sokak

You are currently browsing the archive for the sokak category.

sigara.gif

19 Mayıs’ta uygulanmaya başlanacak olan kapalı mekanlarda sigara içme yasağı benim gibi sigara içmeyen biri için oldukça önemli bir uygulama. Belki bu sayede biraz daha rahat nefes alabiliriz. Bu güzel uygulamanın düzgün işleyebilmesi için kapalı mekanlara bu yasağı duyuracak panolar asılması zorunlu hale getirilmiş. Panoları düzenleyen genelgeye göre harf yüksekliğinin minimum 10 cm olması gerekiyor. Biz nasıl yapacağız diye düşünüp buna bir çözüm ararken Sigarayla Savaşanlar Derneği‘nden: “Herhangi birşey yapmanıza gerek yok, hazırladığımız posterlerden alıp asmanız yeterli.” bilgisini aldık. Farklı boyutlarda da alternatifler hazırlamışlar, belli bir rakama bunları satıyorlar. Yukarıda 50×70 boyutunda poster örneğini görüyorsunuz.

Harf yüksekliği 10 cm olarak hazırlanmış BURADA SİGARA İÇİLMEZ CEZASI 62 YTL posteri, tasarlayan(!) ve satışa sunanların kendini bilmezliğiyle dikkat çekiyor. Tıkıştırılmış, çekiştirilmiş, şişirilmiş, koparılmış yazılar çirkinliğe çirkinlik katmış. Katledilmiş harfler insanın üzerine üzerine geliyor. Dikkat çekmenin “büyük, daha büyük”ten geçtiğini sanan idarecilerin de bastırmasıyla 10 cm’lik harfler de zaten sadece bu arkadaşların yaptığı şekilde sığıyor standart 50×70 postere. Tıkıştır, tep, ez, böl! Genişlik sığsa yükseklik sığmıyor. 390 punto Trade Gothic Condensed Bold ile -ki kendisi en dar fontlardan biridir- büyük İ’leri küçük i yazarak ancak sığdırabildim. Üstelik daha da beteri bu kadar çirkin bir posteri asmayan işletmelere 1000 YTL ceza öngörülmüş. İşletmeler, denetleyenlerin kriteri bu poster olduğu için yeni birşey tasarlatmaktan da çekiniyorlar çünkü denetleyenlere göre en dikkat çekici, en okunaklı poster bu. Çirkinlik zorla dayatılıyor yani.

Tipografi sadece grafik tasarımcıların gördüğü birşey değildir. Grafik tasarım hayatı, senin dış dünya ile bağ kurmanı, yolunu bulmanı, başkalarıyla iletişimini düzenler. Baktığında daha kolay algılamanı sağlar. Kendimizi anlatamıyoruz, kimse bizi anlamıyor diye ağlanmak yerine iletişim kurmanın yollarını hep birlikte yeniden öğrenmemiz gerekiyor sanırım.

Sigarasız mekanlar için hazırlanmış güzel duyuru posterleri, işaretleri.

Sigara içmeyelim.

Uzun zamandır biriktirdiğim, Flickr’da rastladığım güzel şeyleri bugün ortaya dökmeye çalışacağım.

Yazı ve grafiği günlük hayatın bir parçası haline getirebilmiş toplumlara hep biraz kıskanarak bakacağım sanırım. Kamyon kasalarından, portakal sandıklarına, elektrik kutularından dükkan kapılarına kadar özenle boyanmış hindistan sokakları da bakmayı en çok sevdiklerimden biri. Sizin de bakabilmeniz için hazırlanmış Hindistan Sokak Grafikleri koleksiyonu gözlerinizi kamaştıracak.

Sokaklarında yazının en renkli, en şaşalı, en ışıltılı olanlarını görebilirsiniz. “Zengin” Amerika’nın devasa bir film platosunu andıran kumar şehri Las Vegas’ta bir Neon Mezarlığı‘nda çekilmiş fotoğraflara bakarken çöplüklerinin bile neredeyse sokakları kadar ışıltılı olduğunu hayretler içerisinde izleyeceksiniz.

