Posted: August 20th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: hayat, internet, siyaset, sokak, truetypelies | No Comments »

Çünkü bize göre:
Sansür, asla küçümsenmemesi gereken çok önemli bir konudur. Herkes bunun vehametinin farkına varmalıdır.
Ülkemizde son günlerde, özellikle sanal ortamda artan kontrolsüz bir sansür söz konusudur.
Gerçek hayatta suç olan şeylerin sanal hayatta da suç olması normaldir. Kimse birini öldürüp, bunun videosunu yayınlamamalıdır. Bunu engellemeye sansür denemez. Aynı şey tecavüz, çocuk pornosu, uyuşturucu madde temini gibi konular için de geçerlidir.
Gerçek hayatta suç teşkil etmeyen şeylerin sanal ortamda keyfi faktörlerle engellenmesi sansürdür.
Bazı kurallar koyulacaksa bu iyice, açıkça tanımlanmalıdır. Ucu açık söylemlerle iş keyfiyete bırakılamaz. Her önüne gelen, mahkemeye başvurup site kapattıramaz.
Müstehcenlik, intihara özendirme gibi belirsiz söylemler tek başına site kapatmaya yeterli olmamalıdır çünkü bunlar beraberinde "kime göre" sorusunu getirecektir ve bu kabul edilebilir bir şey değildir.
Porno suç değildir. Kimsenin fantezi dünyası kimseyi ilgilendirmemelidir.
Düşünce suç değildir. Herkes istediğini düşünmekte özgür olmalıdır.
Kapatılan sitelerin bazı meslek sahiplerini etkiliyor olabileceği gözardı edilmemelidir ve bu sitelerin sadece eğlence aracı olmadığı insanlara vurgulanmalıdır.
Ülkemize edilen hakaretlerin cezası bize değil, o hakaretleri edenlere kesilmelidir. Gerekirse site yönetimi ile görüşülmeli ve hakaret içeren videoların kaldırılması talep edilmelidir. Türkiye'yi internetten kovmak üç tane ergen çocuğun yapabileceği bir şey olmamalıdır.
Arka kapılar bularak yasaklanan sitelere girmeyi başarabilmek, sorunun çözümü demek değildir.
Sansür, sadece sanal ortamlarda değil, her ortamda var olabilen bir tehlikedir. Sanal ortamdaki sansürün sanata, resimlere, filmlere, kitaplara da sıçraması gayet mümkündür. Bu nedenle, sansürün her türlüsüne karşı durmak gerekmektedir çünkü sansür, bilgi alma özgürlüğümüzün kısıtlanması, haklarımızın çiğnenmesi ve bizim için neyin doğru olduğuna başkalarının karar vermesi demektir. Dolayısıyla sansür özgürlüğün ihlalidir.
Ve unutmamak, unutmaktan; ses çıkarmak, susmaktan her zaman için daha iyidir.
sansüresansür.org
Posted: August 4th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: internet, siyaset | 1 Comment »

Devlet eliyle korsan eğitimi / M. Serdar Kuzuloğlu
Düzeltme: Serdar Kuzuloğlu'nun soyadını Kuzuoğlu yazmışım. Düzelttim. Dediği şey o anda daha mühim gelmişti anlaşılan.
Posted: May 28th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: dünya, reklam, siyaset | 1 Comment »

Dünyanın en çok konuşulan ülkesinin en çok konuşulan -her ne kadar dalga geçilse de politikalarına boyun eğilen- başkanının dünya medyasında çıkan reklamlarından portresi. Son imparatorun zeka seviyesinin biraz düşük olduğu hemen hepsinin ortak görüşü ve ilanlarda en hafif hitap şekli salak. Bu ilanlar nedeniyle kaçına dava açıldığını merak ediyorum. Aynı soru Simpsons'un 383. bölümü G.I. (Annoyed Grunt)'ı izlerken de aklıma geldi. Hani oradaki diyalogların çeyreği için bile burada askerlikten soğutma davası açılabilirdi. Açıldı mı? Bilmiyorum. Uzun zamandır aynı eleştirileri gitgide yükselen tonda söyleyebildiklerine göre, hayır.
Dünya reklamcılığının Bush'u nasıl gördüğüyle ilgili yazıda, daha önce Lurzer's Archive dergisinde gördüğüm ve en iyi basın kampanyası listemde en üst noktalara yerleştirdiğim bir kampanya görselini tekrar görmek iyi geldi. Diário de S.Paulo gazetesi için "Olayın derinine inen gazete" sloganıyla hazırlanan kampanyanın illustratif yaklaşımı, olay örgüsünün karmaşaya kurban gitmeden okuyucuya iletilebilmesi bakımından son derece başarılı. Reklam ajansı DM9DD.
Posted: July 24th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: siyaset | 9 Comments »
tasarımla ilgili bir blogun bu kadar siyaset içermesi hoşunuza gitmeyebilir fakat tasarım da yaşamdan ne kadar kopabilir ki. pazar günkü genel seçim iktidara yola devam mesajı verirken muhalefetteki chp'ye de böyle siyaset yapmaya devam edersen sittin sene sana oy yok da diyor gibi. seçim anketlerini bırakın, şöyle kahvehane sohbetlerine bile katılsanız herkesin baykal'a rağmen chp'ye oy verdiğini, vereceğini duyabilirdiniz. deniz baykal'ın seçim sonrası tavrı ise "baykal'a rağmen" kısmını açıklıyor sanırım. türk tipi siyasetin sembollerinden deniz baykal'ın görevinden istifa edip yerini kriz siyaseti gütmeyen, korkular üzerine oynamayan, geleceğe dair öngörülerde bulunup buna uygun politikalar geliştirebilen, bağırmayan, halka yakın, demokrat bir lidere yol açılması taraftarıyım. ha diyeceksiniz ki nerede böyle lider? bilmiyorum fakat koltuğuna sıkı sıkıya bağlı yöneticiler ve çevrelerine ördükleri etten duvarlar olduğu müddetçe göremeyeceğimizden adım gibi eminim.
jolené 'in blogu creamfields sayesinde okuduğum, zülfü livaneli'nin vatan gazetesi'ndeki köşesinde yazdığı "Deniz Bey, o fotoğrafı çıkarıp bakmanın zamanı geldi!" başlıklı makaleyi okumanızı öneririm.
bu konuyla ilgili hazırladığım banner tamamen kişisel bıkkınlığımdan yola çıkarak oluşturuldu. hiçbir örgüt, siyasi parti, vs. ile bir kan bağı bulunmuyor.
