You are currently browsing the archive for the sanat category.

futuristika! enteresan mevzular dergisi yayın hayatına başladı. şu hayatta hiçbir şeye şaşırmıyorum artık, birşey olsa da silkinsem, kendime gelsem diyorsanız durmayın başlayın ilk başlıktan: Püsküllü moruk - Cem Karaca & Kardaşlar
futuristika!’nın logosunu yapsam nasıl yapardım diye düşünüp kimseden habersiz çalışmaya başladım. çalışmalarım içerisinde yukarıda gördükleriniz en çok hoşuma gidenler.
bir site açılışı haberi daha. absürd haberler muhabirimiz winmaker yeni adresiyle geri döndü.

anagramlar ve kelime oyunlarıyla bezenmiş tipografi deneyleri –> tauba auerbach
16 temmuz’a kadar buralarda olmayacağım. 10 gün boyunca herhangi bir yazı giremeyeceğimden bu süre zarfında oyalanmanız için bir “bakılacaklar listesi” hazırladım.
bu font ne? / fontları tanımanıza, ayırdetmenize, yardımcı olacak, “bu fontun adı ne sorusunu bir nebze azaltacak bir döküman.
ücretsiz font manifestosu / ücretsiz font herkesin kullanımına açık, fontu oluşturan tarafından sadece bir grubun değil tüm insanlığın kullanımına sunulmuş, gerçekten ücretsiz font demek. halbuki internette ücretsiz font olarak geçen bütün fontlar lisanslı fontların kötü birer kopyaları ve aslında ücretsiz değiller. ücretsiz font manifestosunu oluşturan bu site üzerinden bedelsiz olarak sunulan fontlara ulaşabilir, tıpkı açık kaynak kodlu yazılımlarda olduğu gibi dilerseniz bu fontları geliştirebilirsiniz. önemli bir konu, buna tekrar döneceğiz.
sanatsal kartvizitler / bitmiş tasarımların kaynak olarak adlandırılmasından hoşlanmıyorum ama baskı teknolojisinden tutun da kullanılan tekniklere kadar bir tasarımcının gelişmesine katkı sağlayan herşeyi de barındırdığından bu tarz derlemeleri es geçemiyorum. ama bunlardan birini kopyalanmış görürsem yakarım!
kablo askerler / kablolardan yapılmış bol aksiyonlu heykeller
ne şekil bi gün bugün? / bildiğiniz takvimin günleri farklı farklı kişilerce tasarlanmışı. gelecekte dijital takvimlerden yapıp günleri buradan çekerlerse süper olur. ben satın alırdım. himm.. yoksa ben mi yapsam?
web cam stop motion hareketi / bir web caminiz ve biraz da vaktiniz varsa siz de bu harekete katılabilirsiniz.
büyük renk efsaneleri 1 2 / mor neden kraliyet rengidir? kızıl haç neden kızıldır? neden pembe kızdır da mavi erkek?…

bu çalışmamı chermayeff kolajlarından esinlenerek yaptım. chermayeff new york çöplüklerinin müdavimi olduğunu söylüyor her fırsatta ve fakat ben henüz sadece kendi çöplüğümün kralıyım. // karalamalar

yaklaşık bir ay önce pera müzesi’nde açılan Bir anıt, İki anıtsal kişilik, Theodoros Metokhites’ten, Thomas Whittemore’a sergisi sayesinde aklıma düşen kariye ziyareti geçen haftasonu nihayet gerçekleşti. her yıl bir sürü insanın kilometrelerce yol katederek geldikleri edirnekapı’daki kariye, bizans döneminin en etkileyici eserlerinden biri. istanbul’un fethiyle tıpkı ayasofya gibi camiye çevrilmiş ve bu dönüşüm sırasında bütün duvar fresk ve mozaikleri alçı ve sıvayla kapanmış. ne tesadüftür ki bu katman eserlerin bugünlere ulaşmasına da yardımcı olmuş. resimlerine bakınca eminim etkileneceksiniz fakat bir de kendi gözlerinizle görmenizi tavsiye ederim.
eğer siz de bizim gibi “hem kahvaltı ederiz hem de müze gezeriz” hayaliyle giderseniz aç aç geri dönebilirsiniz zira çevrede yemek yenilecek yerlerde turist kazığı yemeniz olası.
daha önce isviçre grafik tarihi başlığıyla duyurduğum kısım meğer buzdağının sadece görünen yüzüymüş. Alki1 mahlaslı koleksiyoner bizlere ülke ülke ve tarz tarz ayrılmış muhteşem bir grafik tasarım kaynağı sunuyor. kesinlikle biryerlere not edilmesi gereken bir sayfa.