Muhteşem Graphis Koleksiyonu’na göz attıktan sonra bakması ve sindirmesi biraz uzun sürecek Hollanda Grafik Tasarım’ından başarılı örneklerin sergilendiği koleksiyona yavaş adımlarla ilerliyoruz.

futuristika.gif

futuristika! enteresan mevzular dergisi yayın hayatına başladı. şu hayatta hiçbir şeye şaşırmıyorum artık, birşey olsa da silkinsem, kendime gelsem diyorsanız durmayın başlayın ilk başlıktan: Püsküllü moruk - Cem Karaca & Kardaşlar

futuristika!’nın logosunu yapsam nasıl yapardım diye düşünüp kimseden habersiz çalışmaya başladım. çalışmalarım içerisinde yukarıda gördükleriniz en çok hoşuma gidenler.

bir site açılışı haberi daha. absürd haberler muhabirimiz winmaker yeni adresiyle geri döndü.

tasarım dünyasının en başarılı yayınlarından biri olan japonya kaynaklı ping mag’da yayınlanmış süper bir derleme: japon ambalaj tasarımları.
1. çilek resmi geçidi

2. abur cubur karakterleri

3. sake şişeleri

4. doğa dostu ambalajlar

citysopening.jpg

kendi diline bu kadar kıl olan başka bi millet var mıdır acaba? nişantaşı’nda gördüğüm gayet haklı bir tashih . bravo!

!f istanbul bağımsız film festivali’de de filmi gösterilen pablo aravena‘nın tour de france için gerçekleştirdiği enstelasyon bugün gördüğüm en etkileyici şeydi. umarım sizin de hoşunuza gider. bisikletçiler için çizgi film!

internet bankacılığı konusunda türkiye’de en sağlam güvenlik altyapılarına sahip bankalardan biri -ki bence en iyisi- türk ekonomi bankası. tabi garanti gibi bir kullanıcı yoğunluğu olmadığı için de bu kadar sağlam gözüküyor olabilir fakat peşisıra yayınladıkları güvenlik paketleri bu işin peşini bırakmama konusunda ısrarcı olduklarını da kanıtlıyor. örneğin teb kurumsal internet sitesinden mcafee isimli virüs programını ücretsiz olarak indirebilmenize ya da turkcell ile yaptıkları anlaşma ile cep telefonunuzu mobil imza aracı olarak kullanabilmenize olanak sağlıyorlar. bir ay kadar önce yeniledikleri sitelerinin görsel olarak bazı problemleri olduğunu düşünsem de düzelteceklerine inanıyorum.

malesef internet bankacılığında bu kadar takdirimi toplayan banka sokağa indiğimizde aynı etkiyi bırakmıyor. birkaç gün önce valikonağı şube bankamatiğinin önünde, makine üstündeki “bu bankamatiği kullanarak para çekebilir, para yatırabilir, havale yapabilir…” şeklindeki yönlendirme yazısına güvenerek para yatırmaya hazırlanıyordum ki kartı taktıktan sonra yukarıda sayılan opsiyonların en önemlilerini yapamadığımı farkettim. sonra ne oldu? girdim içeri paşa paşa, geleneksel yollarla manuel olarak hallettim. (”sende de ne para varmış, hergün para geliyor herhalde” diyeceksiniz ama) dün yeniden para yatırmam gerekti ve bu kez maçka şubeye gittim. dışarıdaki bankamatik denilen bütün işlemleri yapabiliyor fakat sana verilen “para zarfının üzerini yine sana verilen 10 saniyelik zarfa para koy, bilgi fişini koy, ağzını kapa, içeri tık” süresinde bir de zarfın arkasını tükenmez kalemle doldurman gerekiyor. onla mı uğraşıcam deyip yine manuele dayanıyorsun tabi.

millet artık bu zarf gereksizliğinden bile kurtulur, yatırılan para hemen hesabına geçerken (bkz: garanti), hala bir gün valörlü olarak para yatırılan bir banka sokakta sınıfta kalmış demektir.

