohum t-shirtleri Tasartı'da.

İnternet sayesinde her gün binlerce ilginç şey görüyorum. Yüzlerce tasarıma bakıyorum. Her gün keşke ben yapsaydım dediğim bunca şey arasında Julien Vallèe'nin sayfasını açtığım anda çarpıldım:) Her türlü malzemeyi ustaca harmanlayıp ortaya çıkardığı 3 boyutlu tasarımları görmemek mümkün değil. Bu vesileyle buradan Delicious'a da seslenmek istiyorum. Ey Delicious! Eklediğimiz siteleri buluyoruz fakat beğenilerimize göre sıralayamıyoruz. Bir rating sıralaması olmalı ki kendi "en beğendiğim" listesi yapabileyim..

İlk öğrendiğim grafik programı -belki de en eğlencelisi olduğundan- PhotoShop'tu. Daha önce bilgisayarım olmadığından bilgisayar kullanmayı öğrenmemle PS kullanmaya başlamam neredeyse aynı zamandır. Mac ile olan bağımın nedeni de bu aslında. Arkadaşımla sürekli yarışır dururduk kim daha iyi biliyor diye:) Üzerinden yıllar geçince PS'i tam olarak bilmenin imkansız olduğunu kabul etmeye başlıyor insan. Birşeyi yapmanın milyonlarca yolu var. Mesela bunca yıldır kullanmama rağmen maskeleme seçeneğini hiç kullanmadım, bilmem de
Neyse... Yıl 2002 PIPS isminde taze bir reklam ajansında çalışıyorum ve ne iş olsa yapıyorum. İnternet kurduyum, hafif.org takipçisiyim, Mynet bannercısıyım, Turk Nokta Net reklamcısıyım vs... Bu arada da dünyada gelişen tasarım akımlarını takip ediyorum, onların yaptıklarını çözmeye çalışıyorum. Yukarıda gördüğünüz de bu denemelerden biri. Soyut, sonsuz vektörler, ışık patlamaları, döngüler... Birsürü kusur bulunabilir biliyorum fakat kusurlarıyla, güzellikleriyle seviyorum bu şeyi.

hollanda'da magenta renginin iletişim faaliyetlerinde ücretsiz olarak kullanılmasını savunan bir sosyal hareket başlamış. şimdi bu ne saçma şey. zaten isteyen istediği rengi kullanır diyebilirsiniz. mevzunun T Mobile firmasının piyasadaki alman firmaları Slam FM, Compello and 100% NL'nın logolarında magenta renk kullanmaları nedeniyle yasal yollara başvurmasıyla ortaya çıkmış. T Mobile dava gerekçesi olarak magenta rengini Oami adlı iç pazara yönelik bir piyasa standartları ofisine kendileri adına tescil ettirmelerini gösteriyorlar. bir rengi sahiplenmek tamam da başkalarını bu renkten mahrum bırakarak zihinlerde renk/marka algılanımını güçlendirmeye çalışarak işin dozunu kaçırmışlar.

iki yıldan beri kullanmakta olduğum Konica Minolta Dimage X60 dijital fotoğraf makinemin memnun olmadığım tek özelliği ışığın yetersiz olduğu ortamlarda -ki bu gün ortasında bir ev içi bile olsa- flaşsız net bir fotoğraf çekememesi. üstelik flaşlı çekimlerde de gözleri kıpkırmızı canavar gibi çıkartıyor. (şimdi böyle söyleyince hepten kötü gelmeye başladı). geçtiğimiz yaz tatildeyken makinenin yetersiz ışıkta pozlama süresini uzun tutmasından faydalanarak ortaya yaratıcı bazı kareler çıkarmaya çalıştım. ben ışığı eğip bükmeye çalışırken bana bakanlar eminim deli zannetmişlerdir
tashih: flaşları flash yazmışım, kötü olmuş. düzelttim.
devasa bir balinanın şehrin ortasında yüzeye çıktığı kısım çok şık olmuş. buz gibi gol.
ek: reklam filminin yayınlanmaya başlamasından sonra fikrin yapım şirketine daha önce çalışmak için başvurmuş kozyndan'ın şirkete bıraktığı portfolyosundan çalınmış olduğu tartışmaları reklam dünyasını karıştırdı. tavşanlı şehir eskizleri olayın öyle basit bir esinlenme olmadığını gösteriyor bana göre. hırsızlık, aşırma, apartma dedikodularını bir yana bırakıp bu muazzam reklam filminin yapım aşamalarını ve gereken malzemelere bir göz atalım, neşemiz yerini bulsun.



bir süre önce değişiklik olsun diye kendim için bir kaşe tasarlamıştım. sağdan soldan bulduğum güzel kağıt parçalarını kartvizit boyutunda kesip üzerine basıyordum damgayı. bu damga/kaşenin en güzel tarafı farklı renklerde uygulanabiliyor olması. mürekkebi istediğin gibi karıştırabilir, kafana göre seçebilirsin. geçen haftasonu kartvizit stoğumun tükenmesi nedeniyle yeni kartvizitler yapmaya kalktığımda evde enteresan herhangi bir kağıt bulamadım. ev bu matbaa değil sonuçta. ben de suluboyalarım yardımıyla bir kağıdı kafama göre boyayıp yukarıdakileri elde ettim.
malzemeler:
300 gr. ve üstü kağıt
kaşe
mürekkep
suluboya
maket bıçağı

grant hamilton'un polaroidleri flickr üzerinde şimdiye kadar gördüğüm en etkileyici albümler sıralamasında rahat rahat ilk üçe girer. poloroidleri yan yana gördüğümde resmen içim yandı bunu niye ben yapmadım diye.
gerçekten.
thanks swissmiss!