Posted: September 25th, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: buluş, yemek | No Comments »

Sevdiklerinize bayramda SMS atar gibi çikolata atabilirsiniz:)Tabii Almanya'da yaşıyorsak. Kim bilir girişimci bir türk çikolatacısı böyle bir işe girer, Kurban Bayramı'na ya da yılbaşına yetiştirir.
typolade
Posted: January 31st, 2008 | Author: indianropetrick | Filed under: DIY, font, tipografi, yemek | 2 Comments »

geç çıkılmış bir öğle yemeğinde, hızlıca yiyip çıkılacak bir fast food restoranında gelecek yemekleri beklerken masadaki tuz paketleriyle bir font denemesi. şahsen tuz'un hafiften peignot fontuna benzediği kanaatindeyim. peignot 1937 yılında, yetenekli bir poster sanatçısı olarak bilinen Adolphe Mouron Cassandre tarafından tasarlanmış, hem dekoratif, hem de tırnaksız ve bu nedenle de ender rastlanan bir font.
ben tuz paketlerini bişeye benzetmeye çalışırken jeremy pettis 26 karakterle 26 hayvanı betimlemiş. sanki nuh'un gemisi. kaplan pençesini masaüstümde hissettim.
son olarak fontlarına göre sigara paketlerine de göz atıp bu konuyu kapatalım.
Posted: November 14th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: alışveriş, reklam, yemek | No Comments »
okumaya başladığımdan beri tabelaları okurum. hatta galiba tabelalarda yazılanları sökmeye çalışırken okumayı öğrenmişim. yani 20 yılı aşkındır süre içinde birsürü ilginç, yaratıcı şeyle karşılaştım fakat böylesi çok seyrek çıkıyor insanın karşısına. şişli halaskargazi caddesi'nde bir çiğ köfteci olan bulgurking gördüğüm ilk andan beri takdirimi toplamış bir işletme. kıvrak zeka ile girişimciliği birleştiren süper bir örnek.
diğer gördüklerim:
"now çiğ köfte time!" eyüp'te bir çiğ köfteci
"sizi çok seviyoruz!" yine eyüp'te bir serfloor mağazasının sloganı. artık genel bir slogan mı bilmiyorum. ne yani "ben de sizi çok seviyorum verin ordan 30 m2 laminat parke!" mi diyeceğim.
Posted: October 26th, 2007 | Author: indianropetrick | Filed under: alışveriş, hayat, koleksiyon, pazarlama, sokak, tasarım, yemek, çevre | No Comments »

tasarım dünyasının en başarılı yayınlarından biri olan japonya kaynaklı ping mag'da yayınlanmış süper bir derleme: japon ambalaj tasarımları.
1. çilek resmi geçidi
2. abur cubur karakterleri
3. sake şişeleri
4. doğa dostu ambalajlar
Posted: December 8th, 2006 | Author: indianropetrick | Filed under: yemek | No Comments »
bir restorana gittiğinizde neden alındığını değil de neden bu şekilde istendiğini bir türlü anlamadığım garsoniye mevzuu üzerine siz de kafa yoruyor musunuz? menüde yanında 16 lira yazan bir yemek yeyip hesapta 20 lira ödemek bana fazlasıyla koyuyor. o yemeğin fiyatına 20 lira deseniz beni bu kadar rahatsız etmeyecek, anlatabiliyor muyum? tamam, bahşiş bırakmak istemeyen müşteriler var ama bahşiş denilen şey zaten memnuniyet belirten bir "ekstra" değil mi?
Posted: December 7th, 2006 | Author: indianropetrick | Filed under: listeler, yemek | No Comments »
görsel iletişim dünyası henüz kokuyla -sağda solda duyduğumuz o amerika'da sinemalarda uygulanan kahve kokulu kahve reklamı efsanesini saymazsak eğer- tam olarak tanışmadı. halbuki algıya katacağı yepyeni boyutu kimsenin göz ardı edeceğini zannetmiyorum. bu koku mevzuunu kendi kendime kurcalarken nefis kokuları şöyle bir geçirdim aklımdan. sonra karnım tok da olsa kokusuna dayanamadığım yiyeceklerin listesini yaptım. sıralandırmayı tamamen şu anki açlık durumuma göre yaptım ama tok da olsam çok birşey farketmezdi herhalde.
işte liste:
1-kokoreç
2-sıcak ekmek
3-mangalda et
4-hamsi
5-közlenmiş kırmızı biber
Posted: March 29th, 2005 | Author: indianropetrick | Filed under: internet, yemek | No Comments »