* bankamatik diyoruz ama bankamatik iş bankası atm’lerinin kurumsal ismi. herbirinin farklı bir ismi var.
** ATM dediğimiz şeyin de açılımı automatic teller machine yani otomatik vezne makinesi

kariye.jpg

yaklaşık bir ay önce pera müzesi’nde açılan Bir anıt, İki anıtsal kişilik, Theodoros Metokhites’ten, Thomas Whittemore’a sergisi sayesinde aklıma düşen kariye ziyareti geçen haftasonu nihayet gerçekleşti. her yıl bir sürü insanın kilometrelerce yol katederek geldikleri edirnekapı’daki kariye, bizans döneminin en etkileyici eserlerinden biri. istanbul’un fethiyle tıpkı ayasofya gibi camiye çevrilmiş ve bu dönüşüm sırasında bütün duvar fresk ve mozaikleri alçı ve sıvayla kapanmış. ne tesadüftür ki bu katman eserlerin bugünlere ulaşmasına da yardımcı olmuş. resimlerine bakınca eminim etkileneceksiniz fakat bir de kendi gözlerinizle görmenizi tavsiye ederim.

eğer siz de bizim gibi “hem kahvaltı ederiz hem de müze gezeriz” hayaliyle giderseniz aç aç geri dönebilirsiniz zira çevrede yemek yenilecek yerlerde turist kazığı yemeniz olası.

19 Şubat 2007 tarihini bir yerlere not edin zira bugün çok önemli bir gün. misak-ı milli sınırları dahilinde blogu olmayan il kalmasın şiarıyla yola çıkan öncü birlikler beşer onar kendilerini gösteriyorlar.


burada konuştuğumuz ve pagan beylerin bir peçete üzerine iliştirdiği liste hazır:) istek sırasına göre 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7

artık türk blog camiasında güneş gibi parlayacak, samanlıktaki iğneyi bulmamızı sağlayacak ve bize hayran hayran okuduğumuz, yazdıklarına güldüğümüz, ne yerler ne içerler diye merak ettiğimiz bloggerları tanıtacak bir blogzine var: bloglama

pazar günleri adet olduğu üzere güzel bir kahvaltı ve bakkaldan sipariş edilen bir ekmek ve bir hürriyet ile başladı. çok matah bir gazete olduğundan değil ya, birsürü ıvır zıvır var içinde eğlencelik. ona bakmak için. pazartesi yazısı hürriyetten bahsetsin.

hürriyet gazetesi okurken son üç dört haftadır en uzun süreyi özdemir ince’nin bulunduğu sayfada geçiriyorum. bu haftaki yazısı özellikle dikkatimi çekti. nasıl anlattığının da ne anlattığın kadar önemli olduğunu, mesela deniz baykal’ı dinlerken neden kafa atmak istediğinizi açıklar bir yazı olmuş. –> via

ince’nin bu yazısını ararken hurriyet yazarlarını kapsayan bir projeye denk geldim. yazarlar kalpleri kadar tertemiz ve beyaz sayfalara birbirlerinin portrelerini yazmışlar. gördük ki ertuğrul özkök “Nick Cave tutkusu dışında, Kanat Beyoğlu’nun en harbi, en kral delikanlısıdır” şeklinde cümle kurabiliyormuş. –> via

murat bardakçı gazetede en takdir ettiğim yazar. bu haftaki yazısında marmaray projesi kapsamında yapılan deniz kazılarında ortaya çıkan, bir zamanlar istanbul’da gerçekleşen tsunami nedeniyle yokolan bir bizans iskelesi ve gemilerinin akıbetinin ne olacağından bahsediyordu. eğer çok ileri bir teknoloji ile korunmazsa bu gemiler birkaç gün içinde toz olacakmış. nerde bizde o teknoloji, olsa da nerde bizde o duyarlılık sayın abim.