ilk olarak kağıt tabakalarından yaptığı renkli heykellerle dikkatimi çeken jen stark’ın çizimlerine baktığımda onların da en az heykelleri kadar ilgiye değer olduklarını farkettim. heykel ve çizimlerindeki her bir öğe sanki bir animasyon karakteriymişçesine öne çıkıyor. defterini ise kıskanmamak elde değil. bu kadar övgüye karşılık şu eserine talip olduğunu da kendisine ileteceğim ayrıca.

ivan chermayeff ve tom geismar‘ın -ki aralarında nbc, mobil, xerox, koç, national geographic gibi dev markalar da var- son elli yılın logo ve amblem tasarımları pera müzesi‘nde sergilenmeye başlandı. bununla birlikte chermayeff’in kolajlar ve küçük heykellerden oluşan eserleri de görülebilir ama logolar kadar etkileyici olduklarını söyleyemem.
pera müzesi’ndeki bir diğer önemli sergi ise “millet yazma eser kütüphanesi’nden bir seçme / ali emiri efendi’nin dünyası” ismini taşıyor. fermanlar, hatlar, beratlar ve kitaplardan oluşan muhteşem bir koleksiyon.

18.yüzyıldan günümüze konuşma balonlarının geldiği durumu çok leziz bir şekilde gözler önüne sermişler. evrilen
konuşma balonları
çizgi film kahramanlarının iskeletleri, mickey mouse ve arkadaşlarının anatomik çizimleri. via

Tübitak’ın yayınladığı Popüler Bilim Kitapları hemen her konuda eğlenceli bir kaynak olarak orada biyerde duruyorlar işte. Cunda’da geçirdiğimiz birkaç gün içerisinde gezdiğimiz en güzel yerlerden biri geylan kitabevi’yi ve orada oturup biramızı içerken bir yandan da kitapları kurcalıyorduk. Orada bu kitapçığa rastladım: Resimler ve Ressamlar. Kitapta Watteau‘nun bir tablosundan kaçan Gilles‘le birlikte akımlar ve bunlara yön vermiş belli başlı ressamlar arasında dolanıyoruz. İşte kitaptan mikelanj’ın sistine şapeli projesini yaparken yazdığı bir şiir:
Sakalımın gökyüzüne yükseldiğini duyumsuyorum,
Ensemin sırtıma değdiğini;
Göğsümün kadın başlı yırtıcı canavar gibi şiştiğini.
Fırçamsa durmadan yüzüme boya damlatıyor
Ve orada harika mozaikler yaratıyor.

PETRA MRZYK ve JEAN-FRANCOIS MORICEAU cinsel içerikli sürreal çizimleriyle çok eğlenceli gözüküyorlar. eskiden lemanyak dergisinde bahadır baruter’in çizdiği ruhaltı sayfalarını hatırlattılar biraz.
Jackson Pollock birçokları için en basitini yapıyordu. yani al eline bir kova boya ve salla dur tuvalin üzerine. peki şimdi alın elinize birkaç kova boya ya da buraya bir uğrayın ve nasıl pollock gibi resim yapılırmış görün. Ama aksiyonu eksik etmeyin, bir kabile büyücüsü olun, kuş olun akın.
30 cm x 40 cm bir alan düşünün. bu alana kaç tane hikaye sığar? küçük adamlar, küçük masalar, küçük resimler… joe fig bu kadar bi alana andy warhol, van gogh gibi ressamları sığdırmış. tek kelimeyle hayranlık verici!
joe fig………….heykeller