savetoby.com internet aleminin şu aralar en ilginç noktalarından biri. site sahibi günün birinde yolda aylak aylak dolanırken yaralı bir tavşan bulur. bu yaralı güzel yavru tavşanı iyeleştirir besler, sağlığına kavuşturur. buraya kadar olanlar hepimizin yüzünü güldürdü değil mi? ama olayın aslı hiç de öyle değil. adi ve kurnaz site sahibi toby adını verdiği güzel yavru tavşanı 30 haziran 2005 tarihinde yahni yapacağını söylüyor. tabi eğer o zamana kadar istediği 50.000 amerikan doları'nı toby'nin hayatını kurtarmak için açılmış olan hesaba yatırmazsak. ismini açıklamayan site sahibinin bu çıkışından sonra bir yığın hayvansever ayaklanmış ve ne ilginçtir ki 30.000 amerikan doları toplanmış bile. bi taraftan store bölümünde toby baskılı tişörtler, şapkalar kapış kapış gidiyor. herif bi de olayı kızıştırmak için toby'nin çeşit çeşit fotoğraflarını çekip duruyor ve üstüne üstlük toby'le yapacağı yemeklerin tariflerini yayınlıyor (çok adiymişsin be abi).
Posted: July 20th, 2003 | Author: indianropetrick | Filed under: hayat, sokak, yemek | No Comments »
bi başlayan bırakamıyor bu mereti. nargileden bahsediyorum. yazmak kolay değil. gündelik yaşamda kullandığım 100 kelimeyle bundan bahsetmem hiç kolay değil. nargileden bahsedeceksen erbap, racon gibi kelimeleri de bilmek gerekiyor. bu vesileyle onları da kullanmış oluruz.
M.Ö ademoğlu ibadet ederken yaktıkları şeyin kafa yaptığını farketti ve buna tütün (tütmekten türemiş olsa gerek bi bakalım) dedi. tütünü bulanların kimler olduğunu tam olarak bilemesek de nargilenin hangi aklıevvelin fikri olduğunu biliyoruz: hindistancevizi'nin dışındaki tütün benzeri tabakayı yakan ve cevizin içine soktukları kamışla keyif yapan hintliler. zaten nargile de adını farsça'da hindistancevizi demek olan "nargil"den alıyor.
öncelikle bu işin erbabı olanlar eski usul nargile içerler eğer karizma yapmak istiyorsanız siz de böyle yapmalısınız. ama bu gırtlak kanseri riski de oluşturduğundan mısırdan özel olarak getirilen ve adına bahri veya Arap tömbekisi denilen tütünlerin kullanıldığı nargileler de var (elmalı, kavunlu, capuccinolu gibi...) isterseniz şişeye su yerine süt, rakı gibi şeyler de koyarak farklı tatlar yakalayabilirsiniz.
nargile içmenin de bir raconu var. mesela nargile ateşinden sigara yakmayın, dövebilirler. eğer birkaç kişi aynı nargileyi içiyorsanız marpucu başkasının eline vermeyin, masaya bırakın ordan alsın.(ah şu tabular)
yeni başlayacaklar için bilinmesi gereken bir diğer şey de nargilenin nasıl içileceği. ayrıca buradan da fotoğraflarla görebilirsiniz. nargile muhabbeti uzun olur. dolayısıyla karşınızdakini iyi seçmelisiniz. sonra çok sıkıcı olabilir. ben bunu seçtim mesela.
kendin gibi birsürü insanla aynı anda nargile fokurdatmak istiyorsan eğer tophane ve çorlulu ali paşa medresesi bunun için birebir.
nargile yapısı itibariyle öyle sigara gibi iki nefeste bitirilebilecek birşey değil. zaman ayırmak lazım ki iki lafından birisi "bakarız, o zaman düşünürüz" olan bizler için bu çocuk oyuncağı. haydi ciğerinize kuvvet.