D&R Dergi İlanları
Posted: March 24th, 2011 | Author: indianropetrick | Filed under: dergi, design, kitap, reklam, tasarım, tipografi, truetypelies, typography | Tags: D&R, fotokopi, Publicis Bold | No Comments »





Bloglama için tasarladığım kartvizitler sürekli yapılan en iyi bilmemkaç kartvizit listelerinden birine girmiş. Birilerine ilham vermiş olması güzel.
Inspiration: Compilation Of Business Card Designs | designrfix.com.
İngiltere'nin en saygın görsel iletişim tasarımı dergisi Creative Review bu kez Futuristika Magazine için yaptığımız tasarımları konuk ediyor. Yeni yıl için tasarlanan yılbaşı kartı ve ilk sayıların kapakları buradan görülebilir.
Creative Review - Futuristika Magazine Project.


Soldaki Anders Linden (http://www.anderslinden.com/) Sağdaki Fatih Gül:) Foça'da Atatürk Adası diye bilinen ada. Ben daha yakından çekmişim.
Not: Photoshop tabi benimkinin renkleri:)


Defter tutmayı seviyorum sevmesine de, o da işle bağlantılıymış tamamen. İş yerinde çalışırken önümde sürekli açık olurdu ve unutmayayım diye birsürü şeyi not alırdım. Fakat şimdi çok az aklıma geliyor. O da dışarı çıktığımda. Deftersiz çıkmam. En sevdiğim defter Moleskine. Benim lovemark'ım diyebilirim. Fakat bazen evdeki diğer defterleri tüketmek adına kullanmaya ara verdiğim oluyor. Farkettim ki Moleskine kullandığım zamanlarla stoktaki kapaksız, ciltsiz kağıtları birleştirip defter yaptığım zamanlar arasında yaratıcılık açısından epey fark var. Kendi yaptığım basit kağıtlı, sağda solda bulduğum kalın kağıtlardan kapak yaptığım defterlere çok daha fazla şey yazıp çizmişim. Çünkü 25 lira verip aldığım deftere yazmadan, çizmeden önce ister istemez imtina etmişim. Daha düzgün olmaya çalışmışım. Daha düzgün olmaya çalışırken bayağı düz bir adam olup çıkmışım.
Kendi yaptıklarımı Moleskine'den daha çok seviyorum bu yüzden. Şu Cabin yazanı mesela Polaroid'in koruyucu kartonundan yapmıştım. Cabin yazısı da Pegasus'un bagaj etiketi zaten. İç sayfaları da ajansın çöpe gidecek antetli kağıdından.

Vector Folding Rule / Vektör Katlanır Metre { Free Download 620 kb }


Dün sabah Büyükada'da kahvaltımızı yapmış ardından açık havada çay eşliğinde gazetemi okurken Fortis için hazırlanmış ilanı gördüm ve beni bundan 4 yıl önceye, Koçbank için çalıştığım zamanlara götürdü:) Telefon bankacılığıyla ilgili bir e-newsletter için yukarıda gördüğünüz illustrasyonu hazırlamıştım ve kullanmıştık. E-newsletter halini bulamadım fakat dosyanın yaratılış tarihi olarak 14 Eylül 2005 diyor. Çalıntı malıntı mevzuuna girecek değilim zira herkesin aklına gelebilecek birşey olabilir. Üstelik ilandaki halini daha çok beğendiğimi de itiraf etmeliyim.

Genelde bir slogan falan arıyorsak hemen ingilizce düşünmeye başlıyoruz. Başlıyoruz diyorum zira benim dışımda, sizlerin de böyle yaptığına eminim. Yanılıyorsam düzeltin. Nasıl bir koşullanmaysa... Sanki ingilizce olunca daha güzel duracak gibi bir izlenim oluşmuş zihnimizde. Bunda sağda solda gördüğümüz ingilizce güzel sloganlı t-shirtlerin de etkisi çok tabi. Dün akşam yolda gelirken e-tohum'un girişimcilik konulu t-shirt yarışması için gaz slogan düşünüyordum. Birden aklıma bu yukarıdaki geldi
Bi parça tipografi yaptım. Bakalım beğenecek misiniz?
E-tohum t-shirtleri Tasartı'da.

Askere gitmeden önce sürekli "bi gidip geliyim öyle bakarım" diye ertelediğim şeyleri tek tek yapmaya başladım. En önemlilerinden biri de "portfolyonu yenile!" diye bana bakıyordu dik dik. Bir de üstüne üstlük iş arama zarureti de kapıya dayanınca yenilemek elzem oldu. Fakat evde çalışmamak için o kadar çok bahane vardı ki bir saatte yapacağın şey günlerce sürünebiliyor. Bu nedenle epey bir vakit harcadım ama sonunda bitti. Truetypelies.com artık gıcır gıcır olarak yayında!
Bu arada benim için harika birşey daha oldu.
Cumartesi günü Starbucks için yaptığım
5. yıl logosunu Creative Review'e
gönderdim. İçeriğini ilgiyle takip ettiğim bir derginin anasayfasında şu an benim yaptığım logo da var:) Asıl olarak burada tabi.
TRUETYPELIES / The Portfolio of Fatih Gül
İyi mi oldu kötü mü? Yani twitter, friendfeed derken iyice yazmayı unuttuk. Kısa kısa bahsetmek varken uzun uzun yazmanın kime ne faydası var. Zaten oradan buradan beğendiğimiz şeyleri birbirimize satmıyor muyduk? Peki kapatsam ben mesela blogumu... Ne farkeder?
Karışığım.