Animated GIF Paranoia
Posted: March 26th, 2010 | Author: indianropetrick | Filed under: animasyon, el emeği, grafik, yaratıcılık | Tags: animated GIF | No Comments »Çok beğendim:)
Çok beğendim:)
Hat-Trick Design tasarım şirketi tarafından Londra'daki Twickenham Stadı Hoteli için tasarlanan ve Ragbi'nin en büyük yıldızlarının işlendiği dev forma-pikselartlar.
Creative Review - Rugby's big stars at Twickenham.
Sevdiğimiz marka kimliği takipçilerinden Brand New, 2009'un en iyi ve en kötü kimlik değişimlerini listelemiş.
The Best and Worst Identities of 2009 - Brand New.
Bigumigu'da gördüğüm bu muhteşem uygulama japon tasarımcı Takujin Yoshioka tarafından Fransız Hermès Moda Evi için tasarlanmış. Gördüğüm en etkileyici vitrin tasarımı diyebilirim.
We have an animation budget of about $1200. We are looking for character designs, storyboards and animation. We are thinking along the lines of that Pixar Film with fish in it. You know the one? Finding Nema? It’ll get you good exposure. We’ll put it on Virgin Airlines.
via Clients From Hell.

Beklenen an geldi ve Londra 2012 olimpiyatları için tasarlanan piktogramlar birkaç gün önce görücüye çıktı. Londra 2012 için tasarlanan logo ilk sunulduğu andan itibaren yoğun bir eleştiri, alay bombardımanına sahne olmuştu. Bunlardan en dikkat çekeni ise Lisa Simpson ve oral seks benzetmesiydi. (bkz. Londra 2012 Kimliği)
2012 piktogramları Londra'da faaliyet gösteren SomeOne tarafından tasarlandı. Poster ve bannerların tasarımında Londra'nın metro haritasından ilham aldıklarını söylüyorlar.

Olimpiyat piktogramları tasarlamak çoğu tasarımcının hayallerini süsleyen bir iştir ki Otl Aicher'in 1972 Münih Olimpiyatları için tasarladığı piktogramlar ve 68 Meksika Olimpiyatları için hazırlananlar şimdiye kadar tasarlanmış en güzel piktogramlardır bana göre. (bkz. Olimpiyat Piktogramları)


Defter tutmayı seviyorum sevmesine de, o da işle bağlantılıymış tamamen. İş yerinde çalışırken önümde sürekli açık olurdu ve unutmayayım diye birsürü şeyi not alırdım. Fakat şimdi çok az aklıma geliyor. O da dışarı çıktığımda. Deftersiz çıkmam. En sevdiğim defter Moleskine. Benim lovemark'ım diyebilirim. Fakat bazen evdeki diğer defterleri tüketmek adına kullanmaya ara verdiğim oluyor. Farkettim ki Moleskine kullandığım zamanlarla stoktaki kapaksız, ciltsiz kağıtları birleştirip defter yaptığım zamanlar arasında yaratıcılık açısından epey fark var. Kendi yaptığım basit kağıtlı, sağda solda bulduğum kalın kağıtlardan kapak yaptığım defterlere çok daha fazla şey yazıp çizmişim. Çünkü 25 lira verip aldığım deftere yazmadan, çizmeden önce ister istemez imtina etmişim. Daha düzgün olmaya çalışmışım. Daha düzgün olmaya çalışırken bayağı düz bir adam olup çıkmışım.
Kendi yaptıklarımı Moleskine'den daha çok seviyorum bu yüzden. Şu Cabin yazanı mesela Polaroid'in koruyucu kartonundan yapmıştım. Cabin yazısı da Pegasus'un bagaj etiketi zaten. İç sayfaları da ajansın çöpe gidecek antetli kağıdından.