excel bildiğiniz gibi istatistiksel, matematiksel yani rakamlarla ilgili verilerin düzenlenmesinde kullanılan bilenlerin hayranlıkla kullandıkları bir program. hatta içlerinde excel üzerinde web tasarımı yapanları bile mevcuttur. işte bu adamlardan biri de danielle aubert. aubert excel hücrelerinin renklerini değiştirerek ve hücrelere girdiği karakterlerle tasarımlar yapıyor. yaptıkları pixel-art, ASCII’lara benzemekle birlikte zaten aynı mantıkta. gerçi ben yaptıklarını çok sevdiğimi söyleyemem ama web sitesinin de excel mantığında olması hoşuma gitti. kimbilir belki bunu da excel ile yapmıştır.
bazılarınca sanat teröristi olarak adlandırılan banksy kendi yaptığı sanat ürünlerini dünyaca ünlü müzelere yerleştirmesiyle tanınıyordu. banksy bu kez dünyanın dikkatini ortadoğuya çekti. israil ve filistin arasına israil tarafından örülen duvara pencereler açtı. BM tarafından yasadışı ilan edilen duvar lordra ile zürih arası kadar bir mesafeyi kapsıyor ve berlin duvarından 3 kat daha yüksek. ve bu duvar filistin’i dünyanın en büyük hapishanesi haline getiriyor. hiçbir kanun tanımayan, insanlıktan nasibini almamış israil devletine keşke toprakla birlikte bir vicdan da vaad edilseydi.
hepinizin gayet iyi bildiği gibi uzakdoğu insanına karşı hayranlıkla korku arasında bir his besliyorum. (hadi hadi..bariz korkuyorsun yeme bizi). bugün internet aleminde dolanırken hayashi isimli siyah kuşak 10.dan bir kağıt ustasına denk geldim. iki elimi birbirine kavuşturup saygıyla eğildim karşısında. hayashi kağıtları katlayıp dürüp bambaşka bir dünya yaratıyor. kah küçücük bir şeker kutusu tutuşturuyor bir kahramanının eline kah bir vedalaşma sahnesi canlandırıyor. buraya kadar baktıklarınız tamamen hayranlık uyandırıcı değil mi. peki ya bi de bunları hareketlendirdiğini söylesem.
demolition man filminde stallone geçmişte dondurulup gelecek belirsiz bir dünyada uyandırıldığında bu çağın insanlarının müzik zevkinin reklam cıngıllarından oluşmasına hayret dolu ve anlamaz gözlerle bakıyordu. ama şu an eminim stallone da duşta ya da arabada ya da mutfakta bişeyler karıştırırken buna benzer şeyler yapıyordur. dün lürzher’s archive dergisinin periyodik olarak yayınlana, yılın ilk üç ayının en iyi reklamlarının bulunduğu dvd’yi izleme şansını yakaladım. içerisinde birbirinden güzel (ki yalan..yani bi ara her önlerine gelen reklam filmini direkt olarak koymuşlar gibi geldi ama yine de kalburüstü reklamlar olduklarını düşünerek koydular sanırım) 70 tane reklam filmi vardı. sadede geliyorum. içlerinde yalnızca birinden bahsedeceğim, wieden+kennedy‘nin honda diesel için yaptığı reklamdan. hatta bahsetmeyeceğim, buyrun izleyin. reklam filminin yapım aşamalarını wieden+kennedy sitesinden görebilirsiniz.
şimdi ambigram nedir diye de sorarsınız siz. açıklıyım. ambigram arkadaşlar 180 derece çevrildiğinde bile aynı şekilde okunan yazılara deniyor. dan brown’ın melekler ve şeytanlar kitabını okurken sık sık karşıma çıkmıştı da hayretler içinde bakınıp durmuştum. tabi kitapta bunu yapan kimsenin olmadığı ve gördüklerimizin son ambigram oldukları yazıyordu. (buradan katolik dünyasına destek olmak istersek eğer, evet dan brown yalancıdır falan da diyebiliriz. neyse konumuza dönelim) scott kim adında kendine puzzlemaster diyebilecek kadar ukala herif bu ambigramlardan yapıyor. şöyle bir bakarken gördüklerim ve ilgimi çekenlerden bazıları; bach için yaptığı ve fantasy yazışı bi de mathematics demiş ona hasta oldum. henüz nasıl bakmak gerektiğini çözemedim ve korkuyorum ama internet bana bu korkumu yenmede yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. daha çok fazla gezmeden classroom diye biyer çıkıyor karşıma yine scott kim yapmış. internette başka ambigram örnekleri de var. misal karşımıza çıkabilecek 250 ambigramı burada listelemişler. himm..feci karşıtı işler polindrom falan.. türkiye’de de kelime oyunlarıyla ve ambigramlarla uğraşan birileri varmış. (bu siteye bulaşırsanız çıkamazsınız gibi o yüzden hiç bakmayın bence.) ve son olarak…siz de kendi ambigramınızı yapabilirsiniz. ambigrammatik hizmetinizde!

illegal artsistem karşıtı sitelerden biri. içerisindeki işlere tek tek bakmak gerek. özellikle ai kijima isimli capon danası yaptıklarıyla ağızları açık bırakıyor. korkuyorum japonlardan. (tüm çekikgözlüleri japon sayarım)
paradan bahsetmeyi sevmiyorum ama zaman zaman bastıkları banknotlarla da olsa kendinden bahsettiren merkez bankası sitesinde sahip olduğu tabloları sergiliyor. tamamı türk ressamlarından oluşan listede fikret mualla, abidin dino, burhan doğançay gibi isimler de var. dikkat ettim en son 1998 yılında arşivlerine yeni resim katmışlar. ekonomik krizden midir bilinmez.


Son Yorumlar