iş-ev arası eskilerin deyimiyle “tabanvay” ile gidilebilecek bir mesafe olduğunda çevredeki birçok şeye daha fazla odaklanma fırsatı buluyorsunuz aynı zamanda. hemen her gün önünden geçip ve her defasında başımı yukarı kaldırıp ihtişamına kapılıyorum halaskargazi caddesi 220 numaralı binanın. eğer yolunuz düşer de önünden geçme fırsatı bulur, kapalı kapısının parmaklıkları arasından içeriye merakla bakarsanız sağ ve sol duvarlarına yapılmış ama restorasyon sırasında çok özen gösterilmediğinden alçı tozuyla silikleşmiş resimleri görmekte zorlanabilirsiniz. yılmayın daha dikkatle bakın. gerçekten etkileneceksiniz.

bazılarınca sanat teröristi olarak adlandırılan banksy kendi yaptığı sanat ürünlerini dünyaca ünlü müzelere yerleştirmesiyle tanınıyordu. banksy bu kez dünyanın dikkatini ortadoğuya çekti. israil ve filistin arasına israil tarafından örülen duvara pencereler açtı. BM tarafından yasadışı ilan edilen duvar lordra ile zürih arası kadar bir mesafeyi kapsıyor ve berlin duvarından 3 kat daha yüksek. ve bu duvar filistin’i dünyanın en büyük hapishanesi haline getiriyor. hiçbir kanun tanımayan, insanlıktan nasibini almamış israil devletine keşke toprakla birlikte bir vicdan da vaad edilseydi.

bi başlayan bırakamıyor bu mereti. nargileden bahsediyorum. yazmak kolay değil. gündelik yaşamda kullandığım 100 kelimeyle bundan bahsetmem hiç kolay değil. nargileden bahsedeceksen erbap, racon gibi kelimeleri de bilmek gerekiyor. bu vesileyle onları da kullanmış oluruz.
M.Ö ademoğlu ibadet ederken yaktıkları şeyin kafa yaptığını farketti ve buna tütün (tütmekten türemiş olsa gerek bi bakalım) dedi. tütünü bulanların kimler olduğunu tam olarak bilemesek de nargilenin hangi aklıevvelin fikri olduğunu biliyoruz: hindistancevizi’nin dışındaki tütün benzeri tabakayı yakan ve cevizin içine soktukları kamışla keyif yapan hintliler. zaten nargile de adını farsça’da hindistancevizi demek olan “nargil”den alıyor.
öncelikle bu işin erbabı olanlar eski usul nargile içerler eğer karizma yapmak istiyorsanız siz de böyle yapmalısınız. ama bu gırtlak kanseri riski de oluşturduğundan mısırdan özel olarak getirilen ve adına bahri veya Arap tömbekisi denilen tütünlerin kullanıldığı nargileler de var (elmalı, kavunlu, capuccinolu gibi…) isterseniz şişeye su yerine süt, rakı gibi şeyler de koyarak farklı tatlar yakalayabilirsiniz.
nargile içmenin de bir raconu var. mesela nargile ateşinden sigara yakmayın, dövebilirler. eğer birkaç kişi aynı nargileyi içiyorsanız marpucu başkasının eline vermeyin, masaya bırakın ordan alsın.(ah şu tabular)
yeni başlayacaklar için bilinmesi gereken bir diğer şey de nargilenin nasıl içileceği. ayrıca buradan da fotoğraflarla görebilirsiniz. nargile muhabbeti uzun olur. dolayısıyla karşınızdakini iyi seçmelisiniz. sonra çok sıkıcı olabilir. ben bunu seçtim mesela.
kendin gibi birsürü insanla aynı anda nargile fokurdatmak istiyorsan eğer tophane ve çorlulu ali paşa medresesi bunun için birebir.
nargile yapısı itibariyle öyle sigara gibi iki nefeste bitirilebilecek birşey değil. zaman ayırmak lazım ki iki lafından birisi “bakarız, o zaman düşünürüz” olan bizler için bu çocuk oyuncağı. haydi ciğerinize kuvvet.

 

 

Close
E-mail It