Uncategorized

You are currently browsing the archive for the Uncategorized category.


Yine süper bir ekran koruyucuya rastladım. Dosya ağırlığı epey fazla fakat o kadar güzel ki bir çılgınlık edip yüklenebilir.  SCR | DROPCLOCK_yükle

kiraz çekirdeğinden kişiler yapmak


Plato: For the greater good.
Karl Marx: It was a historical inevitability.
Douglas Adams: Forty-two.
Nietzsche: Because if you gaze too long across the Road, the Road gazes also across you.
Buddha: If you ask this question, you deny your own chicken-nature.
Ernest Hemingway: To die. In the rain.

WHY DID THE CHICKEN CROSS THE ROAD?

birzamanlar bi arkadaşımın anlattığı bir fıkra geldi aklıma internette sürterken. birgün ki bu her zaman olur adamın biri ölmüş, cennet ve cehennemin ortasında sorgu sual masasının yanında sıraya girmiş. kendinden öncekilerin kaderlerinin belirlenip sıra kendisine gelene kadar beklemiş ve sonunda melekler onu çağırmışlar “sıradakii!” diye. ana adı baba adı kısmından sonra kararlarını açıklamışlar bir yandan dosyayı son bir kontrol ederken. “bravo beyefendi, ufak tefek günahlar dışında pırıl pırıl bir hayatınız olmuş. tebrik ederiz. eee cenneti hakettiniz, buyrun cennete!” adam mutluluktan uça uça ve meleklerin önünde saygıyla eğile eğile hemen sağında bulunan cennetin kapısına doğru seğirtirken meleklerden biri “durun” demiş; “neden bize yönetmen olduğunuzu söylemediniz canım! yönetmenler direkman cehenneme gider”. adam şaşırmış. o anda cennetin kapısından içeriye şöyle bir göz atmış ve stanley kubrick’i görmüş. hemen mal bulmuş mağribi gibi atılıp “hani yönetmenler giremiyordu bakın stanley kubrick orda, o niye cennette!” melekler kanon halinde vermişler ağzının payını terbiyesizin. “ha o mu..o tanrıı” hehehe.

gunicerisindecaykahvevebenzeriiceceklercalısanlarıncanyoldasıdır.
hemenhergunyaptigimizgibibizeenyakınbüfeden-kiadıeskibüfedir
-çaysöyledik.çayıiçtimklavyeninyanınakoydumyineherzamankigibi.
aradadamaillerebakıyorum.neysetammaillerdenbirinidikkatleokuyup
diğermailegececekkenelimcaybardağınaçarptıvedibindekalanazıcıkçay
klavyeninrakambölümünedöküldü.hementularıçıkarıpklavyeyisilkeledim
içinikuruladım.amabirsüresonrabosluktusucalismamayabasladı.aynı
zamandadikkatettiyseniz-s-harfinideyazamıyorum.
klavyedünyanınparasıneyapıcazbilmiyorum.neysedahafazlakafa
ütülemiyimbuhalde.haunutmadanklavyebakmakiçinapple’ınsitesine
girdim.bidenegöreyim.yıllarca-pc-cilerlekavganedenlerimizdenbiriolan
“bumacintoshlarınmauselarındanedentektusvar”kavgasıartıksonaeriyormus.
applezamanaayakuyduruptektusgorunumluama”multibuttoncharm”lı
mauseyapmıs.adınıda”mightymouse“koymus.yıkıldım.

hayat bu kadar kolay olmamalı

bunca zamandır görsel sanatları besleyen çizgi roman bu kez tam anlamıyla kasıp kavuruyor. son birkaç yıldır karşılaştığımız uyarlamalarla birlikte çizgi roman havası verilmiş reklam filmleri, tablolar, sinema filmleriyle daha epey bir haşır neşir olacağız gibi. peugeot 1007 reklamı da bunlardan biri. yaparken ne kadar eğlendiklerini izlerken siz de farkediyorsunuz.

neden?
belki de “neden yaptın?” diye sormalıydım. örnek suçlar diye bir kitapta vardı (max aub). yazar cinayet suçundan ceza almış kişilere neden öldürdün diye soruyordu. hepsi uydurma da olabilir tabi…

b1r

önce ellerimi giydim sonra ayaklarımı. parmakları düzelttim, bazen iki parmağım da aynı yere giriyor karışıyor ortalık. halbuki her zaman yaptığım şey.ara ara tekliyor insan. heyecansız bir akşam yemeği sırasında ya da sakız çiğnerken birden dil ve sakızın birbirine girip kendinden bir parçayı kapman gibi birşey bu da. sıra bacakları giymeye geldi. en zor kısmı birini giydikten sonra öbürünü giymek için tekinin üstünde pelikan gibi durabilmek. başardım sanırım. gövde ve başı giyip çıkabilirim artık. ilk giydiğinde rahatsız duruyorlar yeni alınmışlar gibi. bütün gece çekiyorlar mı ne? biraz geriniyorsun geçiyor.

 

 

Close
E-mail It